Bizimle iletişim kur
Yazarlık Başvurusu

Sanat

Cem Sonel, “Bir ve Sıfır İki Eder” İsimli Kişisel Sergisiyle Anna Laudel’de

Yayınlandı

Tarih

6- Cem Sonel, İlk Temas_The First Contact, Led panel, mdf üzeri neon boya_Led, neon paint on Mdf, 80 x 220 x 10 cm, 2019
Ayrıksı Kitap

Anna Laudel, sanatçı Cem Sonel’in dijital tabanlı seri işleri ve graffitileri dahil olmak üzere farklı tekniklerde üretilmiş kapsamlı bir seçkiyi bir araya getiren “Bir ve Sıfır İki Eder” isimli kişisel sergisine 13 Ocak – 27 Şubat 2022 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

0’lar ve 1’ler Arasında Sorgulayıcı Bir Yolculuk

Cem Sonel, çalışmalarında “0” rakamının felsefede mevcut olmama durumu, mutlak anlamda yokluk ve hiçlik anlamına gelen ‘göreli hiçlik’ konuları üzerinde duruyor.

Bilgisayarlar, kullanıcının kendilerine iletmek istediği şeyleri kendi dillerinde 1’ler ve 0’lar şeklinde algılar. Bilgisayarımızın çalışmasını sağlayan mikro transistörlerin yani lambaların yandığı durum “1” söndüğü durum ise “0” ile ifade edilir. Gündelik hayatımızda kullandığımız sayı sistemindeki 0 ise bir niteliğin yokluğunu temsil eder.

Reklam

Felsefi ve teknik olmayan günlük kullanım anlamında ‘hiç’ veya ‘yok’ kelimesi varlıktaki bir eksiği, mevcut olmama halini ifade eder. İkili sayı sisteminin tabanı ise 2’dir ve bu sistemde sadece “0” ve “1” rakamları kullanılmaktadır.

Bu kavramlardan yola çıkarak bireysel sorgulamalarını gerçekleştiren sanatçı, sanatsal üretiminde sokaktan beslenerek hayat ve algoritmalar arasındaki bağı inceliyor.

3- Cem Sonel, Fetihin İlk Kızı_First Daughter of Conquest, Led Panel, Mdf üzeri neon boya_Led, Neon paint on Mdf, 124 x 96 x 10 cm, 2019, detay_detail

Ağırlıklı olarak tüketim kültürünü eleştiren graffiti tabanlı işler üreten Sonel’in ileri dönüşüm projelerinden murallerine ve ‘Code of Conquer’ başlığı altında bir araya gelen dijital tabanlı seri işlerine

kadar uzanan eserleri, varlık ve yokluk üzerindeki bireysel çatışmasını temsil ediyor. Sanatçının temsilinde varlık ve yokluk iki ayrı kavram olarak değil, birbirlerini var eden ve besleyen kavramlar olarak okunuyor. Sonel’in yaklaşımında lambaların varlığı, yanma durumundan ya da sönme durumundan daha değerli oluyor.

Yolculuğu süresince açık – kapalı, 1 – 0, olmak – olmamak ilişkileri üzerine odaklanan Sonel, yanıtını aradığı “0’ın hiçlik olarak kabul edildiği günümüz düşünce yapısında, 1 ve 0’ın aynı değerler olduklarını ileri sürmek sizce daha uzlaşmacı bir yaklaşım değil midir?” sorusunu bu defa ziyaretçilere yöneltiyor.

Sergi, 27 Şubat 2022 tarihine kadar Anna Laudel’in Kazancı Yokuşu, 45 adresinde yer alan yeni galeri mekanında ziyaret edilebilir.

Reklam
11- Cem Sonel, Ne kadar dönersen dön götün hep arkanda kalır_No matter how far you turn, your ass is always behind you, Pizza kutusu üzerine akrilik_Acrylic on pizza box, 34,5 x 34,5 x 4,5 cm, 2020

*Bülteninin içeriği Ramazan Can tarafından sergi için yazılan metinden alınmıştır.
**Anna Laudel tarafından basılacak sergi kataloğu, galeriden temin
edilebilir.

