Bizimle iletişim kur

Yaşam

Bel Fıtığına Karşı Nasıl Önlemler Alabiliriz?

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Öksürürken, hapşırırken hatta dişinizi fırçalarken bile bel fıtığının kapınızı çalabileceğini biliyor muydunuz?

Özellikle günümüzde masa başında bilgisayar karşısında uzun süreli geçirilen saatler ve hareketsiz (sedanter) yaşam, fazla kilo ve yanlış duruş pozisyonları kas-iskelet sistemimizin de hızla zayıflamasına ve yıpranmasına yol açarak, yaşam kalitemizi vuran bel fıtığına zemin hazırlıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanları, her bel ağrısının bel fıtığı olmadığını, bel fıtığı tanısı konulan hastaların ise sadece yüzde 5’inde ameliyat gerektiğini belirterek “Fiziki muayenede sinir tahribatına ait bulgular yoksa öncelikle yatak istirahati, ağrı kesici ve fizik tedavi uygulanmalıdır. Sinir tahribatı olması ya da bu yöntemlerin başarısız kalması durumunda cerrahi gerekir” diyor. Tıbbi tedavi yerine farklı yöntemlere yönelmekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, aksi halde kalıcı sakatlanmalar hatta felç meydana gelebildiğini söylüyor. Uzmanlar, bel fıtığından korunmanın 6 önemli kuralını ve tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Duruş pozisyonunuza dikkat edin!

Yere, diz seviyesinden aşağıda bir tabureye, alçak tuvalete ya da ayağınızın temas etmeyeceği oranda yüksek bir sandalyeye oturmayın. Otururken bel boşluğunu doldurmak için belinizin arkasını ufak yastıkla mutlaka destekleyin. Kesinlikle yere uzanmayın. Kendinizi bir anda yatağa atmaktan kaçının! Yatağa girerken önce yatağa oturup sonra yatış pozisyonunu alın; kalkarken de önce yan dönüp, bacaklarınızı yere uzattıktan sonra kalkın.

Reklam

Eğilirken, yukarı uzanırken mutlaka bu kurala uyun!

Yere eğilirken belinizden değil, diz ve kalçalarınızdan bükülün. Örneğin; bir damacanadan su doldururken ya da yerden bir cisim kaldırmak gerekirse kesinlikle belinizden eğilmeyin, çömelin, cismi gövdeye yaklaştırıp, bu şekilde doğrulun. Yukarıya uzanmanız gerekiyorsa ayaklarınızın altına mutlaka bir merdiven veya tabure koyun. Aksi taktirde her iki durumda da belinizdeki kaslara yüklenme sonucu ani bir travma gelişebileceği gibi zamanla belinizdeki kasınız zedelenerek de bel fıtığı gelişebilir.

Tek tarafa yüklenmeyin!

Ağırlık taşırken iki elinize eşit yük almaya özen gösterin. Çok ağır eşya taşımaktan kaçının. Elinizdeki poşetleri ya da yükleri gövdenize yakın iki elle taşımaya dikkat edin çünkü elinizdeki poşetleri ya da eşyayı gövdenizden ne kadar uzak kaldırırsanız belinize olumsuz etkisi o kadar fazla olur, bel fıtığına zemin hazırlar. Bir cismi itmek veya çekmek gerekirse öncelikle bundan kaçının, eğer mutlaka yapmak gerekiyorsa sadece itin, kesinlikle kendinize çekerek sürüklemeyin.

İdeal kilonuzda olun

Reklam

Uzmanlar, fazla kilonun bel fıtığına davetiye çıkaran en önemli etkenler arasında yer aldığını belirterek, ideal kiloda olunmasının son derece önemli olduğunu söylüyor. Kilo verme sürecinde ise dikkatli olmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu “Kiloluysanız mutlaka sağlıklı bir şekilde kilo vererek ideal kilonuza kavuşun. Hızlı kilo verme kas kitlenizde daha çok kayba neden olacağından, omurgaya destek olan kas hacminiz azalır ayrıca sistemik rahatsızlıklara neden olabilir” diyor.

Düzenli egzersiz yapın

Öncelikle mutlaka her 20 dakikada bir oturduğunuz yerden kalkın ve belinizi rahatlatın. Günümüzde bilgisayar karşısında uzun saatler geçirilmesi ve spordan uzak, hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı nedeniyle bel ve çevresindeki kaslar zayıflarken, bel fıtığı gelişme riski artıyor. Bu nedenle mutlaka düzenli egzersiz yapmaya zaman ayırın. Yüzme, pilates, haftada en az 3 gün olmak üzere birer saatlik tempolu yürüyüş gibi omurgaya dost olan egzersizler karın ve sırt kaslarınızı güçlendirip fıtık riskinden uzaklaştırır.

