Bizimle iletişim kur
Yazarlık Başvurusu

Sanat

Acı Bir Parodi: Bir Kitap Kurdundan Mektup (1)

Yayınlandı

Tarih

vendetta
Ayrıksı Kitap

Öncelikle sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Kitap okumayı seven sıradan biriyim. Ben de kitap okumayı sevenler gibi kitap okurum. Onun hürmetine buradayım. Ancak kitabın artık kitap gibi okunmadığını gördüm. Bu yüzden biraz sohbet etmemiz iyi olacak diye düşündüm. Gerçek şu ki bu kitap dünyasında yolunda gitmeyen bir şeyler var. Kitaplar okunmuyor, kitapçılar kapanıyor, tılsımlı kitaplar rafları dolduruyor ise kimi suçlayalım? Okurlar müşteri, yazarlar makine, kitabevleri market, kitap fuarları pazar ve kitaplar mal olduysa kimi suçlayalım? Elbette diğerlerinden daha fazla sorumlu olan birileri mutlaka vardır. Ama yine de raflara baktığınızda içiniz bir kötü oluyorsa bir sorun olduğunu siz de görüyorsunuz. Neden yazdıkları kitabın tılsımlı olduğunu söylediklerini biliyorum. Kim yapmaz ki? Paralar, beğeniler, ümitler, hırs… Size tılsımlı kitap vadettiler. Karşılığında sizden paranızı, umudunuzu istediler. İtaat edin dediler. Bu kitap dünyasına unuttuğu bir şeyi hatırlatmak için buradayım bugün. Bir kitap size keyif verebilir ya da keyfinizi kaçırabilir. Yazarın anlatımını sevebilirsiniz, kitaptaki başkahramandan nefret edebilirsiniz. Bir kitap sayesinde fikirleriniz, duygularınız ya da yargılarınız değişebilir. Yani bir kitap size duygu ya da fikir verebilir. Bir kitabın bakış açısı budur. Hiçbir kitap enerji, tılsım, güç ya da şans veremez. Kim bunu söylüyorsa o zaman kitaptan ya da kitap okumaktan bahsetmiyordur. Belki de onların başka bakış açıları vardır. Bu bakış açılarına değil kitap okumaya sahip çıkmanızı diliyorum.   

Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanat

Buğra Gülsoy’un Distopik Bir Evrende Geçen Yeni Kitabı “LUNA” Ön Siparişe Açıldı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Buğra Gülsoy Luna
Ayrıksı Kitap

Oyunculuğunun yanı sıra kaleme aldığı kitaplarla da büyük beğeni toplayan B. Buğra Gülsoy’un distopik unsurlara yer verdiği İnkılâp Kitabevi imzalı yeni romanı “Luna” ön siparişe açıldı…

“Luna” romanıyla özellikle son dönemde çok sevilen distopya türünde başarılı bir esere imza atan Buğra Gülsoy, “aklın egemenliği”ne dayanan medeniyet tasavvurunu sorgulayan bir anlatıyı okurlarının beğenisine sunuyor. İnsanlığı bekleyen karanlık günlerin çarpıcı bir tasvirini yapan Buğra Gülsoy’un yeni kitabı, polisiye ve fantastik edebiyatın unsurlarını harmanlayarak akıcı bir edebiyat şöleni yaratıyor.

Polis memuru Adem’in hikayesi üzerinden ilerleyen ve doğru ile gerçeğin sorgulandığı eleştirel bir arka plana sahip olan “Luna”, sürükleyici olaylar silsilesine okurlarını da dahil ediyor. Hem sorular sordurtan hem de edebî hazzı yüksek kurgusuyla “Luna”, teknolojik ilerlemenin kötücül duygularla birleştiğinde varabileceği noktanın etkili bir tasvirini yapıyor.

İnkılâp Kitabevi imzasıyla yayımlanan “Luna” kitabının sonunda Buğra Gülsoy, “İnsanlık olarak nasıl bir lanetin pençesine düşmüştük, nasıl bir kefaretin bedelini ödüyorduk ki çır­pınması asla bitmeyecek sonsuz bir eziyete dönüşmüştü hayatlarımız?” sorularıyla okuru baş başa bırakıyor.

Kitap Hakkında

Reklam

Bildiğin her şeyi unut. Çünkü bildiklerin “her şeyi” unutturmak içindi. Aslolanı hatırlama diyeydi. Çünkü bildiğini sandıkların koca bir yanılsamadan ibaret. Sadece “bunu” bilmeni istedikleri için yaratıldılar. Bilmeni istemedikleri “gerçek” içinse gözlerine koca bir perde örtüldü. Karanlık bir maskeyle sarmalandın. Sana öğretilenler mutlak doğrular olmadı hiçbir zaman. Doğduğunda hayatı bundan ibaret sandın, senden öncekiler de öyle sandı, ondan öncekiler de. Gördüğün, gördüğümüz normlar bunlardı çünkü. Sen bunu gerçek diye algıladın, çünkü hepsi “olması gereken bu” diye dayatıldı. Aklına sürgün edildin, akıllarımıza hapsedildik. Üstelik şimdiye ait değil bu tutsaklık, binlerce yıldır süregelen bir kanıksanış. Koca bir aldanış. Alışkanlıklarımıza alıştırıldık, onlardan asla kopartılmamak üzere. Korkularımızın, kaygılarımızın kontrol ettiği strese dayalı yapay nefesler yarattılar bizlere. Çıkar yol bulamayan, debelendikçe batan, çırpındıkça yalnızlaşan çaresiz birer varlığa dönüştürüldük. Her şey, özünün derinliklerinde, bilincine açılan o nehirde. Çünkü aslolan gerçek, bildiklerinde değil, bilmediklerinde saklı…

Yazar Hakkında – B. Buğra Gülsoy (Çok ses getiren “Kıyamet” serisinin yazarı B. Buğra Gülsoy’dan sarsıcı bir roman)

1982 yılında Ankara’da doğdu. 2000 yılında eğitimine başladığı Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra Kıbrıs’ta kalıp Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başladı. Mağusa şehrinin özel bir tiyatrosu olan “Açık Tiyat­ro” bünyesinde Eugene Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı temsiliyle oyun­culuk hayatına adım atan Gülsoy, sadece oyunculuk değil tiyatronun tüm dallarında aktif görev aldı.

