Bizimle iletişim kur

Sanat

Hanefi Yeter’in “Vesile” isimli Kişisel Sergisi Anna Laudel’de Açıldı

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Sanat dünyasında yarım asrı aşan bir yolculuğu geride bırakan Hanefi Yeter ‘Vesile’ isimli kapsamlı kişisel sergisiyle Anna Laudel İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

Ünlü ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olan Hanefi Yeter çoğu kez köklerinden aldığı ilhamla eserlerinin çıkış noktasını oluşturuyor.

Bazen Bayburt’taki çocukluğunda dinlediği soba başında anlatılan bir  hikayedeki karakterler  bazen de dinlediği bir Türkünün ezgisindeki sözlerle hayal gücünü zenginleştirip bunu resimlerine aktaran duygusal yönü çok kuvvetli bir sanatçı karşımızda. Bu arada yeni sergisi vesilesiyle karşılıklı bir araya geldiğimizde yılların tecrübesiyle harmanlanmış hoş sohbetine doyamadığımı söylemeden es geçmeyeceğim.

Ünlü şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar zamanında  “Anadolu’nun romanını yazmak isteyenler, ona mutlaka türküler yoluyla gitmelidir” demişti. Sanatçı Hanefi Yeter de kendi Anadolu hikayelerini severek dinlediği bir türkünün kulağa hitap eden bir dizesini alıp göze hitap eden bir resimle birleştirdiği eserleriyle yüreklerimizin bam teline dokunarak ortaya koyuyor.

Sanatçının son yıllarda farklı teknik ve malzemelerle ürettiği çeşitli kompozisyon, resim, heykel, desen ve seramik çalışmalarını içeren ”VESİLE” sergisi daha çok doğa ve insan ilişkileri üzerine kurgulanmış.

Reklam

Doğanın bize sunduğu nimet ve güzellikler gözler önüne serilirken insanoğlunun  doğaya karşı olan yıkıcı tavırlarını yansıtan eserler katılımcıların daha fazla düşünüp sorgulamasına VESİLE olmasıyla serginin bel kemiğini oluşturuyor.

Daha önceki üretim süreçlerinde dış dünyayla daha sık iletişim kurma fırsatı bulduğunu belirten sanatçı, Pandemi sürecinin dahil olduğu son üç yılda ürettiği yeni dönem eserlerinde herkesin birbirinden uzaklaştığı ve korkunun hakim olduğu bir dönemde yaşanan değişim ve gelişimleri, kendine has bakış açısı ve ifade şekli ile sanatseverlerle buluşturuyor.

Almanya’da yıllarca kalıp bir çok sergi açıp bir Türk sanatçı olarak alkışlanırken yeri geldi mi misafir sanatçı denilerek ırkçı yaklaşımlara sahip eleştirilere de göğüs gerip sanatını en iyi şekilde icra ederek cevap veren Hanefi Yeter Berlin’deki duvar resimleri dahil gurbetçiler için yaptığı çalışmalarla da kitaplarda yer almış.

Uluslararası sanat camiasının duayen ismi şimdiki genç sanatçılar için asla vazgeçmeden motivasyonlarını hiç bozmadan durmaksızın çalışmaya ve üretmeye devam etmelerini öneriyor.

Zaten bu düsturu kendisine de misyon edindiği ortada çünkü sanatında daha fazla çeşitlilik yaratmak ve kendi sınırlarını deneyimlemek adına attığı cesur adımlarla hem seramik hem de alüminyum dökümle ilgili yaptığı işler bu sergisinde de ön plana çıkıyor.

Reklam

Mesela sanatçının bu sergi için Ayvalık yöresinden topladığı çömleklerle özel olarak bir araya getirdiği seçki, bence serginin en ilgi çekici yönleri arasında yer alıyor.

Kadına şiddet ve doğanın insan eliyle sonunun getirilmesi de dahil olmak üzere bir çok sosyal probleme yer veren eserlerinde özellikle sert bir üslup kullanmadan çok naif ve simgesel bir anlatım dilinin benimsenmiş olması ”VESİLE” sergisini kaçırmamanız gerektiğini sizlere de gösterecek.