Topuklu ayakkabıdan kaçının

Ayakkabı seçiminde sadece görselliğine aldanmayıp omurga ve bel sağlığını destekleyecek ayakkabı giymeye özen göstermek, gerekirse tabanlık kullanmak gerekiyor. Özellikle yüksek topuklu ayakkabıların bel ve kalça sağlığında ciddi sorunlar oluşturabildiğini, zamanla belde ortaya çıkabilecek yapısal bozulmalarla birlikte bel fıtığına da zemin hazırlayabildiğini belirten Uzmanlar, “3 santimden daha yüksek topuklu ayakkabının sık kullanımından kaçınılmalıdır. Özellikle yüksek topuklu ayakkabıyla ağır bir cisim taşınmamalıdır.” diyor.

Reklam

Bel fıtığı ameliyatında “minimal invaziv cerrahi” tekniği

Uzmanlar, günümüzde başarıyla gerçekleştirilen minimal invaziv cerrahi tekniği ile bel fıtığı tedavisinde son derece yüz güldürücü sonuçlar alındığını belirterek şöyle konuşuyor: “Bu ameliyat tekniği; kanamanın olmaması, hastanın çok kısa sürede sosyal yaşantısına dönüş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile öne çıkmaktadır. 1,5 cm.lik cilt kesisi ile doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır. Omurganın yük taşıyabilme ve hareket edebilme gücü bozulmadığı için hasta ameliyattan 3 saat sonra yürütülür ve aynı gün taburcu olabilir. Dikiş yoktur, iki gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hastanın oturması, yürümesi, merdiven inip çıkması serbesttir. Ameliyattan iki hafta sonra da egzersiz programı başlatılır ve çalışma hayatına dönebilir.”

Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum yazabilmek için giriş yapın Giriş

Yorum Yaz

Yaşam

Online Muayene Dönemi Başlıyor – Online Muayene Ücretsiz Mi Olacak?

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Sağlıkta yeni dönem 22 Mayıs 2024 itibariyle başlıyor. Yeni uygulamayla birlikte artık hastaneye gitmeden uzaktan muayene olunabilinecek. E-nabız üzerinden yapılacak muayene sonrası doktorlar da e-reçete üzerinden ilaç yazabilecek.

Sağlıkta hastane ve doktorların yükünü azaltmak için yeni bir adım atıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte özel hastaneler ve eğitim hastaneleri hariç devlet hastanelerinde vatandaşlar, e-nabız üzerinden online bir şekilde muayene olabilecek.

Reklam

Uzaktan muayeneyi uzman doktorlar gerçekleştirecek. Muayene sonrası doktorlar, e-reçete ile ilaç da yazabilecek. Muayene bedelini de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılayacak.

21 Nisan’da SGK tebliğiyle uzaktan hasta muayenesi ödeme listesine alınmıştı. Hasta, uzaktan muayene için Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden randevu alacak.

SGK, aynı hastanedeki aynı bölüm için 10 gün içinde alınacak randevularıysa karşılamayacak. Uzaktan sağlık hizmeti alan hastaya gerekli durumlarda yüz yüze muayene önerisi de yapılacak.

Kaynak: Mynet.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

Hastane Randevularında “Onaylı Randevu Sistemi” Nasıl Çalışıyor? Randevunuzun İptal Olmaması İçin Neler Yapmalısınız?

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Hastanelerde yeni dönem 13 Mayıs 2024’te başladı. “Onaylı Randevu” sisteminde randevu alan kişiler bir gün öncesinden onay vermek veya gelemeyeceğini bildirmek durumunda. Randevusunu onayladığı halde gitmeyenler aynı branştan 15 gün boyunca randevu alamayacak.

Hastalar öncelikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarından, MHRS internet sitesi, mobil uygulama veya “ALO 182” çağrı merkezinden randevu oluşturacak.

Reklam

Yeni uygulamayla, randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar hastaların randevusuna onay vermesi veya gelemeyeceğini sistem üzerinden bildirmesi gerekecek. Onay işlemi randevu alınan kanallar üzerinden yapılacak.

Randevusunu onayladığı halde gitmeyen kişilerin ise aynı branşta 15 gün boyunca yeni randevu alması kısıtlanacak. Fakat bu kişiler Bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarından randevusuz hizmet alabilecek.

Üzerinde herhangi bir işlem yapılmayan randevular, bir gün önce saat 20.00’de otomatik olarak iptal edilecek. Bu durumda kişi tekrar randevu alabilecek, herhangi bir kısıtlama uygulanmayacak.

Uygulamadan 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastaları muaf tutulacak, bu gruptaki hastalar, her zaman randevu alabilecek.