Tiyatro ve mimarlığın yanı sıra fotoğrafçılık ve grafik tasarımcılığıyla da ilgilenen Gülsoy, yazdığı “varoluşçu” kısa öykülerini görsel yolla ifade edebilmek için, kaleme aldığı yazıları senaryolaştırdı. “İnsan: Bir Var­lık”, “İnsan: Bir Kimlik” ve “İnsan: Bir Sonuç” başlıkları altında kurgu­ladığı deneysel kısa filmi “İnsan: Üçleme”nin (Human: Trilogy) ardın­dan “İnsan: Bir Sistem” alt başlığıyla ikinci deneysel kısa filmi “Altüst”ü (Upsidedown) oluşturdu. Filmleri ulusal ve uluslararası festivallerde gösterildi.

2007 yılında Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi (UNDP) kapsamında düzenlenen bir yarışmada filmcilik üzerine eğitim aldı ve “Hayatın illüzyonlardan oluştuğu” savını yaratarak yazıp çektiği “Mutlu Son” (Happy End) kısa filmiyle, yarışan birçok Türk ve Rum kısa filmi arasından “En İyi Kurmaca Kısa Film” ödülünü kazandı.

Reklam

2008 senesinde İstanbul’a yerleşen Buğra Gülsoy, oyunculuk yapmaya devam ederken kurucularından biri olduğu “GET” oluşumu bünyesinde ilk tiyatro oyunu “Pragma”yı hem yazdı hem de yönetti. Pragma’dan sonra yazdığı ikinci tiyatro oyunu “Dip”te ise bu kez suçu “cehaletten doğan acımasız önyargılar” adı altında topladı. Ardından Serhat Teo­man ve Emre Erkan’la birlikte oyunun film senaryosunu yazdı ve Serhat Teoman’la birlikte “Mahalle” filminin yönetmenliğini yaptı.

Buğra Gülsoy oyunculuğa devam etmenin yanı sıra uzun metraj film senaryoları, dizi filmler ve kısa öyküler yazmaya devam etmektedir. Yazdığı ilk romanı “Birinci Kıyamet: Güneşin Battığı Yer”, ikinci romanı ise serinin devamı “İkinci Kıyamet: Güneşin Doğduğu Yer”dir.

Künye

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: B. Buğra Gülsoy
Kapak Görseli: Elena Zaitseva
Kapak Uygulama: Beyzanur Karabulut
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

Reklam
Devamını Okuyun

Sanat

Demet Akbağ İstanbul Komedi Festivali Kapsamında Unutulmayacak Bir Geceye İmza Attı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

dsc-7132-RcKn_cover
Ayrıksı Kitap

“BİR DEMET MUHABBET” İSTANBUL KOMEDİ FESTİVALİ’NDE SEYİRCİ İLE BULUŞTU

BKM Organizasyonu ile, bu yıl Maximum Kart ana sponsorluğunda 5. kez düzenlenen İstanbul Komedi Festivali, geçtiğimiz akşam tiyatro ve sinema dünyasının yıldız ismi Demet Akbağ’ı “Bir Demet Muhabbet” adlı gösterisi ile Sofitel Hotel’de seyirci ile buluşturdu!

Salonu dolduran seyirciler tarafından ayakta alkışlanan Demet Akbağ gösterisinde; çocukluğunda ev halkına yaptığı gösterilerden başlayarak hayat yolculuğunu paylaştı. İlk tiyatro oyunlarından sinema filmlerine, sahne gösterimlerinden televizyon dizilerine kadar pek çok anının anlatıldığı gecede duygu dolu anlar yaşandı.

Devamını Okuyun

Sanat

“Sabırsızlık Zamanı” AKM Yeşilçam Sinemasında 

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Sabırsızlık Zamanı
Ayrıksı Kitap

“Asasız Musa” ve “Yaşar Kemal Efsanesi” filmleriyle adından söz ettiren Aydın Orak’ın yönetmenliğini üstlendiği üçüncü filmi “Sabırsızlık Zamanı, 7 Aralık’a kadar Atatürk Kültür Merkezi Yeşilçam Sinemasında sinemaseverlerle buluşuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteklediği, dünya prömiyerini Varşova Film Festivali’nde, Türkiye prömiyerini ise Boğaziçi Film Festivali’nde yapan filmin başrollerini Mirza Zarg, Mirhat Zarg ve Pelin Batu paylaşıyor.

“Sabırsızlık Zamanı”, Diyarbakır’ın yakıcı yaz sıcağı altında yoksul bir kenar mahallede yaşayan iki kardeşin mahallelerinin hemen yanındaki lüks sitenin duvarını aşıp havuzuna girme macerasını perdeye taşıyor. Yönetmenin sınıfsal çatışma mücadelesini kara mizahla aktardığı film, okulda karşılarına çıkan havuz problemleriyle başı dertte olan kardeşlerin gerçek yaşamlarında da havuza girmeyi bir takıntı haline getirmesini anlatıyor.

Devamını Okuyun

Popüler