Adres: Kazancı Yokuşu 45, Gümüşsuyu, Beyoğlu / İstanbul

annalaudel.gallery | Facebook | Instagram | Twitter

1- Cem Sonel, Breathe in. Breathe out, Led panel, mönitör camı üzeri gold boya_Led, Gold paint on monitor glass, 49 x 29 x 4 cm, 2020

Cem Sonel
Cem Sonel, 1985 yılında Ankara’da doğdu. 2004 yılında lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım bölümünde onur derecesi ile tamamladı. Çocuk yaşta başlayan sokak sanatı merakını 2009 yılında kurucularından olduğu sokak sanatı kolektifi (KÜF Project) ile hayata geçirmeyi başardı. 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Heykel Yüksek Lisans Bölümüne kabul edildi. 2008-2013 yılları arasında tasarım ajanslarında grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni olarak görev aldı. 2013 yılında hobi olarak ilgilendiği iç mekan tasarımını profesyonel olarak devam ettirme kararı aldı ve pek çok mekan tasarladı. Sokak sanatı üzerine workshoplar düzenledi, oturumlar yönetti, karma sergilerde yer aldı. 2017 yılında atölyesini taşıdığı İzmir Darağaç’ta hem bireysel hem de mahallenin sanat kolektifi ile beraber çalışmalarına devam etti. 2020 yılından itibaren Ankara’daki atölyesinde sanat ve tasarım alanlarındaki üretimlerine devam etmektedir.

Anna Laudel

Eylül 2021 tarihi itibariyle Gümüşsuyu’ndaki yeni binasında sanatseverlerle buluşan Anna Laudel, yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini sergilediği kapsamlı sergilere ev sahipliği yapmaya ve sanatçılarını uluslararası fuarlarda temsil etmeye devam etmektedir. Aynı anda birden fazla sergi ve etkinlik düzenlemeye olanak sağlayan ve yaklaşık 1000 metrekarelik alana yayılan galeri, İstanbul’un önde gelen dinamik güncel sanat merkezlerinden biri haline gelmenin yanı sıra, temsil ettiği sanatçılarla birlikte büyüyerek daha fazla sanatsevere ulaşmayı amaçlamaktadır.

Anna Laudel, 2019’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde açtığı ikinci galeri mekanıyla bu alanda yürüttüğü çalışmalarını uluslararası bir boyuta taşıdı. Galeri, Düsseldorf’taki mekanında da Türkiye ve yurt dışından sanatçıların karma ve kişisel sergilerine yer vermektedir.

Reklam

Anna Laudel’in Istanbul ve Düsseldorf’taki galerilerinde yer verdiği güncel sergiler, fuar takvimi ve etkinlik programlarını internet sitesinden ve sosyal medya kanallarından takip edebilirsiniz.

Devamını Okuyun
Reklam

Sanat

“MUZIR” BİR KARAR – Özkan Özdem Yazdı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Çıtır Çıtır Felsefe
Ayrıksı Kitap

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu 24.06.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımladığı kararıyla çocuk ve gençlik kitapları yayımcısı olan Günışığı Kitaplığı’nın “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin yedi kitabını “muzır” ilan etti. Böylelikle bu yedi kitabın yalnızca 18 yaşından büyüklere ve poşet içinde satılabileceğine karar verdi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar metni şöyle:

“Brigitte Labbe ve Michel Puech tarafından yazılan, Jacques Azam tarafından resimlenen, Azade Aslan tarafından Türkçeye çevrilen, Günışığı Kitaplığı tarafından basımı yapılan Çıtır Çıtır Felsefe serisinde yer alan tüm kitapların Kurulumuzca re’sen incelenmesi neticesinde; seri içerisinde yer alan ‘Oğlanlar ve Kızlar’, ‘Aşk ve Dostluk’, ‘İyi ve Kötü’, ‘Küçükler ve Büyükler’, ‘Beden ve Akıl’, ‘Diktatörlük ve Demokrasi’, ‘Cesaret ve Korku’ isimli kitapların içerisinde yer alan bazı ifade, görsel ve tasvirlerin 18 yaşından küçüklerin maneviyatı ve gelişimleri üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olduğuna; bu sebeple söz konusu kitabın 1117 sayılı Kanunun 3266 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesindeki sınırlamalara tâbi olmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

Bu karara gidilen yolda sosyal medyadaki tepkiler etkili olmuş ve bu kitaplar içinde pedofili olduğu gerekçesiyle sosyal medyada tepki toplayarak bazı e-ticaret sitelerinde ve kitabevlerinde kitabın satışı durdurulmuştu. 