Hastalara, hastanelere ve hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sunacak Onaylı Randevu Sistemi’nde, randevuların iptal edilmesinin ardından boş kalan kapasite, hizmet bekleyen hastalar için kullanılacak.

Reklam

Boş kalan her randevuda, sistemden randevu alamayan ancak talep bırakmış hastalara ulaşılacak ve öncelik talepte bulunan hastalara verilecek.

Kaynak: Mynet.

Devamını Okuyun

Yaşam

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Kutlu Olsun

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Devamını Okuyun

Yaşam

Ayak Bileğinizde Bu Şikayetler Varsa Dikkat Edin!

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu!

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu…

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları; “Son yıllarda ayak bileğine yönelik şikayetlerin görülme sıklığında artış yaşanıyor. Bunda büyük ölçüde pandemi döneminde hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle alınan kiloların da etkisi var. Ayak bileğinde kıkırdak sorunları artık sadece ileri yaşta değil, genç hastalarımızda da karşımıza çıkıyor. Sorun ötelendiğinde ise tedavisi çok güç bir hal alabiliyor” diyor. Uzmanlar, ayak bileği kıkırdak sorunlarının yol açtığı şikayetleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tüm gün boyunca bedenimizin yükünü taşıyan, hareket etme, yürüme, koşma gibi önemli fonksiyonları yapmamızı sağlayan, ancak herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıktığında doktora başvurmanın en çok ihmal edildiği organımız ayaklarımız… Son yıllarda sadece yaşlılarda değil gençlerde de ayak sağlığına yönelik sorunların artış gösterdiğini belirten uzmanlar, “Ayaklarımız 26 kemik, 33 eklem ve yüzü aşkın tendon, kas ve bağdan oluşan çok karmaşık ve bir o kadar da muhteşem bir mimari yapıdır. Yeryüzüyle ilişkimizi de aslında ayaklarımızla kurarız. Ancak ne yazık ki ayak sağlığına gereken önem ülkemizde de verilmiyor. Uygun olmayan ayakkabı seçimi, aktivite ve spor esnasında oluşan incinmeler, travma sonucu yaralanmalar, metabolik ve sistemik sorunlar gibi birçok etken ayak bileğimizin yapısını ve yürüme fonksiyonumuzu bozarak günlük yaşantımızı ızdıraplı bir hale getirebiliyor” diyor.

Reklam

Bu şikayetlerde artış görülüyor!

Her eklem gibi ayak bileği eklemini oluşturan kemiklerin de kıkırdaklarla kaplı olduğunu belirten Prof. Dr. Öğüt, bazen travma ya da metabolizmal bozukluklar sonrası bazen de hiçbir nedeni olmadan kıkırdakların zarar görebildiğini, tedavide geç kalındığında ise medikal uygulamalarla iyileşme şansının yerini cerrahi gerekliliğe bırakabildiğini söylüyor. Özellikle tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi sürecinde eve kapanma zorunluluğunun aşırı kilo alımı, hareketsizlik ve doktora başvurmanın ötelenmesi gibi nedenlerle ayak bileği sorunlarını da büyük ölçüde artırdığını vurgulayan uzmanlae“Son dönemde sıklıkla ayak bileğinde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetler nedeniyle başvurularda artış yaşanıyor” diyor.

Tedavide bu yöntem altın standart

Ayak bileği kıkırdak yaralanmalarında kireçlenmeden farklı olarak eklemin lokal bir alanında hasar izlenirken, bu duruma genellikle kıkırdak altında kalan kemik hasarı da eşlik ediyor. Bu yaralanmalar sıklıkla burkulma veya kırık gibi travmalar sonrasında oluşurken, basma bozuklukları ve genetik etkenlerin de kıkırdak yaralanmalarının oluşmasında rol oynadığını belirten uzmanlar, Öğüt tedavi sürecine yönelik şöyle konuşuyor: “Kıkırdak sorunlarında tedavi; hastanın şikayetleri, şikayetlerin başlangıç süresi ve lezyonun büyüklüğü gibi faktörler ışığında planlanır. Eklemin kısıtlı bir alanını ilgilendiren bu yaralanmaların cerrahisinde sıklıkla artroskopik yöntemler tercih edilmektedir. Lezyonun büyüklüğüne göre hasarlı alanı sadece temizlemek yeterli gelebildiği gibi, büyük ve derin lezyonlarda artroskopik olarak temizleme sonrası oluşan boşluğun doldurulup özel bir kapatıcı malzeme ile kapatılması tercih edilebilir. Bunun dışında cerrahi müdahale sonrasında uygulanacak kemik iliği aspirasyonu/kök hücre uygulamaları ile de oluşacak onarım kıkırdağın kalitesini artırabilir.”

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam

En Çok Okunanlar