Anna Laudel’in Gümüşsuyu’ndaki galerisinin iki katına yayılan ‘Vesile’ sergisini 11 Şubat 2023 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

Adres: Anna Laudel Istanbul, Kazancı Yokuşu 45, Gümüşsuyu, Beyoğlu / İstanbul  https://annalaudel.gallery/

Hanefi Yeter
Hanefi Yeter 1947 yılında Bayburt’ta doğdu. 1967 yılında eğitimine Devlet
Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde başladı
ve bu eğitim sırasında Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun özel atölyesinde çalıştı.
1970 yılında Paris’te “Academie des Beaux-Arts”da sanat eğitimine katılmaya
hak kazandı; bazı kişisel sebepler nedeniyle bu eğitimini tamamlayamadı ve
İstanbul’a geri döndü. Eğitimini Akademi’de tamamladı ve 1972 yılında mezun
oldu. 1973 yılında Devlet Bursu Sınavını geçti ve Berlin Güzel Sanatlar
Akademisi’nde lisansüstü eğitimine başladı ve 1978 yılında mezun oldu.
Doksanı aşkın kişisel sergisi oldu; Türkiye’de ve yurtdışında Viyana, Paris,
Brüksel, Manchester ve Almanya’nın çeşitli şehirlerindeki çok sayıda karma
sergiye katıldı. Doğu Almanya’da kişisel sergi açan ilk Türk asıllı sanatçı oldu.
O sergide kataloğu özel izinlerle yayınlandı. Eserleri ulusal ve uluslararası
müzelerde ve özel koleksiyonlarda görülebilir. Berlin’de 5 duvar resmi, 2
seramik cephe, 2 mozaik pano, 1 heykel ve Darmstadt şehrinde 3 duvar resmi
bulunmaktadır. 2006 ve 2012 tarihleri arasında Mersin, Aydın, Denizli,
Trabzon, Ankara, Bursa, Antalya, Tarsus ve Nevşehir’de yüze yakın heykel ve
rölyef çalışmaları gerçekleştirmiştir. Şu anda Yeter çalışmalarını İstanbul ve
Bodrum’da sürdürmektedir.
Anna Laudel
Eylül 2021 tarihi itibariyle Gümüşsuyu’ndaki yeni binasında sanatseverlerle
buluşan Anna Laudel, yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini sergilediği
kapsamlı sergilere ev sahipliği yapmaya ve sanatçılarını uluslararası fuarlarda
temsil etmeye devam etmektedir. Aynı anda birden fazla sergi ve etkinlik
düzenlemeye olanak sağlayan ve yaklaşık 1000 metrekarelik alana yayılan
galeri, İstanbul’un önde gelen dinamik güncel sanat merkezlerinden biri haline
gelmenin yanı sıra, temsil ettiği sanatçılarla birlikte büyüyerek daha fazla
sanatsevere ulaşmayı amaçlamaktadır.
2019’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde açtığı ikinci galeri mekânıyla bu
alanda yürüttüğü çalışmalarını uluslararası bir boyuta taşıyan Anna Laudel, iki
mekânında eş zamanlı olarak Türkiye ve yurt dışından sanatçıların karma ve
kişisel sergilerine yer vermektedir.
Galerinin kurucusu Anna Laudel, aldığı eğitim ve içinde büyüdüğü güncel
sanat ortamının etkisiyle açtığı galeriler ve yer aldığı fuarlarla sanatçılarına uluslararası imkanlar sunmayı hedeflemektedir. Galerilerin direktörlüğünü Ferhat Yeter yapmaktadır.
Anna Laudel’in Istanbul ve Düsseldorf galerilerinde yer verdiği güncel sergiler,
fuar takvimi ve etkinlik programlarını internet sitesi ve sosyal medya
kanallarından takip edebilirsiniz.