Hâl böyle iken dizinin yazarına ve dizinin diğer ülkelerdeki başarısına baktığımızda trajikomik bir gerçekle karşılaşırız çünkü “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin yazarı Brigitte Labbe, 2019 yılında Fransa Eğitim Bakanlığı tarafından ülkenin en yüksek devlet nişanı olan Legion d’Honneur ile ödüllendirilmiş. Ona bu ödülü getiren de kitaplarıyla çocukların eğitimine ve gelişimine sunduğu katkı olmuş. Bu dizide yazar çocukları küçük yaşta hayata dair olaylar üzerine düşündürürken yaşanabilecek tehlikelere karşı basit ve somut şekilde dikkatlerini çekerek onlara kendilerini nasıl koruyacaklarını anlatıyor. Doğaldır ki dizinin tün kitapları ülkemiz dâhil yayımlandığı 25 ülkede ebeveynlerin ve eğitimcilerin de başucu kitabı olarak oldukça benimsenmiş. 

Reklam

Dizinin Türkiye’deki yayıncısı Günışığı Kitaplığı yayımladığı basın açıklamasında sosyal medyada ve bazı basın organlarında, kitapların içerikleri çarpıtılarak yapılan haberler ve paylaşımlar sonucunda bu noktaya gelindiğine ve söz konusu kararın hukukla bağdaşmadığına vurgu yaparak bu kararı kınadı. 

Bu basın açıklamasının ardından sosyal medyada yayınevine destek mesajları yağarken okuma kültürünü baltalayan bu “muzır” karar da protesto edildi. Türkiye Yayıncılar Birliği de 22.06.2022 tarihinde yayımladığı basın duyurusunda sosyal medya üzerinden kitaplara, yazarlara ve yayıncılara karşı düzenlenen linç kampanyalarından duyduğu rahatsızlığı paylaşırken kitapların satışlarının durdurulması ile ilgili alınan kararların linç kültürünü normalleştireceğine vurgu yaptı. 

Özkan Özdem

Reklam
Devamını Okuyun

Sanat

Çiğdem Güvendi Hasekioğlu’nun ilk kitabı İspinozların Ölümü yayınlandı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

ispinozların ölümü_yatay
Ayrıksı Kitap

İspinozların Ölümü

“Adı Yusuf olmasa yine böyle güzel olur muydu? Böyle güzel olmasa onu yine kuyuya atarlar mıydı?”

Çiğdem Güvendi Hasekioğlu’nun ilk kitabı İspinozların Ölümü, katmanlı olay örgüsünü zengin karakterleriyle bir araya getirerek polisiye, gizem okuyucusunu soluksuz bir maceraya davet ediyor. Yusuf peygamberin zengin alegorisinden yola çıkan roman karakterlerin iç içe geçmiş hikayeleriyle aile, arkadaşlık, vefa ve sadakat kavramlarını irdelerken Yusuf komiserin maktuller ama en çok da kendisi için aradığı adalet kavramına odaklanıyor.

Herkesin geçmişinde çözülmeyi bekleyen bir sır vardır!

Reklam

İspinozların Ölümü babası gurbetçi, annesi o çok küçükken ansızın ortadan kaybolmuş, başarılı polis, yapboz ustası, soruşturmalarını da aynı bir yapbozun parçalarını bir araya getirir gibi çözen Yusuf komiseri merkezine alıyor. Yusuf komiser aylar önce çalıştığı cinayet soruşturmasında delillerin işaret ettiği adamı yakalamış ancak onun katil olduğuna bir türlü ikna olmamıştır çünkü parçalar yerine oturmamaktadır. Emniyet Müdürü’nün emrine karşı gelir, dosyayı kapatmaz, çıkan tartışmada eski nişanlısının da babası olan Emniyet Müdürü’ne yumruk atma gafletinde bulunur ve görevden alınır. Aylar sonra Belgrat Ormanı’nda bulunan kadın cesedi yüzünden devletin en gizli işlerini yürüten Başkan tarafından annesini bulmak vaadiyle göreve çağırılır.

