Bizimle iletişim kur
Behzat C Banner

Sanat

Hanefi Yeter’in “Vesile” isimli Kişisel Sergisi Anna Laudel’de Açıldı

Yayınlandı

Tarih

Ayrıksı Kitap

Sanat dünyasında yarım asrı aşan bir yolculuğu geride bırakan Hanefi Yeter ‘Vesile’ isimli kapsamlı kişisel sergisiyle Anna Laudel İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

Ünlü ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olan Hanefi Yeter çoğu kez köklerinden aldığı ilhamla eserlerinin çıkış noktasını oluşturuyor.

Bazen Bayburt’taki çocukluğunda dinlediği soba başında anlatılan bir  hikayedeki karakterler  bazen de dinlediği bir Türkünün ezgisindeki sözlerle hayal gücünü zenginleştirip bunu resimlerine aktaran duygusal yönü çok kuvvetli bir sanatçı karşımızda. Bu arada yeni sergisi vesilesiyle karşılıklı bir araya geldiğimizde yılların tecrübesiyle harmanlanmış hoş sohbetine doyamadığımı söylemeden es geçmeyeceğim.

Ünlü şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar zamanında  “Anadolu’nun romanını yazmak isteyenler, ona mutlaka türküler yoluyla gitmelidir” demişti. Sanatçı Hanefi Yeter de kendi Anadolu hikayelerini severek dinlediği bir türkünün kulağa hitap eden bir dizesini alıp göze hitap eden bir resimle birleştirdiği eserleriyle yüreklerimizin bam teline dokunarak ortaya koyuyor.

Sanatçının son yıllarda farklı teknik ve malzemelerle ürettiği çeşitli kompozisyon, resim, heykel, desen ve seramik çalışmalarını içeren ”VESİLE” sergisi daha çok doğa ve insan ilişkileri üzerine kurgulanmış.

Doğanın bize sunduğu nimet ve güzellikler gözler önüne serilirken insanoğlunun  doğaya karşı olan yıkıcı tavırlarını yansıtan eserler katılımcıların daha fazla düşünüp sorgulamasına VESİLE olmasıyla serginin bel kemiğini oluşturuyor.

Reklam

Daha önceki üretim süreçlerinde dış dünyayla daha sık iletişim kurma fırsatı bulduğunu belirten sanatçı, Pandemi sürecinin dahil olduğu son üç yılda ürettiği yeni dönem eserlerinde herkesin birbirinden uzaklaştığı ve korkunun hakim olduğu bir dönemde yaşanan değişim ve gelişimleri, kendine has bakış açısı ve ifade şekli ile sanatseverlerle buluşturuyor.

Almanya’da yıllarca kalıp bir çok sergi açıp bir Türk sanatçı olarak alkışlanırken yeri geldi mi misafir sanatçı denilerek ırkçı yaklaşımlara sahip eleştirilere de göğüs gerip sanatını en iyi şekilde icra ederek cevap veren Hanefi Yeter Berlin’deki duvar resimleri dahil gurbetçiler için yaptığı çalışmalarla da kitaplarda yer almış.

Uluslararası sanat camiasının duayen ismi şimdiki genç sanatçılar için asla vazgeçmeden motivasyonlarını hiç bozmadan durmaksızın çalışmaya ve üretmeye devam etmelerini öneriyor.

Zaten bu düsturu kendisine de misyon edindiği ortada çünkü sanatında daha fazla çeşitlilik yaratmak ve kendi sınırlarını deneyimlemek adına attığı cesur adımlarla hem seramik hem de alüminyum dökümle ilgili yaptığı işler bu sergisinde de ön plana çıkıyor.

Mesela sanatçının bu sergi için Ayvalık yöresinden topladığı çömleklerle özel olarak bir araya getirdiği seçki, bence serginin en ilgi çekici yönleri arasında yer alıyor.