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum yazabilmek için giriş yapın Giriş

Yorum Yaz

Sanat

Dünyanın En Ünlü Tenoru “Andrea Bocelli” İstanbul’a Geliyor

Tüm dünyada on binlerce kişilik arena konserlerinin biletleri aylar önce tükenen, dünyanın en çok sevilen tenoru Andrea Bocelli İstanbul’a geliyor…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Tüm dünyada on binlerce kişilik arena konserlerinin biletleri aylar önce tükenen, dünyanın en çok sevilen tenoru Andrea Bocelli İstanbul’a geliyor…

BWO Entertainment, CEO Event ve Dolmabahçe AŞ organizasyonuyla, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) desteğiyle Togg etkinlik paydaşlığı ve TURKCELL sponsorluğunda 8 Haziran 2024’te İstanbul’a gelecek olan Andrea Bocelli, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve İstanbul Opera Korosu eşliğinde BJK Tüpraş Stadyumu’nda on binlerce kişiye seslenecek.

Hayranlarının uzun yıllardır Türkiye’ye gelmesini dört gözle beklediği Andrea Bocelli, en ünlü İtalyan ve uluslararası operalardan klasik aryaların yanı sıra uluslararası büyük bir başarıya ulaşan albümlerinden de sürprizleriyle uzun yıllar unutulmayacak bir konser gecesi yaşatacak.

Reklam

Dünya genelinde 90 milyon albüm satışı gibi eşsiz başarılara imza atan Andrea Bocelli, bir imza gibi tanınabilen sesinin yumuşak ama güçlü tınısıyla İstanbullulara eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak.

BİLETLER TÜKENİYOR

Bugüne kadar 4 Amerikan başkanı, 3 Papa ve Kraliyet Ailesi’nin yanı sıra Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası açılış törenlerinde performanslar sergileyen Andrea Bocelli’nin Biletix ve Passo’da satışa açılan biletleri hızla tükeniyor. Sınırlı sayıda biletin kaldığı Andrea Bocelli konseri aynı zamanda son 10 yılın da en önemli konseri kabul ediliyor.

REKORLARIN MAESTROSU

Dünyanın birçok ülkesinde on binlerce kişinin katıldığı konserleriyle katılım rekorları kıran Andrea Bocelli, birçok ilke de imza attı.

Reklam

Kariyeri boyunca 6 kez Grammy Ödülü’ne, 6 kez de Latin Grammy Ödülü’ne aday gösterilen Bocelli’nin Hollywood Walk of Fame’de bir yıldızı da bulunuyor.

2013 ve 2016’da ABD Başkanı Barack Obama ve dünyanın dört bir yanından birçok devlet başkanının katıldığı saygın Ulusal Dua Kahvaltısı etkinliğine katılan tek sanatçı ünvanını taşıyan Bocelli, 11 Aralık 2017’de New York’taki NASDAQ Borsası’na davet edilerek dünya çapındaki borsalarda işlem görmeye başlayan ünlü “çan çalma” ritüelinin başlatıcısı oldu.

2018’de 60’tan fazla ülkede yayınlanan albümü “Sì”, ABD ve İngiltere listelerinde uzun süre birinci sırada yer alarak tarihî bir başarı elde etti.

Maestro, 12 Nisan 2020’de pandeminin doruğunda Milano Katedrali’nde sergilediği performansla da yeni bir rekora imza attı. “Music for Hope” etkinliğini eş zamanlı olarak 2.8 milyondan fazla kişi izledi ve YouTube tarihindeki en büyük eş zamanlı klasik canlı yayın izleyici kitlesine sahip oldu. Video, ilk 24 saat içinde 28 milyondan fazla görüntüleme aldı.

2020 yılında “Believe” adlı albümünü yayınlayan Bocelli, 12 Aralık 2020’de Parma’daki Teatro Regio’dan canlı olarak yayınlanan “Believe in Christmas” konseriyle bir kez daha tüm dünyayı kendine hayran bıraktı.

