Bizimle iletişim kur

Yaşam

Böbrek Taşına Yol Açan En Önemli Hatalar Nelerdir?

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Doğum sancısından bile şiddetli ağrılara neden olabilen, kapısını çaldığı kişinin acil servise kendini ‘zor atmasına’ yol açan böbrek taşı hastalığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor…

Üroloji Uzmanları, ülkemizde her 10 kişiden birinde görülme oranıyla dünya ortalamasının üzerinde seyreden böbrek taşına genetik etkenlerden yanlış yaşam alışkanlıklarına dek bir çok etkenin neden olduğunu belirterek bu ciddi sağlık sorununa karşı özellikle günlük yaşantıda bazı kritik kurallara mutlaka uyulması gerektiğini vurguluyor. Böbrek taşı olanların ise “Taşımı herhalde düşürdüm ama görmedim, ağrım geçti” şeklinde yanılgısına çok sık düştüklerini ancak bu düşünceyle tedavinin bırakılmasının böbrek kaybına dahi götürebildiğini belirten uzmanlar; “Taş problemi yaşayanların sonraki 10 yıl içinde tekrar benzeri şeyleri yaşama ihtimali yüzde 50’dir. Bu nedenle benzer yakınmaları olmasa bile düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir” diyor. Böbrek taşına yol açan en önemli hatalar ise şunlar:

Az su içmek: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Az su içmek böbrekte kum ve taş oluşumuna zemin hazırlar. Günde 2-2.5 litre idrar çıkarmak özellikle de böbrek taşı oluşturmaya yatkın kişilerde taş oluşum riskini yüzde 50 azaltır. Bu nedenle her gün en az 2.5 litre su içmeye özen gösterin. Ayrıca alınan sıvının bir kısmının limon, portakal suyu şeklinde olması da idrarda taş oluşumunu engelleyen sitrat maddesini artıracağından ayrıca faydalı olacaktır. Son yıllardaki bazı çalışma sonuçları kahvenin de taş oluşumunu engellediği yönündedir.

Reklam

Fazla tuz ve şeker tüketmek: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Fazla tuzlu yemek idrarla kalsiyum çıkışını artırarak çoğunluğu kalsiyum içerikli olan taşların oluşumunu tetikleyebilir. Fazla tuzlu yemek zaman içinde yüksek tansiyon nedeni de olabileceğinden böbrek damarlarının etkilenmesiyle böbrek fonsiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir. Tuz yanında rafine şeker tüketimi de idrarla kalsiyum çıkışını artıran diğer bir risk faktörüdür. Bu nedenle fazla tuz ve şeker tüketiminden kaçının.

Bilinçsizce vitamin takviyesi kullanmak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Son yıllarda öne çıkan vitamin ve mineral takviyeleri kişinin ihtiyacına göre doktor tavsiyesiyle değil gelişigüzel kullanıldığında uzun vadede böbreklere de çok ciddi zararlar veriyor. Örneğin; en masum görünenlerden biri vücut direncinin düştüğü, gribal durum hissedildiğinde ilk akla gelen destek ürünlerden olan C vitamininin alımını abartmak böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlar. Günlük yiyeceklerle alınan doğal C vitamini için böyle bir risk söz konusu değildir. Vücudunuzun vitamin ve mineral ölçümleri yapılmadan ve doktor tavsiye etmedikçe vitamin ve mineral takviyesini gelişigüzel kullanmaktan kesinlikle kaçının.

Hareketsiz olmak: YANLIŞ!

Reklam

DOĞRUSU: Hareketli olmak taşların büyümeye fırsat bulamadan kristal veya kum halindeyken idrarla atılmasını kolaylaştıracaktır. Bu nedenle fiziksel bir engeliniz olmadığı takdirde hareketsiz kalmaktan mutlaka kaçınmak ve her gün düzenli yürüyüş/egzersiz yapmak, işyerinde dahi öğle tatillerinde mutlaka kısa da olsa yürümek gerekir. Egzersiz yaparken terlenebileceğinden beraberinde bol su içilmesi de unutulmamalıdır.

