Buika – Pink Martini 15 Temmuz 2014

15
/ Jul
Tuesday
2014

Buika – Pink Martini 15 Temmuz 2014

Location
Harbiye, İstanbul
Venue
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi
Time
09:30 pm - 01:00 am
Price
Protokol - 400.00 TL 1. Kategori - 250.00 TL 2. Kategori - 200.00 TL 3. Kategori - 150.00 TL 4. Kategori - 100.00 TL 5. Kategori - 75.00 TL 6. Kategori - 50.00 TL 7. Kategori - 40.00 TL

Muhteşem bir konser; Buika ve Pink Martini 15 Temmuz’da Açıkhava’da! Aşkın tutkulu sesi Buika yepyeni albümü “La Noche Mas Larga”nın, Pink Martini yepyeni albümleri “Dream A Little Dream” yayınlandıktan hemen sonra çıktıkları “Get Happy”nin Avrupa Turneleri kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile Türkiye’de ilk defa aynı gecede 15 Temmuz’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda!

Buika
İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika; en iyi şarkılarını bir araya getirdiği “En Mi Piel” albümünden sonra çıkardığı albümü ‘La Noche Mas Larga’ albümünün Dünya Turnesi kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile 15 Temmuz’da İstanbul’da.

Flamenko ile cazı bir araya getirerek, flamenkoyu farklı boyutlara taşıyan ve dünya müziğine yepyeni bir tarz kazandıran Buika, “copla” söylediği şarkılarını adeta yaşıyor, kelimelerle oynuyor ve duyguları içerek kulaklara fısıldıyor. İkinci albümü “Mi Nina Lola” albümü ile İspanyol Müzik Ödülleri’nde “En İyi Prodüksiyon” ve “En İyi İspanyolca Albüm” dallarında, “El Ultimo Trago” albümü ile de “En İyi Tropikal Albüm Grammy”’sini kucaklayan Buika, yepyeni albümü La Noche Mas Larga’da kendi şarkıları ve de Siboney, Ne Me Quite Pas ve Throw It Away gibi klasikleşmiş şarkıları seslendiriyor.

56. Grammy ödüllerinde ‘La Noche Mas Larga’ albümü ile ‘En İyi Latin Caz Albümü’ne aday olan, aşkın tutkulu sesi Buika, 15 Temmuz’da İstanbullu hayranlarına unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak. Belki gecede bir sürpriz yaşarız, Buika Pink Martini ile de bir düet yapar, belli mi olur ? Buika hayranlarına duyurulur, sanatçı konserin ilk yarısında sahne alacaktır.

Pink Martini
“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!”, “Splendor in the Grass”, “Joy to the World”, “1969” ve “A Retrospective” albümleri ile Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın ve platin plak kazanan Pink Martini, yepyeni albümleri “Get Happy“’nin Avrupa turnesinin kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile 15 Temmuz’da İstanbul’da.

18 aylık uzun ve maceralı ‘Get Happy’ kayıtlarının yolculuğuna Phyllis Diller’ın vefat etmeden önce yapmış olduğu son kayıt ‘Smile’ şarkısı ile başlayan grup, Avustralyalı başarılı kabare divasi Meow Meow, alımlı ve alışılmadık Fransız Philippe Katerine, yakışıklı ve ışıl ışıl radyo süperstarı Ari Shapiro, sıcakkanlı harika kardeşler The Von Trapps ve muhteşem bir performansla Rufus Wainwright’ın albümlerine konuk olması ile hayranlarına muhteşem bir müzik şöleni sunuyor.

‘Quizas Quizas Quizas’, ‘Sway’, ‘Smile’ gibi unutulmaz eserleri yepyeni albümlerinde yorumlayan grup, Türk sevenlerine de büyük bir sürpriz yaparak ‘Üsküdar’ şarkısını ‘Get Happy’ye ekledi. Get Happy için hala stüdyodayken, Thomas Lauderdale eş zamanlı olarak The Sound of Music- Neşeli Günler filmiyle meşhur olan Captain ve Maria Von Trapp’ın gerçek torunları Sofia, Melanie, Amanda ve August von Trapp’ın da konuk olduğu, grubun 8. stüdyo albümü, “Dream a Little Dream” için çalışmaya başladı. Von Trapp kardeşler de 12 yıldır beraber şarkı söylüyorlar ve konserlerle tüm dünyayı turluyorlar. Thomas Lauderdale’in sihirli yörüngesine çekilen kardeşler artık Portland, Oregon’da birlikte yaşıyorlar ve son iki yıldır sık sık Pink Marti’nin konserlerinde de konuk sanatçı oluyorlar. Albüm İsveç’ten Ruanda’ya, Çin’den Bavyera’ya kadar zik zaklar çizerek dünyayı dolaşıyor ve The Chieftains, Wayne Newton, “Jungle” Jack Hanna ve (Orijinal The Sound of Music- Neşeli Günler filminde Liesl karakterini oynayan) Charmian Carr gibi isimleri konuk ediyor. Albüm tüm dünyada 4 Mart 2014‘te yayınladı.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız bir konser için 15 Temmuz’da İstanbul’da. Pink Martini hayranlarına duyurulur, konserin 2. yarısında sahne alacak.