Reklam

Mayıs 2021’de sanatçı için yeni bir meydan okuma ortaya çıktı: Roma’daki St. Peter Bazilikası’ndan Toskana’daki Lajatico kasabasına kadar 350 kilometreden fazla at sırtında yolculuk yaptı. “The Journey – Andrea Bocelli” adını taşıyacak olan bu yolculuk, sanatçının kültürel ve ruhsal yolculuğuna odaklanan bir TV belgeseli olacak.

Bocelli, 11 Haziran 2021’de, UEFA Euro 2020 açılış töreninin yıldızı oldu ve dünya çapında yayınlanan “Nessun dorma” performansı birçok ülkede trend listelerinin ilk sırasında yer aldı.

21 Ağustos’ta Central Park’ta “NYC’s Homecoming Concert” etkinliği kapsamında New York Filarmoni Orkestrası eşliğinde Bruce Springsteen, Paul Simon ve Patti Smith gibi isimlerle birlikte sahne aldı ve 60.000’den fazla kişiye seslendi.

Maestro Bocelli, İtalya Cumhuriyeti tarafından “Grande Ufficiale dell’Ordine al Merito della Repubblica Italiana” (İtalya Cumhuriyeti Büyük Şövalyesi) unvanıyla onurlandırıldı ve San Marino İtalya Cumhuriyeti Elçisi ünvanını aldı.

La Spezia’daki G. Puccini Müzik Konservatuvarı’ndan Opera Şanı Lisansı ve Pisa Üniversitesi’nden Hukuk Lisansı kazandı.

Reklam

2015 Dünya Ekonomik Forumu’nda Andrea Bocelli’ye sanatçı, insan ve hayırsever olarak prestijli bir tanıma olan Kristal Ödül verildi. 2016 yılında Macerata Üniversitesi, Modern Filoloji’de kendisine Onursal Derece verdi.

Devamını Okuyun

Sanat

Türk Çağdaş Resim Sanatının Yaşayan Efsanesi “Devrim Erbil”in Sergisi MAJİ Art Gallery’de Sanatseverlerle Buluşuyor

Türk Çağdaş Resim sanatının yaşayan efsanesi, resmin şairi, büyük usta Devrim Erbil’in sergisi Titanic Luxury Collection Hotel, MAJİ Art Gallery de sanatseverlerle buluşuyor…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Türk Çağdaş Resim sanatının yaşayan efsanesi, resmin şairi, büyük usta Devrim Erbil’in sergisi Titanic Luxury Collection Hotel, MAJİ Art Gallery de sanatseverlerle buluşuyor…

Usta sanatçının tüm dönemlerine ait eserlerini ve bu eserlerde kullanmış olduğu tüm uygulama tekniklerinin eşsiz sunumu, Gaye Donay’ın liderliği ve Prof. Uğur Batı’nın küratörlüğünde 15 Haziran tarihinde görkemli bir davetle gerçekleşecek.

Resim sanatının duayeni ve ülkemizin emsalsiz sanatçılarından biri olan Devrim Erbil, sanat hayatında eşi görülmemiş bir sergiyle sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. “Yatay Derinlik” sergisi, tüm bu derinliğiyle sanatseverlere eşsiz bir deneyim sunuyor. Sergi, 15 Haziran tarihinde Titanic Luxury Collection Hotel, Maji Art Gallery Bodrum’da gerçekleşiyor. Gaye Donay’ın liderliği ve Prof. Uğur Batı’nın küratörlüğünde gerçekleştirilen ‘‘Yatay Derinlik’’ sergisi, kapılarını sanatseverlere açarak sanatın derinliklerine doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak.

Reklam

Yatay Derinliğin Felsefesi

Devrim Erbil, sanat dünyasının derinliklerinde yankılanan özgün sesiyle ruhun otantik karmaşıklığını ve griftliğini eserlerinde mükemmel bir estetikle buluşturuyor. Erbil’in eserleri, ruhun karmaşasını düzenli bir biçimde otantikleştirerek izleyicisine doğrudan hissettiriyor. Herhangi bir Devrim Erbil resmi, karmaşıklığı ve griftliğiyle “ruhun otansitesidir”. Erbil’in sanatındaki büyüleyici dokular, ruhun karmaşasını yakalayıp onu düzen içinde otantik hale getirir. Bu, izleyiciyi ruhunun kaynağına, toprağa, çime, kokuya ve gerçeğe çağıran derin bir deneyim sunar. Sanatçının eserleri, görüngülerle değil, dingin bir “nüve” ile ruhu yakalayarak izleyiciye sunar.