ispinozların ölümü

Bir taraftan yeni cesetler bulmasıyla artık bir seri katilin peşinde oluşu, diğer taraftan en yakın arkadaşı, tek ailesi Bahtiyar’ın eşi Ayşegül’ün kendisine duyduğu yasak aşk, İstanbul Kocaeli ekseninde başlayan soruşturmanın önce Trakya bölgesi sonra da tüm Marmara bölgesine yayılması, devletin gizli saklı projeleri Yusuf komiseri geri dönülmesi artık imkansız o eşikten geçirir.

Yusuf komiser kendisi için sağlayamadığı adaleti maktuller için sağlayabilecek midir? Parçaları doğru yerlerine koyabilecek midir? Yusuf seri katili ararken kendi hayatının sırrına erecek midir? İspinozları kim öldürmüştür, neden? Bu yapbozu kim dağıtmış, parçalarını kim saklamıştır?

İspinozların Ölümü Kültür Bakanlığı’nın sağladığı ilk eserim desteğiyle hayata geçmiş, arka kapak yazısı kıymetli best seller yazar Arif Ergin ve usta yazar İnci Y. Şimşek tarafından kaleme alınmıştır. Katmanlı hikayesi, natüralist tarzı, iç içe geçmiş öyküleri, her biri kaderin başka bir cilvesinin kurbanı karakterleri ve çok zamanlı olay örgüsüyle okuyucuyu bir yapbozun parçalarını bir araya getirmeye davet ediyor.

Reklam
Devamını Okuyun

Sanat

Borusan Sanat’ta Bu Hafta

Borusan Sanat, dijital platformlar üzerinden yayınladığı konser kayıtlarıyla müzikseverlere keyifli bir müzik deneyimi yaşatmaya devam ediyor!

Yayınlandı

Tarih

Yazar

bipo_may12_117
Ayrıksı Kitap

Borusan Sanat’ın borusansanat.tv’de yayınladığı ve yaza merhaba dediği beş konserinde Borusan Müzik Evi, dünyaca ünlü isimlerin disiplinlerarası projelerini müzikseverlerle buluştururken, 26 Haziran Pazar günü saat 11.30’da Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), “Seste Saklı Güzellik” başlıklı konserinde en sevilen operalardan en beğenilen aryaları seslendirecek.

OZGE_BALKAN6175_BorusanQuartet

Borusan Müzik Evi’nin borusansanat.tv üzerinden yayınladığı beş farklı konserini izlemek için son hafta!

Çevrimiçi video platformu borusansanat.tv üzerinden yayınladığı konser kayıtlarıyla izleyicileriyle buluşmaya devam eden Borusan Sanat’ın, yazı selamladığı birbirinden özel beş konserlik serisi bu hafta da izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor! Nova Muzak’ın 33.’sünde Schnellertollermeier’i, Töz Trio & Hezarfen Ensemle ve Jonah Parzen-Johnson & Berke Can Özcan’ı ağırladığı konserleri ile, İkiz Cabin Crew, ayrıca Mercan Dede’nin “Secret Tribe” başlıklı projesine iki hafta boyunca borusansanat.tv üzerinden erişilebilecek. 

Ayrıca konser öncesinde Back on Stage ekibinin gerçekleştirdiği söyleşiler de aynı platformda yayınına devam ediyor.

Nova Muzak 33. serisinde Schnellertollermeier ile borusansanat.tv’de!

Reklam

Borusan Müzik Evi’nde Kod Müzik işbirliğiyle hayata geçirilen Nova Muzak serisinin 33.’sü Schnellertollermeier, bu hafta da borusansanat.tv üzerinden izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Doğaçlama ile beste arasındaki incecik çizgide ustaca durabilen üçlü, minimalizm, krautrock, deneysel doğaçlama temelli elektronik müzik gibi geleneklerden besleniyor. Schnellertollermeier’in kayıt çalışmalarıyla olduğu kadar canlı performanslarıyla da izleyicilerini derinden etkileyen, deneysel doğaçlama temelli elektronik müzik gibi geleneklerden beslenen bu konser borusansanat.tv’de yayında.