Hayvansal gıdaları aşırı tüketmek: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kırmızı et, yumurta, tavuk, balık gibi hayvansal proteinler idrarı asit hale getirip, kalsiyum dengesini bozması yanında idrardaki taş oluşumu için koruyucu olan maddelerin azalmasına da neden olmaktadır. Bu nedenle hayvansal gıdaların tüketiminde aşırıya kaçmamak, günlük tüketimde 150-160 gramı geçmemeye dikkat etmek gerekir. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş etler de ciddi oranda tuz içerdiğinden tüketiminden uzak durulmalıdır. Diyete dikkat ederek taş oluşum riski oldukça azaltılabilmektedir.

Kas yapmak için aşırı protein almak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Özellikle vücut geliştirmek amacıyla spor yapanlar kas oluşturmak için protein tozlarına ağırlık veriyor. Ancak dikkat! Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı protein alımının böbrek fonksiyonlarını bozduğunu ve kas yapsa da böbrekte taş oluşumuna zemin hazırladığını ortaya koyuyor. Bu nedenle doktorunuzun önerisi olmadan protein takviyesi kullanmayın.

Reklam

Yoğurt, süt ve peyniri az tüketmek: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Üroloji Uzmanları, “Taşların büyük kısmı yapı olarak kalsiyum oksalat taşlarıdır. Bu nedenle çok eskiden süt, peynir, yoğurt gibi kalsiyumdan zengin gıdaların az tüketilmesi önerilirdi. Artık bunun yanlış olduğu bilinmektedir. Ancak kalsiyumlu yiyeceklerin ana öğünlerde tüketilmesi gerekir! Çünkü; domates, koyu yeşil yapraklı sebzeler, çilek, armut, kuruyemişler, çikolata ve çay gibi birçok yiyecekte bulunan oksalat maddesi kalsiyumdan zengin gıdalarla beraber tüketildiğinde oksalatın vücuda girişini engellemek büyük ölçüde mümkün olabilmektedir” diyor.

Yetersiz idrar yolu enfeksiyonu tedavisi: YANLIŞ!

DOĞRUSU: İdrar yollarında enfeksiyona neden olan mikroplardan bazıları idrarın yapısını değiştirerek “enfeksiyon taşı” denen kalsiyum oksalattan farklı yapıdaki taşlara neden olmaktadır. Çok kısa süre içinde hızla büyüyebilen bu farklı yapıdaki taşların tamamen temizlenmesi ve idrarın uygun antibiyotik tedavisi ile tamamen mikropsuz hale getirilmesi çok önemlidir. Taşlar ameliyatla alınsa bile enfeksiyon tam temizlenmediği takdirde çok kısa süre içinde aynı yapıdaki taşlar hızlıca tekrarlamaktadır.

Reklam

Böbrek taşı olanlar dikkat!

Ağrınız kesildi diye tedaviyi bırakmayın!

Üroloji Uzmanları, “Böbrek taşı olanların çok sık düştüğü bir yanlış; taşın düştüğü görülmeden, ağrı kesildi diye tedavinin yarım bırakılmasıdır. Takibin bırakılması böbrek kaybına kadar gidebilecek çok riskli bir durumdur. Eğer taş düşerken kısmi tıkanıklık yapacak şekilde yolda takılıp kalırsa idrarın taşın yanından az da olsa geçiyor olması ağrının ortadan kalkmasına neden olacaktır. Hastalar genellikle bu dönemde ‘taşımı herhalde düşürdüm, görmedim’ düşüncesi ile günlük yaşantılarına dönerler. Kısmi de olsa tıkanıklık devam etmesi böbreğin zamanla şişmesi ve kaybıyla sonuçlanabilir. İdrar yollarından taş, kum dökmüş veya ameliyat geçirmiş olanların sonraki yaşantılarında benzer yakınmaları olmasa bile düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Taş problemi yaşayanların sonraki 10 yıl içinde tekrar benzeri şeyleri yaşama ihtimali yüzde 50’dir” diyor.

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum yazabilmek için giriş yapın Giriş

Yorum Yaz

Yaşam

Bahar Yorgunluğuna Karşı Alınması Gereken Önlemler Nelerdir?