Reklam

Kadına şiddet ve doğanın insan eliyle sonunun getirilmesi de dahil olmak üzere bir çok sosyal probleme yer veren eserlerinde özellikle sert bir üslup kullanmadan çok naif ve simgesel bir anlatım dilinin benimsenmiş olması ”VESİLE” sergisini kaçırmamanız gerektiğini sizlere de gösterecek.

Anna Laudel’in Gümüşsuyu’ndaki galerisinin iki katına yayılan ‘Vesile’ sergisini 11 Şubat 2023 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

Adres: Anna Laudel Istanbul, Kazancı Yokuşu 45, Gümüşsuyu, Beyoğlu / İstanbul  https://annalaudel.gallery/

Hanefi Yeter
Hanefi Yeter 1947 yılında Bayburt’ta doğdu. 1967 yılında eğitimine Devlet
Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde başladı
ve bu eğitim sırasında Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun özel atölyesinde çalıştı.
1970 yılında Paris’te “Academie des Beaux-Arts”da sanat eğitimine katılmaya
hak kazandı; bazı kişisel sebepler nedeniyle bu eğitimini tamamlayamadı ve
İstanbul’a geri döndü. Eğitimini Akademi’de tamamladı ve 1972 yılında mezun
oldu. 1973 yılında Devlet Bursu Sınavını geçti ve Berlin Güzel Sanatlar
Akademisi’nde lisansüstü eğitimine başladı ve 1978 yılında mezun oldu.
Doksanı aşkın kişisel sergisi oldu; Türkiye’de ve yurtdışında Viyana, Paris,
Brüksel, Manchester ve Almanya’nın çeşitli şehirlerindeki çok sayıda karma
sergiye katıldı. Doğu Almanya’da kişisel sergi açan ilk Türk asıllı sanatçı oldu.
O sergide kataloğu özel izinlerle yayınlandı. Eserleri ulusal ve uluslararası
müzelerde ve özel koleksiyonlarda görülebilir. Berlin’de 5 duvar resmi, 2
seramik cephe, 2 mozaik pano, 1 heykel ve Darmstadt şehrinde 3 duvar resmi
bulunmaktadır. 2006 ve 2012 tarihleri arasında Mersin, Aydın, Denizli,
Trabzon, Ankara, Bursa, Antalya, Tarsus ve Nevşehir’de yüze yakın heykel ve
rölyef çalışmaları gerçekleştirmiştir. Şu anda Yeter çalışmalarını İstanbul ve
Bodrum’da sürdürmektedir.
Anna Laudel
Eylül 2021 tarihi itibariyle Gümüşsuyu’ndaki yeni binasında sanatseverlerle
buluşan Anna Laudel, yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini sergilediği
kapsamlı sergilere ev sahipliği yapmaya ve sanatçılarını uluslararası fuarlarda
temsil etmeye devam etmektedir. Aynı anda birden fazla sergi ve etkinlik
düzenlemeye olanak sağlayan ve yaklaşık 1000 metrekarelik alana yayılan
galeri, İstanbul’un önde gelen dinamik güncel sanat merkezlerinden biri haline
gelmenin yanı sıra, temsil ettiği sanatçılarla birlikte büyüyerek daha fazla
sanatsevere ulaşmayı amaçlamaktadır.
2019’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde açtığı ikinci galeri mekânıyla bu
alanda yürüttüğü çalışmalarını uluslararası bir boyuta taşıyan Anna Laudel, iki
mekânında eş zamanlı olarak Türkiye ve yurt dışından sanatçıların karma ve
kişisel sergilerine yer vermektedir.
Galerinin kurucusu Anna Laudel, aldığı eğitim ve içinde büyüdüğü güncel
sanat ortamının etkisiyle açtığı galeriler ve yer aldığı fuarlarla sanatçılarına uluslararası imkanlar sunmayı hedeflemektedir. Galerilerin direktörlüğünü Ferhat Yeter yapmaktadır.
Anna Laudel’in Istanbul ve Düsseldorf galerilerinde yer verdiği güncel sergiler,
fuar takvimi ve etkinlik programlarını internet sitesi ve sosyal medya
kanallarından takip edebilirsiniz.

Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanat

LA BAYADÈRE’nin Nikiya Rolü İçin Petra Conti İstanbula Geliyor!

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Ayrıksı Kitap

İstanbul DOB’un büyük beğeni toplayan LA BAYADÈRE prodüksiyonunda Nikiya rolü ile İstanbullu sanatseverlerle buluşmaya geliyor!

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, romantik ve klasik dönemlerin arasında önemli bağlantılar kuran ve kendisinden sonra gelen beyaz balelerin habercisi; en büyük bale eserlerinden biri olan ve prömiyerini 14 Ocak akşamı Atatürk Kültür Merkezi – Türk Telekom Opera Salonu’nun muhteşem atmosferinde gerçekleştirdiği La Bayadère balesinde Nikiya rolünü dans etmek üzere uluslararası üne sahip bir baş dansçı Petra Conti’yi ağırlıyor.

Hindistan’da geçen konusu, aşk ve entrika yüklü sihirli atmosferi, Marius Petipa’nın eşsiz koreografisi, Ludwig Minkus’un müziğinin melodik çekiciliğinin yanı sıra, gösterişli töresellik ve etnik ögeler içeren sahneleri ve mükemmel danslarıyla bale severlere çok şey vadeden eserin 28 ve 31 Ocak’ta gerçekleşecek temsillerinde sahneye çıkacak olan Petra Conti, 2014 yılından bu yana dünyada İtalyan dansının temsilcisidir. Günümüzde Los Angeles Balesi’nin baş dansçısı olan Petra Conti, 2013’ten 2017’ye kadar Boston Balesi’nde baş dansçı olarak sahne aldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamaya başlamadan önce Milano (İtalya), La Scala’nın baş dansçısıydı.

Conti, Bolşoy, Kremlin, Dolby Theater, Kennedy Center, Koch Theater ve Arena di Verona gibi dünyanın en prestijli sahnelerinde; Havana, Kiev, Toronto, Montreal, Ekaterinburg, Roma, Tiran, Maskat, Rio de Janeiro, Sao Paulo’da ve daha birçok tiyatroda; Roberto Bolle, Ivan Vassiliev, Massimo Murru, Daniel Camargo, Eris Nezha, Fernando Montano gibi tanınmış dansçılarla birlikte dans etti.

17 yaşında, Arena di Verona Balesi tarafından, ilk uzun bale eseri Cinderella’da sahne almak için konuk baş dansçı olarak davet edildi. 2007’de, Elvira Tarasova ile önemli bale rollerine hazırlanmak amacıyla eğitim almak üzere St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’na, daha sonra 2008’de Bayerisches Staatsballett’ye katıldı. 2011 yılında La Scala’da baş dansçı oldu.

La Bayadère balesi, Petra Conti’nin Nikiya rolünü dans edeceği 28 ve 31 Ocak temsillerinden sonra 5,16 ve 18 Şubat tarihlerinde izleyicisi ile buluşmaya devam edecek.

             L.Minkus

Reklam

LA BAYADÈRE

Bale – 3 Perde

Koreograf: M. PETIPA

Sahneye Koyan ve Düzenleyen: Ayşem SUNAL SAVAŞKURT

Orkestra Şefi: Zdravko LAZAROV

Reklam

Dekor Tasarımı: Efter TUNÇ

Kostüm Tasarımı: Gülden SAYIL

Işık Tasarımı: Önder ARIK

Nikiya: Berfu ELMAS, Büşra AY, Berin KOCABAŞOĞLU

Solor: Çağatay ÖZMEN, Batur BÜKLÜ, Yılmaz Berkay GÜNAY

Reklam

Gamzatti: Büşra AY, Melike MANAV, Ami NAITO, Merve TOPALDEMİR

Altın İdol: Can BEZİRGANOĞLU, Yılmaz Berkay GÜNAY, Alican GÜÇOĞLU, Batur BÜKLÜ, Ali TÜRKKAN 

