Bizimle iletişim kur

Yaşam

Akciğer Kanserinin 10 Önemli Sinyali

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Sigara kullanımı riski 20 kat artırıyor. Bu kanserin en tipik belirtisi ‘inatçı öksürük’. Riskli gruptaysanız her yıl mutlaka…

Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de 40 bin kişiye, sigaranın en önemli risk faktörü olduğu akciğer kanseri tanısı konuyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Akciğer kanserinin erken evresinde gelişen öksürük, başta solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere pek çok hastalıkta görülebildiği için hastalar tarafından genellikle ihmal ediliyor. Ayrıca sigara kullanan hastalar da ‘Sigara öksürtüyor’ düşüncesiyle öksürük yakınmalarını önemsemiyor. Oysa özellikle iki haftadan uzun süren ve nedeni bilinmeyen inatçı öksürük akciğer kanserinin belirtisi olabiliyor.

Teşhisin geç konulması ise tedavi şansının büyük oranda azalmasına neden oluyor. Uzmanlar, erken tanı için risk faktöründeki kişilerin inatçı öksürükte mutlaka hekime başvurmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Ayrıca hiçbir şikayeti olmasa dahi risk faktöründe olan 40 yaş üstündeki kişilerin her yıl düzenli olarak düşük doz bilgisayarlı akciğer tomografisiyle mutlaka taranmaları gerekiyor. Zira akciğer kanseri en çok hayat kaybına yol açan kanser tiplerinden biri olmasına rağmen erken tanı sayesinde tümöre özel tedavi protokolü ile hastalar uzun yıllar sağlıklı ve aktif yaşamlarına devam edebiliyor” diyor.

Akciğer kanserinin 10 önemli belirtisi!

Reklam

Akciğer kanserinin belirtileri tümörün yerleşim yerine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu yüzden genellikle başka nedenlerle çekilen tomografi veya akciğer filminde tesadüfen saptanıyor. Uzmanlar, iki haftadan uzun süren ‘inatçı öksürük’ başta olmak üzere aşağıda yer alan belirtilerde zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor:

* Yeni başlayan veya farklı, kalıcı öksürük
* Öksürük sırasında ya da tükürürken kan gelmesi
* Tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları
* Omuzda, sırtta veya göğüste gelişen ağrı
* Nefes almada zorluk
* Ses kısıklığı veya hırıltı
* Halsizlik ve bitkinlik
* Boyunda ve yüzde şişlik
* Yutma güçlüğü
* İştah ve kilo kaybı

Sigara akciğer kanseri riskini 20 kat artırıyor!

Sigara kullanımı akciğer kanserinde en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Ülkemizde yapılan çalışmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ının sigara kullanımına bağlı geliştiğini ortaya koyuyor. Sigara içenlerde akciğer kanserine yakalanma riski hiç içmeyenlere oranla 20 kat daha fazla oluyor. Uzmanlar, sigaraya başlama yaşı ne kadar erkense, akciğer kanserinin gelişme riskinin de o oranda arttığı uyarısında bulunarak, ”20 yıl boyunca günde bir paket veya daha fazla sigara içmiş olan 50-77 yaş arasındaki kişiler, halen içmekte olanlar ve 15 yıldan daha kısa süre önce sigarayı bırakanlar akciğer kanserinde risk grubunu oluşturuyor” diyor. Radon gazı da ikinci önemli risk faktörü olarak belirtiliyor. Genetik faktörler, asbest ve çevresel toksinler de akciğer kanserinin gelişiminde rol oynayan diğer etkenler arasında yer alıyor.

Tedavi hastaya özel planlanıyor

Reklam

Akciğer kanseri temel olarak ‘küçük hücreli olan’ ve ‘küçük hücreli olmayan’ şeklinde iki gruba ayrılıyor. Tedavi akciğerde gelişen tümörün tipi ve evresine göre planlanıyor. Uzmanlar, hastaya özel uygulanan protokol sayesinde tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alındığına işaret ederek, “Küçük hücreli akciğer kanserinde kemoterapi tedavinin en önemli parçasını oluşturuyor. Bunun nedeni ise bu yöntemin hızla çoğalan hücrelerde etkili olması. Erken evre akciğer kanseri kemoterapi ve radyoterapinin birlikte uygulanmasıyla tedavi ediliyor. Yaygın evrede ise kemoterapi ve temelde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini amaçlayan immunoterapi kombinasyonuyla tedavinin başarısı artıyor. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri moleküler özellikleri farklı olan birçok hastalığı içerdiği için tümöre özel en uygun tedavi yöntemi seçiliyor” diyor.

Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum yazabilmek için giriş yapın Giriş

Yorum Yaz

Yaşam

Online Muayene Dönemi Başlıyor – Online Muayene Ücretsiz Mi Olacak?

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Sağlıkta yeni dönem 22 Mayıs 2024 itibariyle başlıyor. Yeni uygulamayla birlikte artık hastaneye gitmeden uzaktan muayene olunabilinecek. E-nabız üzerinden yapılacak muayene sonrası doktorlar da e-reçete üzerinden ilaç yazabilecek.

Sağlıkta hastane ve doktorların yükünü azaltmak için yeni bir adım atıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte özel hastaneler ve eğitim hastaneleri hariç devlet hastanelerinde vatandaşlar, e-nabız üzerinden online bir şekilde muayene olabilecek.

Reklam

Uzaktan muayeneyi uzman doktorlar gerçekleştirecek. Muayene sonrası doktorlar, e-reçete ile ilaç da yazabilecek. Muayene bedelini de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılayacak.

21 Nisan’da SGK tebliğiyle uzaktan hasta muayenesi ödeme listesine alınmıştı. Hasta, uzaktan muayene için Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden randevu alacak.

SGK, aynı hastanedeki aynı bölüm için 10 gün içinde alınacak randevularıysa karşılamayacak. Uzaktan sağlık hizmeti alan hastaya gerekli durumlarda yüz yüze muayene önerisi de yapılacak.

Kaynak: Mynet.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

Hastane Randevularında “Onaylı Randevu Sistemi” Nasıl Çalışıyor? Randevunuzun İptal Olmaması İçin Neler Yapmalısınız?

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Hastanelerde yeni dönem 13 Mayıs 2024’te başladı. “Onaylı Randevu” sisteminde randevu alan kişiler bir gün öncesinden onay vermek veya gelemeyeceğini bildirmek durumunda. Randevusunu onayladığı halde gitmeyenler aynı branştan 15 gün boyunca randevu alamayacak.

Hastalar öncelikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarından, MHRS internet sitesi, mobil uygulama veya “ALO 182” çağrı merkezinden randevu oluşturacak.

Reklam

Yeni uygulamayla, randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar hastaların randevusuna onay vermesi veya gelemeyeceğini sistem üzerinden bildirmesi gerekecek. Onay işlemi randevu alınan kanallar üzerinden yapılacak.

Randevusunu onayladığı halde gitmeyen kişilerin ise aynı branşta 15 gün boyunca yeni randevu alması kısıtlanacak. Fakat bu kişiler Bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarından randevusuz hizmet alabilecek.

Üzerinde herhangi bir işlem yapılmayan randevular, bir gün önce saat 20.00’de otomatik olarak iptal edilecek. Bu durumda kişi tekrar randevu alabilecek, herhangi bir kısıtlama uygulanmayacak.

Uygulamadan 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastaları muaf tutulacak, bu gruptaki hastalar, her zaman randevu alabilecek.

Hastalara, hastanelere ve hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sunacak Onaylı Randevu Sistemi’nde, randevuların iptal edilmesinin ardından boş kalan kapasite, hizmet bekleyen hastalar için kullanılacak.

Reklam

Boş kalan her randevuda, sistemden randevu alamayan ancak talep bırakmış hastalara ulaşılacak ve öncelik talepte bulunan hastalara verilecek.

Kaynak: Mynet.

Devamını Okuyun

Yaşam

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Kutlu Olsun

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Devamını Okuyun

Yaşam

Ayak Bileğinizde Bu Şikayetler Varsa Dikkat Edin!

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu!