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Halsizlik, mutsuzluk, dikkat eksikliği, kas veya eklem ağrıları gibi yakınmalarınız var mı? Gece saatlerce uyumanıza rağmen sabahları yataktan kalkmakta güçlük çekiyor musunuz? Bu sorunlar size tanıdık geliyorsa, nedeni yaşam kalitemizi oldukça düşürebilen ‘bahar yorgunluğu’ olabilir…

Bahar yorgunluğu genellikle kışın sona erip baharın gelmesiyle ortaya çıkan bir durum. Vücudumuz kış aylarında azalan gün ışığına ve düşen sıcaklıklara uyum sağlamak için enerji harcıyor. Bahar geldiğinde günlerin uzaması ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücut bu değişime uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanları, bunun sonucunda bahar yorgunluğu sorunu yaşanabileceğine işaret ederek, “Bahar yorgunluğunun başlıca nedenleri arasında; düzensiz uyku alışkanlıkları, beslenme düzenindeki değişiklikler ve mevsim geçişlerine bağlı olarak vücuttaki hormon seviyelerindeki dalgalanmalar yer alır. Sağlıklı beslenmek, bol su içmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi önlemler alınarak baharı enerjik geçirmek mümkündür. Bahar yorgunluğuna karşı özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi son derece önemlidir” diyor. Uzmanlar, baharı enerjik geçirmek için beslenme ve sıvı tüketimiyle ilgili dikkat etmeniz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Güne mutlaka kahvaltı ile başlayın

Reklam

Dengeli bir kahvaltı güne enerjik başlamaya yardımcı oluyor ve gün boyunca enerji seviyelerini koruyor. Uzmanlar, “Bahar yorgunluğuyla mücadele etmek için kahvaltıda protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağ içeren bir kombinasyon tercih edilmelidir” diyor.

Dengeli ve çeşitli beslenin

Bahar yorgunluğu genellikle vücudun vitamin ve mineral eksikliğinden kaynaklanıyor. Dengeli ve çeşitli besin gruplarından yeterli miktarda beslenmek vücudu bu dönemde güçlendiriyor ve enerji seviyelerini yükseltiyor. Dolayısıyla günlük menüde sağlıklı protein kaynaklarına (örneğin tavuk, balık, tofu), lif açısından zengin tam tahıllı gıdalara (örneğin esmer pirinç, tam buğday ekmeği), antioksidan bakımından zengin meyve ve sebzelere (örneğin ıspanak, çilek, brokoli) ve sağlıklı yağlara (örneğin avokado, badem, zeytinyağı) yer vermek önem taşıyor. Bu besin gruplarının her biri vücudun ihtiyacı olan farklı besin öğelerini sağlıyor. Protein kaynakları kas ve dokuların yenilenmesine yardımcı olurken, lifli tam tahıllar sindirimi düzenliyor ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı oluyor. Antioksidanlar vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerinden korurken, sağlıklı yağlar beyin fonksiyonlarını destekliyor ve enerji seviyelerini artırıyor.

Öğün atlamayın

Düzenli aralıklarla beslenmek kan şekerinin dengelenmesine ve enerji seviyelerinin stabil kalmasına yardımcı oluyor. Özellikle sabah kahvaltısı metabolizmayı hızlandırıyor ve enerjinin gün boyunca sürmesini sağlıyor.

Reklam

Antioksidandan zengin besinler tüketin

Bahar yorgunluğu genellikle vücudun oksidatif stresle başa çıkma yeteneğini azaltıyor. Antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı önlüyor ve bağışıklık sistemini destekliyor. Bu sayede bahar yorgunluğunun etkilerini azaltabiliyor. Yeşil çay ve beyaz çay gibi antioksidan içeren içecekler bu dönemde vücudu destekliyor.

Su miktarını artırın

Baharda enerjinizi yükseltmek için günde 2 – 2.5 litre su içmeye özen gösterin. Zira bahar aylarında artan sıcaklıklar ve terleme, vücudun su ihtiyacını artırıyor. Uzmanlar, “Yeterli miktarda su içmek vücudu nemli tutar, sindirimi destekler ve enerji seviyelerini yükseltir” diyor.

Düşük glisemik indeksli besinler önemli

Reklam

Tam buğday ekmek, kinoa ve mercimek gibi düşük glisemik indeksli besinler kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlıyor ve enerji seviyelerini daha uzun süre stabil tutuyor. Bu işlevleri de bahar yorgunluğunun etkilerini azaltarak daha istikrarlı bir enerjiye katkıda bulunuyor.