Buika Hakkında

María Concepcion Balboa Buika (Concha Buika) 11 Mayıs 1972 yılında Mallorca adasında Ekvator Ginesi’nden gelen ailesinin halen yaşamaya devam ettiği Palma şehrinde dünyaya geldi ve şimdilerde Florida Eyaleti’nde Miami’de yaşıyor. Buika bir şair, şarkıcı, şarkı yazarı ve prodüktör olarak tüm rollerini bir kenara koyarak en değerli rolünü “annelik“ olarak tarif ediyor. İçinden geldiği gibi şarkı yazıyor ve İspanyol, Katalan, Portekiz’li ya da İngiliz. Farklı farklı kültürlerden müzisyenlerle de çalışarak renkli müziklerini Anoushka Shankar, Chick Korea, Nino Josele, Mariza, Bebo & Chucho Valdes, Luz Casal, Ivan “Melon” Lewis, Jose Luis Perales, Seal, Armando Manzanero, Nelly Furtado, Javier Limon gibi çok özel sanatçılarla ortaya döküyor. Aslında Buika’ya caz efsanelerinin şarkılarını dinlemeyi aşılayan annesi olmuş, ancak bir yandan da evinin penceresinden geleneksel “copla” şarkılarını dinlemeye devam etmiş. Sokaklarda flamenko çığlıklarıyla büyüyen Buika ona kimliğini veren tenine işleyen müziklerle kendini buluyor. Mallorca’da barlarda ve kulüplerde şarkılar söyleyen Buika, bu sırada house müzik tarzında bazı dans şarkılarına da vokalleriyle eşlik etmiş. Tiyatro grubu La Fura del Baus ile ünlü “Ombra“ uyarlamasında da birlikte çalıştı… 2000 yılında Las Vegas’a gelen Buika, Tina Turner taklidi yaptığı ve ayrıca The Supremes grubunun da canlandırıldığı şovlarından sonra cazın ünlü isimlerinden Rachelle Ferrell’den, the Blue Note Club’ta şarkı söylemesi için teklif aldı. Madrid’e dönen ve ilk albümü ile yeteneklerini ve becerilerini sergileyen sanatçı 4 farklı prodüktörle kendine özgü bir tarz yakalamayı başarmış. Kariyerini özetlemek pek kolay olmasa da Buika ağzını açıp da şarkı söylemeye başladığında artık herkes “onun gibi şarkı söyleyebilen” biri olmadığını çok iyi biliyor. Javier Limon’un prodüksiyonunu yaptığı ikinci albümü, “Mi Nina Lola”, İspanyol Müzik Ödülleri’nde, En İyi Prodüksiyon ve En İyi İspanyolca Albüm dallarındaki ödüllerini kucakladı. Almanya’da da Müzik Eleştirmenleri Ödülü alan sanatçı katıldığı festivallerden olağanüstü bir ilgiyle geri döndü. Seyircilerin konserlerini soluksuz izlediği ve eleştirmenlerin yerlere göklere sığdıramadığı Buika, hakkında her konser sonrasında tutku dolu makaleler yazılıyor.

Buika üçüncü albümü “Nina de Fuego” için yine Javier Limon ile işbirliği yaptı. Geleneksel copla şarkılarını tekrar ziyaret ettiği, ilk kez Meksika’nın geleneksel Ranchera’larına yer verdiği ve ilk kez kendi kalemiyle ve Javier Limon ile birlikte şarkılar yazdığı bir albüm kaydetti. Aşk şarkıları ve daha önemlisi kaybedilen aşklara şarkılar söyleyen Buika, şarkılarını yazarken kendi deneyimlerinden yola çıkıyor, ya da Javier Limon onun için sözler yazıyor. Turnelerdeki yalnız, uzun ve uykusuz gecelerde Buika yeni şarkılar yazıyor.