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu…

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları; “Son yıllarda ayak bileğine yönelik şikayetlerin görülme sıklığında artış yaşanıyor. Bunda büyük ölçüde pandemi döneminde hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle alınan kiloların da etkisi var. Ayak bileğinde kıkırdak sorunları artık sadece ileri yaşta değil, genç hastalarımızda da karşımıza çıkıyor. Sorun ötelendiğinde ise tedavisi çok güç bir hal alabiliyor” diyor. Uzmanlar, ayak bileği kıkırdak sorunlarının yol açtığı şikayetleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tüm gün boyunca bedenimizin yükünü taşıyan, hareket etme, yürüme, koşma gibi önemli fonksiyonları yapmamızı sağlayan, ancak herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıktığında doktora başvurmanın en çok ihmal edildiği organımız ayaklarımız… Son yıllarda sadece yaşlılarda değil gençlerde de ayak sağlığına yönelik sorunların artış gösterdiğini belirten uzmanlar, “Ayaklarımız 26 kemik, 33 eklem ve yüzü aşkın tendon, kas ve bağdan oluşan çok karmaşık ve bir o kadar da muhteşem bir mimari yapıdır. Yeryüzüyle ilişkimizi de aslında ayaklarımızla kurarız. Ancak ne yazık ki ayak sağlığına gereken önem ülkemizde de verilmiyor. Uygun olmayan ayakkabı seçimi, aktivite ve spor esnasında oluşan incinmeler, travma sonucu yaralanmalar, metabolik ve sistemik sorunlar gibi birçok etken ayak bileğimizin yapısını ve yürüme fonksiyonumuzu bozarak günlük yaşantımızı ızdıraplı bir hale getirebiliyor” diyor.

Reklam

Bu şikayetlerde artış görülüyor!

Her eklem gibi ayak bileği eklemini oluşturan kemiklerin de kıkırdaklarla kaplı olduğunu belirten Prof. Dr. Öğüt, bazen travma ya da metabolizmal bozukluklar sonrası bazen de hiçbir nedeni olmadan kıkırdakların zarar görebildiğini, tedavide geç kalındığında ise medikal uygulamalarla iyileşme şansının yerini cerrahi gerekliliğe bırakabildiğini söylüyor. Özellikle tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi sürecinde eve kapanma zorunluluğunun aşırı kilo alımı, hareketsizlik ve doktora başvurmanın ötelenmesi gibi nedenlerle ayak bileği sorunlarını da büyük ölçüde artırdığını vurgulayan uzmanlae“Son dönemde sıklıkla ayak bileğinde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetler nedeniyle başvurularda artış yaşanıyor” diyor.

Tedavide bu yöntem altın standart

Ayak bileği kıkırdak yaralanmalarında kireçlenmeden farklı olarak eklemin lokal bir alanında hasar izlenirken, bu duruma genellikle kıkırdak altında kalan kemik hasarı da eşlik ediyor. Bu yaralanmalar sıklıkla burkulma veya kırık gibi travmalar sonrasında oluşurken, basma bozuklukları ve genetik etkenlerin de kıkırdak yaralanmalarının oluşmasında rol oynadığını belirten uzmanlar, Öğüt tedavi sürecine yönelik şöyle konuşuyor: “Kıkırdak sorunlarında tedavi; hastanın şikayetleri, şikayetlerin başlangıç süresi ve lezyonun büyüklüğü gibi faktörler ışığında planlanır. Eklemin kısıtlı bir alanını ilgilendiren bu yaralanmaların cerrahisinde sıklıkla artroskopik yöntemler tercih edilmektedir. Lezyonun büyüklüğüne göre hasarlı alanı sadece temizlemek yeterli gelebildiği gibi, büyük ve derin lezyonlarda artroskopik olarak temizleme sonrası oluşan boşluğun doldurulup özel bir kapatıcı malzeme ile kapatılması tercih edilebilir. Bunun dışında cerrahi müdahale sonrasında uygulanacak kemik iliği aspirasyonu/kök hücre uygulamaları ile de oluşacak onarım kıkırdağın kalitesini artırabilir.”

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam

En Çok Okunanlar