Berke Can Özcan ve Jonah Parzen-Johnson birlikte ilk kez borusansanat.tv’de!

En son, geçtiğimiz yılın Kasım ayında Borusan Müzik Evi’nin izleyicileriyle buluşan Berke Can Özcan aylar sonra yeniden, bu sefer Jonah Parzen-Johnson ile yarattıkları deneysel müzik oluşumlarıyla izleyicilerine farklı bir deneyim sunuyor.

Parzen-Johnson müzik yaparken dinleyicilerine farklı dünyaların kapılarını açan, elektronik dokularla, sıcak ve cana yakın melodilerle onları kucaklayan bir sanatçı. Solo performanslarında derin bir samimiyet sunan Parzen-Johnson, kim olduğunu, dünyamızı nasıl gördüğünü ve hep birlikte sarılabileceğimiz geçici “biz” anlarını paylaşmaya çalıştığı için solo performansları son derece samimi. Dört kıtada ve dokuz ülkede sahne alan sanatçı, caz festivallerinden noise kulüplerine, oturma odalarından çağdaş sanat müzelerine kadar her yerde varlığını gösterdi ve şimdi de Borusan Müzik Evi’ne konuk oluyor. Mountains are Mountains adlı albümüyle, dinleyicilerini farklı ses dünyalarına davet ederek onlara pek çok anın sesini sunan Berke Can Özcan, kulağının ulaşabileceği her şeyi denemeye devam eden bir davulcu, besteci, yazar ve yapımcı. Gonglar, vibrafon ve eski anahtarlardan yaptığı enstrümanlar, soda kapakları, bisiklet zilleri, hasır süpürgeler, eski oyuncaklar ve hatta bahçe hortumları… Berke Can Özcan ve Jonah Parzen-Johnson’un ilk defa buluştuğu bu konser kaydına borusansanat.tv üzerinden yayında kalmaya devam ediyor. 

Töz Trio ve Hezarfen Ensemble borusansanat.tv’de!

Reklam

Uluslararası çapta tanınırlık, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, her zaman canlılık… Hezarfen Ensemble, kendisiyle özdeşleşen birçok projeye imza atarken ve farklı icra koşullarına uyum sağlayabilmesindeki esnekliğiyle göze çarpıyor. Türkiye’nin tecrübeli müzisyenlerinden Tamer Temel, Ercüment Orkut ve Cem Aksel’den oluşan Töz, caz ve çağdaş klasik müziğin kesiştiği performanslar sergileyen bir oluşum. Yakın zamanda ikinci stüdyo albümlerini kaydetmeye hazırlanan Töz Trio, bu albüm çalışmasında Hezarfen Ensemble ile işbirliği yaparak, dokuz müzisyenden oluşan bir kadroyla kaydedecekleri yeni müziklerini ilk defa Borusan Müzik Evi’nde seslendirildiği bu konser borusansanat.tvüzerinden izleyicisi ile buluşuyor.

İkiz Cabin Crew’ün Transit başlıklı projesi borusansanat.tv’de!

İkiz Cabin Crew’ün Stockholm Jazz Records’dan 4 Mart’ta yayınlanan Transit adlı projesi, borusansanat.tv üzerinden izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor. Ödüllü davulcu İkiz tarafından yazılan ve topluluğun üç üyesi tarafından üretilen, akustik enstrümanlar ve elektronik soundscape’lerle izleyiciler benzersiz bir deneyim yaşayacak. Küresel salgınla birlikte çalışmaları durma noktasına gelen grubun yeniden nefes aldığı ve üretmeye başladığı yaratıcı bir çalışma olan Transit, ilk ‘kalkış’ parkurundan son ‘varışa’ kadar, kelimenin tam anlamıyla baştan sona bir yolculuğa çıkaran, pandeminin sonsuza kadar sürmeyeceğini ve çok yakın bir gelecekte yeniden ‘yeni’ yolculuklara çıkılacak zamanın geleceğini hatırlatan bir mesaj taşıyor. 

Mercan Dede’nin “Secret Tribe” projesi borusansanat.tv’de!