Doymamış yağları tercih edin

Omega-3 yağ asitleri beyin fonksiyonlarını destekliyor ve zihinsel enerjiyi artırıyor. Balık gibi omega-3 bakımından zengin besinlerin tüketilmesi bahar yorgunluğuyla mücadelede yardımcı olabiliyor.

Kafein ve şeker içeren içeceklerden kaçının

Kafein ve şeker içeren içecekler kısa süreli enerji artışlarına neden olabiliyor, ancak ardından düşüş yaşatabiliyor. Uzmanlar; “Dolayısıyla bu içeceklerin tüketimini azaltmak veya sınırlamak daha istikrarlı bir enerji seviyesi sağlayarak bahar yorgunluğunun etkilerini azaltabilir” bilgisini veriyor.

Reklam

Tuz tüketimini kısıtlayın

Yüksek tuz tüketimi su tutulumuna yol açarak enerji seviyelerini düşürebiliyor. Bu tablo da bahar yorgunluğunun etkilerini artırabiliyor. Tuz tüketimini azaltmak vücudun su dengesini koruyarak enerji seviyelerini daha dengeli tutabiliyor.

Uykusuz kalmayın

Bahar yorgunluğuyla mücadelede düzenli ve yeterli uyumak önem taşıyor. Yeterli uyku vücudun yenilenmesine ve enerji depolarının dolmasına katkı sağlıyor.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

Yellowstone’un Spin-off Oyuncusu Cole Brings Plenty, Kaybolduktan Sonra Ölü Bulundu

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

“1923” filminin oyuncusu, iddia edilen bir aile içi şiddet olayıyla bağlantılı olarak Kansas polisi tarafından aranıyordu…

Yellowstone’un 1923 prequel serisinde rol almasıyla tanınan aktör Cole Brings Plenty, iddia edilen bir aile içi şiddet olayıyla bağlantılı olarak Kansas polisi tarafından kaybolduktan ve arandıktan sonra 27 yaşında ölü bulundu .

Johnson County Şerifi Cuma günü yaptığı açıklamada, milletvekillerinin 200. ve Homestead Lane bölgesindeki boş bir araca gönderildiğini söyledi. Yetkililer, “Milletvekilleri bölgeyi kontrol etti ve araçtan uzakta ormanlık bir alanda ölen bir erkek buldu” dedi. “Ölen erkeğin kimliği 27 yaşındaki Cole Brings Plenty olarak belirlendi.”

Reklam

Müfettişler ve adli tabip Cuma günü öğleden sonra olay yerindeydi ve soruşturma devam ediyordu. Şerifin ofisi sözcüsü Entertainment Weekly’ye herhangi bir ek bilginin mevcut olmadığını söyledi.

Salı günü, Lawrence Polis Departmanı “Pazar sabahı Lawrence’ta bir apartman dairesinde meydana gelen olaydan sonra Cole Brings Plenty’nin tutuklanması için Bölge Savcısına bir beyanda bulunduğunu” duyurdu . Onu şüpheli olarak belirledik, olası bir nedeni var. Tutuklanması için çağrıda bulunduk ve bölge teşkilatlarına alarm verdik.”

Bakanlık, polis memurlarının ilk etapta bir kadının yardım için çığlık attığı yönündeki haberlere yanıt verdiğini, ancak şüphelinin onlar olay yerine gelmeden kaçtığını söyledi. Konunun aile içi şiddet iddiası içermesi nedeniyle yetkililer, mağdur olduğu iddia edilen kişiyi korumak adına daha fazla ayrıntı vermedi.

Brings Plenty’nin aile üyeleri, aralarında Yellowstone’da Mo’yu canlandıran amcası Moses Brings Plenty’nin de bulunduğu aile üyeleri de Cole’u kayıp kişi olarak bildirmiş ve onu bulmak için sosyal medyada yardım aramıştı.

Brings Plenty ailesinin sözcüsü Michelle Shining Elk, Çarşamba günü EW’ye yaptığı açıklamada Cole ile iletişim kuramadıklarını ve onun ortadan kaybolmasının “karakteristik olmayan” ve “derinden endişe verici” olduğunu söyledi ancak halkı olaya atlamamaya çağırdı. sonuçlar. Açıklamada, “Spekülasyonlar ne olursa olsun, Cole’un kaçtığına dair somut bir kanıt mevcut değil ve herkesi asılsız iddialarda bulunmaktan kaçınmaya çağırıyoruz” denildi. “Hukuk sisteminin hakikati ve adaleti belirlemesine izin vermeliyiz; biri kayıp olduğu için suçluyu belirlemek ne taraflara ne de her birimizin hakkı olan yargı sürecine yardımcı olmaz.”