Yüce Brahman: M. K. Onur TUNAY, Bahadır OVACIKLI                   

Rajah: Alkış PEKER, Alper AKALIN

Hint Dansı (Indus)

Reklam

Solist Kız: Zuhal KARACA, Julia HARTMANN, Asena ÖKTE

1. Solist Erkek: M. Nuri ARKAN, Can BEZİRGANOĞLU, Berkay TOPÇUOĞLU

2. Solist Erkek: Deniz POLAT, Arda ERKARA, Cenk Tan KARAYEL, Agit İŞCAN

Gölgelerin Krallığı

3 Solist Gölge

Reklam

1. Gölge: Zeynep GÜÇOĞLU, Ami NAITO, Ayşe ARAS

2. Gölge: Merve TOPALDEMİR, Ayça ANIL, Ayşe ARAS 

3. Gölge: Melike MANAVBerin KOCABAŞOĞLU, Elifsu PAMUKÇU 

Gölgeler 

Ami NAITO, Zeynep İŞÇİMENLER, Hazal ÇORUK TUNAY, Ayşe ARAS, Naz ÖZAKINCI BÜKLÜ, Elenay BACI 

Reklam

Nisa Deniz EKMEKÇİ, Ayça ANIL, Sanem ŞİLLİLER, Melis BÖĞRÜN, Melis GÜLMEN, Eda YEKER DÜRÜM,

Asena ÖKTE, Buket POLAT, Elifsu PAMUKÇU, Ege TİMOÇİN, Ezgi GEMALMAZNaz KURTULUŞ, Ecem OVAT

Dilara ÇAKMAK, Berin KOCABAŞOĞLU

(Zeynep GÜÇOĞLU, Merve TOPALDEMİR) ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları dönüşümlü olarak dans edecekler.

La Bayadere’nin Konusu

Yüce Brahman, rahipler ve tapınak dansçıları Hindistan’da Kutsal Ateş Ayini düzenlemektedir. Tapınak dansçılarının en güzeli olan Nikiya, baş tapınak dansçısı olarak onurlandırılmıştır. Yüce Brahman, Nikiya’ya aşkını ilan eder, ancak Nikiya onu reddeder ve gece vakti asil savaşçı Solor ile gizlice buluşur. Birlikte dans ederler ve Kutsal Ateş üzerine birbirlerine sonsuz aşk sözü verirler. Kıskanç Yüce Brahman durumu anlayınca, Solor’u öldürmeye ant içer. 

Rajah, Solor’un cesaretini ödüllendirmek ister ve kızı Gamzatti ile evlenmesine hükmeder. Gamzatti, Solor’un portresini görür görmez ona aşık olur ve tanıştıklarında Solor da onun güzelliğinden oldukça etkilenir. Nikiya’ya sonsuz aşk yemini etmesine rağmen, Rajah’nın isteğine karşı gelemez ve Gamzatti ile evlenmeye karar verir. Yüce Brahman, Rajah’nın Solor’u ortadan kaldıracağını umarak, ona  Nikiya ve Solor’un arasındaki gizli aşktan bahseder. Oysa Rajah, Nikiya’yı öldürmeye karar verir. Bu diyaloğa kulak misafiri olan Gamzatti, Nikiya’yı odasına çağırarak, Solor’dan vazgeçmesi için ona rüşvet vermeyi dener. Gamzatti’yi reddeden Nikiya, çılgına dönerek onu öldürmeye kalkışır. Ardından Nikiya kaçar ve Gamzatti onu yok etmeye yemin eder. 

Reklam

Solor ve Gamzatti’nin nişanında Nikiya’ya dans etmesi emredilir. Gamzatti ona hediye olarak bir sepet çiçek gönderir. Nikiya çiçeklerin Solor’dan geldiğini düşünür. Oysa çiçek sepetinde zehirli bir yılan gizlidir. Yılan, Nikiya’yı sokar; Nikiya ona sunulan panzehri almak istemez ve ölür. 