Borusan Müzik Evi’nin açıldığı 2010 yılından bu yana sürekli konuğu olan, verdiği pek çok konserle müzikseverlerle buluşan Mercan Dede, dünyanın dört bir yanında beğeniyle izlenen, önemli festivaller ve kültürel etkinliklerde sahne alan projesi “Secret Tribe” başlıklı konser borusansanat.tv üzerinden müzikseverler ile buluşmaya devam ediyor.

Reklam

İBB Kültür AŞ işbirliğinde, Müze Gazhane’nin “Hava Kararınca” etkinlikleri kapsamında gerçekleşen “Secret Tribe” başlıklı konserde Mercan Dede, Doğu’ya özgü sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdaş müziğin tınılarıyla incelikli bir şekilde harmanlayarak eski ile yeniyi, Doğu ile Batı’yı birleştiriyor. 

En sevilen operalardan en beğenilen aryalar borusansanat.tv’de!

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) borusansanat.tv üzerinden yayınlanan ve en sevilen operalardan en beğenilen aryaların seslendirileceği bu konserinde Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO, yıldız sanatçılara eşlik ediyor. Başarılı soprano Ceren Aydın, mezzosoprano Elena Maximova, üstün yeteneğiyle takdir toplayan tenor Peter Sonn ve son olarak bariton Bogdan Baciu ile birlikte BİFO’nun 26 Haziran Pazar günü 11.30’da yayına girecek olan “Seste Saklı Güzellik” isimli konseri tüm hafta boyunca borusansanat.tv üzerinden izlenebilecek.

Serhan Bali ve Aydın Büke ise saat 11.00’de yayınlanacak konser öncesi keyifli sohbetleriyle borusansanat.tvde yer alacak.

borusan_istanbul_filarmoni_orkestrasi

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİMLER:
 

TÖZ TRIO & HEZARFEN ENSEMBLE

Reklam

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv
 19.30 Konser öncesi söyleşi: Back on Stage

NOVA MUZAK #33

SCHNELLERTOLLERMEIER

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv
 19.30 Konser öncesi söyleşi: Back on Stage

JONAH PARZEN-JOHNSON & BERKE CAN ÖZCAN

Reklam

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv
 19.30 Konser öncesi söyleşi: Back on Stage

İKİZ CABIN CREW

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv
 19.30 Konser öncesi söyleşi: Back on Stage

MERCAN DEDE “SECRET TRIBE” 

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv
 19.30 Konser öncesi söyleşi: Back on Stage

Reklam

SESTE SAKLI GÜZELLİK

26 HAZİRAN 2022 Pazar 11.30

ÇEVRİMİÇİ GÖSTERİM / borusansanat.tv

11.00 Konser Öncesi Söyleşi: Aydın Büke ve Serhan Bali

SASCHA GOETZEL şef

Reklam

CEREN AYDINsoprano †

ELENA MAXIMOVA mezzosoprano *

PETER SONN tenor •

BOGDAN BACIU bariton ¦

 WAGNER Siegfried’den 2. Sahne: Waldweben (Forest Murmurs)
 WAGNER Lohengrin’den “In fernem Land” •
 GOUNOD Romeo ve Jülyet’ten “Je veux vivre” †
 CILEA Adriana Lecouvreur’dan “Acerba voluttà” *
 VERDI Maskeli Balo’dan “Alzati! … Eri tu che macchiavi quell’anima” ¦
 R. STRAUSS Don Juan, senfonik şiir, op.20
 BIZET Carmen: Prélude
 BIZET Carmen’den “Votre toast, je peux vous le rendre” ¦
 BIZET Carmen’den Seguidilla *
 PUCCINI La bohème’den “Quando m’en vo’” †
 VERDI La Traviata’dan 1. Sahne Prelude
 BRAHMS Macar Dansları no.1, Sol minör
 LEHAR Das Land des Lächelns’den “Dein ist mein ganzes Herz” •
 BIZET Carmen’den Habanera, “L’amour est un oiseau rebelle” *
 PUCCINI Gianni Schicchi’den “O mio babbino caro” †
 OFFENBACH Tales of Hoffmann’dan “Barcarolle” † *
 BRAHMS Macar Dansları no.10, Fa Majör

Reklam
Devamını Okuyun

Popüler