Reklam

1923’ün iki bölümünde koyun çobanı Pete Plenty Clouds’u oynamanın yanı sıra , Brings Plenty’nin TV çalışmaları arasında The Tall Tales of Jim Bridger ve Into the Wild Frontier da vardı .

Kaynak: EW.

Reklam
Devamını Okuyun

Teknoloji

Dijital Ve Sesli Kitap Hizmeti “Litres” Artık Türkiye’de

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Edebiyat dünyasında yeni bir dönemi başlatan dijital ve sesli kitap servisi Litres, Türkiye’de hizmet vermeye başladı. litres-tr.com web sitesi ve iOS ile Android mobil uygulamasıyla artık zengin ve çeşitli bir kitap dünyasına erişebilecek olan Türk okuyucular, ücretsiz eserler de dahil olmak üzere 3 binden fazla Türkçe elektronik ve sesli kitabın, ayrıca Rusça, Azerice ve diğer dillerdeki kitapların zengin dünyasına ulaşabilecek…

Dijital ve sesli kitap servisi Litres, Türkiye’de hizmet vermeye başladı. Litres, Türk okurlara 3 binden fazla Türkçe başlığın yanı sıra Rusça, Azerice ve diğer dillerdeki kitapların da dahil olduğu geniş bir katalog sunuyor. 2024 yılı sonuna kadar ürün yelpazesini 10 bin e-kitap ve sesli kitaba çıkarmayı hedefleyen dijital ve sesli kitap servisi, ülkedeki en geniş dijital eser kataloglarından biri olarak kullanıcılarla buluşuyor. Şu anda Can Yayınları, Notos Kitap, İthaki Yayınları, Maya Kitap ve Altın Kitaplar gibi 15 ulusal yayıneviyle sözleşme imzalayan Litres kitapları, litres-tr.com web sitesi ve iOS & Android mobil uygulaması aracılığıyla kullanılabilirken Visa ve Mastercard ödeme sistemleri sayesinde kolayca satın alma işlemi yapılabiliyor.

Sevilen bir kitap hizmeti olan Litres’in Türkçe sürümü, Rusça’da bulunan birçok işlevi ve özelliği aynı şekilde uyguluyor. Özellikle satın alınan kitaplardan oluşan kendi kütüphanenizi oluşturma ve sürdürme, yer imleri bırakma, en sevdiğiniz alıntıları kişisel koleksiyonunuza kaydetme, giriş parçasını okuma veya dinleme özelliği, hizmetin en öncelikli özellikleri arasında yer alıyor. Litres, Türkiye pazarının ve Türk okurların beklentilerini de dikkate alarak sadece Türkçe değil, Azerice ve diğer dillerde de kitaplar sunuyor. Devamlı çalışmalarla daha büyük ve iyi bir hizmet sağlamayı hedefleyen Litres, son bir buçuk yılda Azerbaycan ve Özbekistan’dan sonra yerli içerikle girdiği üçüncü dış pazar olarak Türkiye’yi seçti ve hizmeti Türk okurlarla buluşturdu.

Reklam

“Türkiye’deki Dijital Kitap Pazarı 5 Yıl İçinde 50 Milyon Doların Üzerine Çıkabilir”