Sanatın Derinliğinde Ruhun Yansıması

Sanatın en temel amacı yüzyıllardır derinliği yakalamak olmuştur ve Devrim Erbil bu amacı büyük bir ustalıkla gerçekleştirmiştir. Ressamın doğaya olan yatkınlığı, aslında ruha olan yatkınlığının bir yansımasıdır. Resimleri, izleyiciye koşulsuz sevgiyi ve şefkati hatırlatır, insanın duygusal ve otantik yanlarını keşfetmesine yardımcı olur. Doğa aracılığıyla koşulsuz sevmeyi öğreniriz ve Erbil’in eserleri bu sevgiyi sanatı aracılığıyla yeniden keşfetmemize olanak sağlar. Devrim Erbil’in sanatında yatayda ve dikeyde derinleşen, eşsiz bir genişleme ve mükemmel estetikle buluşan çizgiler, izleyiciyi adeta büyülüyor.

Eşsiz Bir Sergi Tecrübesi

Reklam

Devrim Erbil, resme adanmış bir ömür ve en verimli, en yaratıcı, en derinlikli ressam olarak tanınıyor. Her türü ‘‘satıh bir sanat ihtimali’’ olarak gören Erbil, dünyada hiçbir ressamın olmadığı kadar “Yatay bir derinliğe” sahip. Erbil, farklı malzemeler kullanarak resimlerine hayat veriyor. Halı, yağlı boya, giclee, mozaik, batik, kilim, vitray, sedef, marküteri, nakış, kumaş ve seramik sanatları gibi çeşitli tekniklerle oluşturduğu eserler, sanatının geniş yelpazesini ve çok yönlülüğünü yansıtıyor.

Devamını Okuyun

Bilet Al

Adrenalin Yüklü Rock N’Roll Efsanesi Palaye Royale İstanbul Konseri Ne Zaman? | Bilet Al

Güçlü vokallerinin yanı sıra eşarplar, şapkalar, şallı gömlekler ve makyajlarıyla sahne performanslarını sanatsal bir deneyime dönüştüren Palaye Royale İstabul’da müzikseverlerle buluşacak.

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Rock N’Roll sahnesinde adeta nefesleri kesen “Lonely”, “Mr Doctor Man” ve “No Love in LA” gibi daha birçok sevilen şarkılarıyla geçmişin punk ve rock ruhunu bugünün ruhuyla harmanlayan Palaye Royale, 10 Haziran’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ne geliyor.

Rock müziğin sınırlarını zorlayan enerjisiyle, dürüstlük ve değişim çağrısı yapan, Las Vegas doğumlu kardeşler Remington Leith (vokal), Sebastian Danzig (gitar) ve Emerson Barrett (davul) tarafından kurularak Los Angeles’ın rock sahnesinde yükselen ve kısa sürede müzik endüstrisinin en prestijli isimleriyle aynı sahneyi paylaşma fırsatını yakalayan Palaye Royale, 10 Haziran’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ni birbirine katmaya hazırlanıyor.

Palaye Royale’in heyecan verici İstanbul sahnesi 

Marilyn Manson, Rob Zombie ve Stone Sour gibi dev isimlerle arenalarda performans sergileyen ünlü müzik grubu Palaye Royale İstanbul’da müzikseverler ile buluşacak. Sadece müzik değil, aynı zamanda sinema ve felsefeden de ilham alan ve Alan Watts’ın özgürlükçü felsefesine ve Johnny Thunders ile The Stooges’un unutulmaz anılarına olan hayranlıklarıyla müziğinde derin izler taşıyan Palaye Royale, seyirciyle kurdukları derin bağ, etkileyici sahne dekorları ve güçlü vokalleriyle 10 Haziran pazartesi 21:30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ne geliyor.