“Buika sadece copla söylüyor” denilse de bu doğru değil. Buika copla şarkılarını yaşıyor, deneyimliyor, kelimelerle oynuyor, duyguları içiyor ve kulağınıza fısıldıyor. “Nina de Fuego” albümü ile Latin Grammy ödüllerine Yılın En İyi Albümü ve En İyi Prodüksiyon kategorilerinde aday olan Buika, ödül gecesinde çıplak sesle acapella okuduğu Volver, Volver adlı şarkısıyla akıllara kazındı. Ünlü festivallerde de sahne alan Buika, Montreux Caz Festivaline de katılırken Arjantin, Helsinki, Oslo, Zürih, Romanya’ya kadar konserleriyle tüm dünyayı geziyor ve Amerika’dan Japonya’ya ve Türkiye’den Brezilya’ya kadar dünyanın heryerinde büyük ilgi görüyor. Portekizli ünlü Fado şarkıcısı Mariza’nın albümü Terra için Pequenas Verdades adlı şarkıda düet yapan Buika, Mirame adlı şarkıda Elefteria Arvanitakis’e eşlik ediyor.

Eylül 2009’da yayınlanan, dünyaca ünlü yıldız Nelly Furtado’nun son albümü “Mi Plan”’da ise Furtado’ya, kadınların gücü için yazılmış bir ilahi olan “Fuerte” adlı şarkıda katılıyor. Buika latin caz albümü “El Ultimo Trago” albümünde ise Meksikalı efsane şarkıcı Chavela Vargas’a armağan ettiği şarkıları söylüyor. Pink Martini grubunun da “Splendor in the Grass” albümleri için beraber bir şarkı kaydettikleri Chavela Vargas şarkılarını Latin Caz tadında yorumlayan Buika, Meksika’nın büyük efsanesi Vargas’ın şarkılarıyla “En İyi Tropikal Albüm Grammy” ödülünün de sahibi.

Mariza, Yasmin Levy, Elefteria Arvanitakis ve tabii ki Buika’nın albümlerinin prodüktörü Javier Limon’un albümü Mujeres de Agua’da muhteşem bir şarkıya imza atan Buika, 2011 senesinde de Seal ile kaydettiği ‘You Get Me’ şarkısı ile tüm dünyada listelerine de girmiş durumda. 2011’de Pedro Almodovar’ın sansasyonel filmi “La Piel Que Habito” (İçinde Yaşadığım Deri) için küçük bir rol de alarak seslendirdiği şarkılarla da büyük ilgi gören yıldız, Best of albüm çalışması ‘En Mi Piel” ile kariyerinin en güzel şarkılarını biraraya getirdikten sonra yepyeni albümü “La Noche Mas Larga” ile ünlü şarkılara yepyeni yorumlar getiriyor. Buika 4 Haziran’da tüm dünyada yayınlanan yepyeni albümü ‘La Noche Mas Larga’da kendi şarkılarını ve de Siboney, Ne Me Quite Pas ve Throw It Away gibi klasik şarkıları seslendiriyor. NPR tarafından dünyanın 50 En Büyük Sesi’nden biri olarak seçilen Buika en iyi şarkılarını bir araya getirdiği “En Mi Piel” albümünden sonra çıkaracağı ‘La Noche Mas Larga’ albümünün Dünya Turnesi kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile 15 Temmuz’da İstanbul’da.

Pink Martini Hakkında

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…” BBC Music Review.

Pink Martini 1994 yılında Klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu. Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıktı. Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los Angeles Filarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı. Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi. 2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri “Hey Eugene!” hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı. Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor. Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor. Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt Disney Konser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı. 2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka no Bossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor.

Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor. Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki sevenleri ile buluşturdu. 2011 yılında grup, ‘1969’ albümü ile aynı anda 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Get Happy için hala stüdyodayken, Thomas Lauderdale eş zamanlı olarak The Sound of Music- Neşeli Günler filmiyle meşhur olan Captain ve Maria Von Trapp’ın gerçek torunları Sofia, Melanie, Amanda ve August von Trapp’ın da konuk olduğu, grubun 8. stüdyo albümü, Dream a Little Dream için çalışmaya başladı. Bahsettiğimiz kardeşler de 12 yıldır beraber şarkı söylüyorlar ve konserlerle tüm dünyayı turluyorlar. Thomas Lauderdale’in sihirli yörüngesine çekilen kardeşler artık Portland, Oregon’da birlikte yaşıyorlar ve son iki yıldır sık sık Pink Marti’nin konserlerinde de konuk sanatçı oluyorlar. Albüm İsveç’ten Ruanda’ya, Çin’den Bavyera’ya kadar zik zaklar çizerek dünyayı dolaşıyor ve The Chieftains, Wayne Newton, “Jungle” Jack Hanna ve (Orijinal The Sound of Music – Neşeli Günler filminde Liesl karakterini oynayan) Charmian Carr gibi isimleri konuk ediyor. Albüm tüm dünyada 4 Mart 2014’te yayımlandı.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ile yine unutamayacağınız bir konserle Pasion Turca organizasyonu ile 15 Temmuz’da İstanbul’da.