Son iki yıldır Türk dil grubu ülkelerinde aktif olarak gelişme kaydettiklerini belirten Litres Şirketler Grubu Genel Müdürü Sergei Anuryev, “Azerbaycan ve Özbekistan’da çalışmaya başladıktan sonra bu bölgelerdeki en büyük elektronik ve sesli kitap kataloglarını topladık. Türkiye pazarı bizim için son lansmanlar arasındaki en büyüğü konumuna yerleşti. Tahminlerimize göre önümüzdeki 3-5 yıl içinde Türkiye’deki dijital kitap pazarının kapasitesi yıllık 50-60 milyon doların üzerine çıkabilir. Bu süreci her şeyden önce kağıt kitap pazarında temsil edilen 200’den fazla yayınevi ile kolaylaştırıyoruz. Türkiye, dünya pazarındaki yeni eser sayısı ve yerel yazar sayısı açısından 6. sırada yer alıyor. Bu kitaplar dünyanın her yerinde okunuyor ve dinleniliyor. Ülkenin kitap pazarının nasıl geliştiğini görüyoruz. Satışların yüzde 30’u halihazırda dijitalleşmeye hazır yayınevlerinin web sitelerinden geliyor. Bu nedenle Türkiye’de işimizi geliştirme potansiyelini dikkate alıyoruz. Ayrıca Türkiye’deki kitap pazarına katılarak, indirme başına ödeme yaparak kitap satın almanın telif hakkı sahiplerine sunduğu kolaylık, verimlilik ve şeffaflığı umuyoruz ki Türk okuyucular, yayıncılar ve yazarlar da takdir edecekler. Litres ile Rusya dijital kitap pazarını da şekillendirdik ve bu doğrultuda Rusya’da lider konuma geldik.” açıklamalarında bulundu.

Altın Kitaplar Yayınevi Satış Müdürü Batuhan Mestav ise, “Türkiye’de kitapların dijitalleşmesi uzun süredir devam ediyor. 2010’lu yılların başında pazara giren ve dijital kitaplara yatırım yapan firmaların çabaları, yayıncılardan destek gelmemesi nedeniyle boşa gitti. Ancak sesli kitapların hızla gelişmesi dijital kitap içeriğine olan ilgiyi yeniden artırdı. Ayrıca eğitim kurumlarının bu ürünlere olan ilgisinin artması, yayıncılar için e-kitap ve sesli kitapları her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Litres’in Türkçe konuşulan bir ülkede faaliyet göstermesi, iş birliği için rahat koşullar sunması ve servis uzmanlarının yardımıyla çalışmalarımızı olumlu yönde ilerletti. Şimdi Litres’te kurgu ve kurgu dışı, yerli, yabancı ve çocuk edebiyatı da dahil olmak üzere çeşitli türlerde yaklaşık 300 esere yer vermeyi planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

Gebelik Diyabeti Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Noktalar Nelerdir?

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Minik yavrusunu kucağına almak için gün sayan anne adayları hamilelikte ortaya çıkabilen gebelik diyabeti karşısında paniğe kapılabiliyor…

Halk arasında ‘gebelik diyabeti’ olarak adlandırılan Gestasyonel Diyabet’in hamilelikte en sık karşılaşılan endokrinolojik bir hastalık olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik) Uzmanları, sorunun erken teşhis edilmesi durumunda kontrol altına alınmasının da kolay olduğunu belirtirken “Gebelik diyabeti, açlık veya tokluk kan şekeri düzeylerinin izin verilen sınırlar dışında bulunması ile teşhis edilir. Bazı türleri ancak şeker yükleme testleri yapılarak anlaşılabildiğinden 24-26 hafta aralığında her gebeden bu yükleme testinin istenmesi genel prensiptir. Diyabeti ne kadar erken teşhis eder ve kontrol altına alırsak bebek ve anne üzerindeki olumsuz etkileri o kadar azaltmış oluruz” diyor. Tedavi edilmeyen yüksek şekerin bebeğin ve annenin sağlığını riske atabildiğini vurgulayan uzmanlar, gebelik diyabeti hakkında bilinmesi gereken 7 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tedavi edilmeyen gebelik diyabeti bebeği ve annenin sağlığını riske atar!

Gebelik diyabetinde annenin fizyonomisi bozulabilir, doğum öncesi ve doğumu sorunlu geçebilir. Kanama tedavisine, çeşitli müdahalelere, aletli doğuma (vakum) veya sezaryene gerek olabilir. Bebek doğumda yaralanmalara maruz kalabilir ve doğduktan hemen sonra düşük şeker komasına girebilir. Elektrolit dengesi bozukluğu, sarılık uzaması, kuvöz gereksinimi gibi risklere maruz kalabilir. Annesinin düşüremediği şeker düzeyini kendi pankreası ile düzeltmeye çalışan bu bebekler ileriki yaşamlarında diyabet hastalığına aday olurlar.