Kapı Açılış: 20.30

Reklam

Palaye Royale: 21:30

Sınırlı sayıdaki Palaye Royale biletleri passo.com.tr’de.

Devamını Okuyun

Bilet Al

Theodosii Spassov ve Batuhan Aydın CRR Konseri Biletleri Satışta | Bilet Al

“Dünyanın Kavalcısı” Theodosii Spassov ve “Modern Kavalcı” Batuhan Aydın CRR’de Buluşuyor!

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Anadolu ve Balkan Halklarının Ortak Hikayesi “Kaval”

UNESCO Barış Sanatçısı Theodosii Spassov ve modern kavalın önemli temsilcilerinden Batuhan Aydın, 5 Haziran Çarşamba akşamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda müzikseverlerle buluşacak. İlk kez aynı sahneyi paylaşacak olan Spassov ve Aydın’a CRR Oda Orkestrası eşlik edecek. Dinleyecilerin, Anadolu’nun mistik ezgileri ve Balkanların enerjik ritimlerini kaval ile yeniden keşfedeceği konser saat 20.00’de başlayacak.

Binlerce yıllık geçmişiyle kaval, nefesli bir müzik enstrümanı olmanın ötesinde, bulunduğu coğrafyanın ruhunu ve günlük yaşamını yansıtan bir kültür taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. “Dünyanın kavalcısı” olarak anılan Theodosii Spassov, her türlü halk ezgisini çalabilen, orijinal fikirleriyle farklı türlerden müzisyenleri bir araya getiren bir kaval virtüözü olarak öne çıkıyor.

Kaval enstrümanı caz müziğinde kullanan ilk isim olan Spassov, geleneksel halk müziğini caz ve klasik müzik unsurlarıyla harmanlamayarak kendine özgü bir tarz geliştirdi. Son yıllarda film ve tiyatro için beste yapan müzisyen, ayrıca senfonik orkestralarda kavalın daha fazla yer bulması için eser çalışmaları gerçekleştiriyor.  Sanatçının solo performansları ve farklı topluluklarla iş birliğini içeren 38 albüm çalışması bulunuyor.  Spassov, ulusal ve uluslararası birçok ödülün yanı sıra, 2015’te UNESCO tarafından “Barış Sanatçısı” unvanı ile ödüllendirildi.

Reklam

Yeni Nesil Kavalcı: Batuhan Aydın

Müziğe henüz 3-4 yaşlarındayken babasının perküsyon çalma hareketlerini taklit ederek başlayan Batuhan Aydın, İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın lise bölümünde kaval çalmaya başladı. Plovdiv/Bulgaristan’da Prof. Asen Diamandiev Müzik, Dans ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde kaval ve Bulgar halk müziği, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda ise müzikoloji eğitimi aldı.

2010-2013 yılları arasında, TRT Gençlik Orkestrası’nda kavalcı olarak görev yapan Aydın, 2014’te Uluslararası Kaval Konferansı’na davet edilen en genç enstrümantalist oldu. İzleyen yıllarda, Bulgar halk müziği ve kavalda ileri düzey çalma teknikleri üzerine birçok atölye çalışması, ustalık sınıfı ve seminer düzenledi. Sanatçı kavalı, çeşitli topluluklarda solo ve orkestra müzisyeni olarak çalmanın yanı sıra, etno/dünya caz ve füzyon topluluğu KAPIKO’nun kurucu üyesi ve kavalcısıdır. Yeni neslin en iyi kavalcılarından biri olarak kabul edilen Aydın’ın stili, Anadolu ve Balkan halk müziği, caz ve serbest doğaçlamadan etkiler taşıyan benzersiz bir tarz olarak dikkat çekiyor. 

Anadolu’nun ve Balkanların kültürel mirasının, kavala getirilen modern ve yenilikçi dokunuşlarla dinleyiciyle buluşacağı konserin biletleri, 40 ve 150 TL arasın kategorilerde CRR gişesi ve Biletix’ten temin edilebilir.

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam

En Çok Okunanlar