Reklam

Gebelikte ‘gestasyonel diyabet’ risk faktörlerine dikkat!

Gebelikte fazla kilo alımı, bebeğin beklenenden daha fazla kilolu olması, amniyon sıvısının fazlalığı ve anne adayının ailesinde veya kendi gebelik geçmişinde iri bebek doğumu, diyabet, insülin direnci gibi sorunların bulunması risk faktörleridir.

Gebelik diyabetini kontrol altında tutmak için!

Gestasyonel diyabeti önlemek veya kontrol altında tutmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek çok önemlidir. Gebelik diyabetinde temel prensip kalori dengesinin sağlanmasıdır. Alınan ve harcanan kalori kişiye ve gebeliğe özgü olmalıdır. Yemek porsiyonları fazla ise azaltılmalı, gün içine yayılmalı, aç kalınmamasına dikkat edilmelidir. Karbonhidrattan zengin gıdalar azaltılırken protein ve yağ gereksinimi en uygun seviyede tutulmalıdır. Günlük aktivite az ise artırılmalı, gebelik egzersizleri ve yürüyüşler ihmal edilmemelidir.

Gebelik diyabetini yönetmek mümkün!

Reklam

Özellikle beslenmenin düzene sokulması, günlük kalori alımının gebelik haftasına, annenin çalışma şartlarına ve kilosuna göre ayarlanması önemlidir. Hem diyet hem de egzersiz programı belirlenmeli ve buna uyulmalıdır. Gerektiğinde günlük veya haftalık kan şeker düzeyi izlemleri yapılmalıdır. Aylık yerine yüz yüze olmasa da haftalık hekim ve/veya diyet uzmanı ile görüşmeler yapılmalı, haberleşilmelidir. Önemli olan bu tavsiyelere belirli bir disiplin içinde uyulmasıdır. Takipler aksatılmamalıdır. Gebelikte kan şeker düzeyi normal sınırlarda tutulabilirse doğumda görülebilecek riskler de en aza indirilmiş olur.

Tıbbi tedavi gerekirse mutlaka yapılmalıdır!

Gebelik diyabeti tanısı kesinleştikten sonra diyet ve egzersiz programları sorunu düzeltemiyorsa tıbbi tedaviye geçilmelidir. İlk seçenek doğum hekimi gözetiminde yeterli dozda ilaç kullanımıdır. Bu üçlü yaklaşımdan alınacak sonuç kan şeker düzeyi ve bebek gelişimi ile takip edilir ve karşılaştırılır. Sorunda düzelme yoksa endokrinolog veya perinatolog gözetiminde insülin tedavisine geçilmelidir. Gebelik diyabetinin sonraki gebeliklerde tekrarlama riski vardır. Eğer tekrarlamışsa daha sonraki yıllarda tip 2 diyabet riskinin de artacağı unutulmamalıdır.

Gebelik diyabetinde tam başarı mümkün!

Gebelik diyabeti genellikle doğumdan 6 hafta sonra tamamen kaybolur. Bunu anlamak için 6 haftanın bitiminde şeker yükleme testi yapılmalıdır. Test normal çıkarsa 3 yıl aralıklarla tekrarlanır. Test sonucu anormal ise tip 2 diyabet teşhis edilmiş olur ve gerekli tedavi verilir. Yeni bir gebelik oluşursa en erken dönemden itibaren diyabet hastalığı gibi takip ve tedavi edilir, o gebelikte artık şeker yükleme testi ile vakit kaybedilmez.

Reklam

Farkındalık çok önemli!

Uzmanlar, gebelik diyabeti riskini azaltmak için farkındalığın son derece önemli olduğunu belirterek “Genetik özelliği nedeniyle her birey ailesinde diyabetik bir kişi olup olmadığını bilmelidir. Yakın akrabaların geçirdikleri gebelikler ve akıbetleri hem diyabet hem de gebelik diyabeti yönünden sorgulanmalı ve araştırılmalıdır. Gebelik öncesinde ilgili tetkikler, kan şekeri kontrolü ve kilo ayarlamaları yapılmalıdır. Gebelik sırasında şeker yükleme taramalarından çekinilmemeli, zamanı geldiğinde bu taramalar gerçekleştirilmelidir” diyor.

Devamını Okuyun

En Çok Okunanlar