Solor odasında yapayalnızdır. Nikiya’nın ölümünden duyduğu üzüntüye tamamen teslim olmuştur. Acısını dindirmek için afyon çeker ve gördüğü halüsinasyonlar onu Gölgelerin Krallığı’na sürükler. Burada Nikiya’nın görüntüsü, aşklarından kalan anılar gözlerinin önünden gitmez  ve Solor  kendi yaşamına son verir. Böylelikle Nikiya ve Solor sonsuz aşkta birleşirler.

Devamını Okuyun

Sanat

Fezile Olkanlı’nın Şaşırtıcı Romanı ‘Sonsuz’ raflardaki yerini aldı.

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Ayrıksı Kitap

Kurgusu ile okuyucuyu sürükleyici bir yolculuğa çıkaran Sonsuz, başarılı dil kullanımıyla Türk edebiyatına yadsınamaz bir katkı olarakİnkılâp Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Fezile Olkanlı’ nın zamana, geçmişe ve gerçekliğe ilişkin arayış peşinde olan kitabı; Sonsuz kahraman bakış açısı ile kaleme alınan her sayfasında heyecanlandıran ve İnsan gerçekten geçmişe gidebilseydi, yaptığı hataları veya kaybettiği insanları geri getirebilseydi, bunun bugüne etkisi ne olurdu? Kişi gerçekten bundan mutluluk duyar mıydı, yoksa getirdiği etkinin hayatına yansımalarıyla başa çıkamama ihtimali her şeyi altüst mü ederdi?

Tüm bu sorulara yanıt ararken, geçmişin zaman içindeki belirsizliğini ele alan Fezile Olkanlıokuyucuya zaman yolculuğu koşullarını ve bunun getirdiği sonuçlarını çarpıcı bir şekilde sunuyor. Dış görünüşüne aldanmamanız gereken bir dünya olan Sonsuz benzersiz ve gizem dolu detaylarla örülü kurgusu ile bir yandan kişinin kendini ve geçmişini sorgulamasına olanak sağlıyor, diğer yandan da okurunu zamanın sayfalarına hapsediyor. 

İnkılâp Kitabeviimzasıyla okuruyla buluşan“Sonsuz”hayatazamanda yolculuğa ve geçmişte değiştirmek istediklerimizin günümüze yansımasını sıra dışı yolculuğuyla anlatıyor.

Kitap Hakkında

Reklam

“Zamana karşı koyabilmek için zamana ihtiyacım vardı! Tıpkı, aşkın acısıyla baş etmek için aşka ihtiyaç duyuyor olmam gibi…”

Hazan, bir sabah kapısına getirilen kutuyla birlikte hayatının tamamen değişeceğinden habersiz, evliliği yeni bitmiş, genç ve başarılı bir kadındır. Ömrünün büyük bir kısmını akıl hastanesinde geçirmiş teyzesinden kalan eşyaların arasından büyüleyici güzellikteki bir madalyon çıkacaktır. Bu habis madalyon, hem onun hem de birçok kişinin hayatlarını, aşklarını ve hatta ölümlerini değiştirmeye hazırlanmaktadır.

Hazan bir anda kendisini zaman, aşk ve ölümle girdiği bir savaşın içerisinde bulur. İlk aşkını kurtarmak ve acı içinde geçirdiği yılları silmek için çıkacağı yolculuklar, onu asla tahmin edemeyeceği hayatlara ve gerçekliklere götürecektir. Bu gerçeklikler onu, cevaplanması çok zor sorulara ve bedeli fazlasıyla ağır kararlara sürükleyecektir.

Hazan, zamanla girdiği savaşı kazanıp geçmişi değiştirebilecek mi?

Geçmişi değiştirmek, onu mutlu edecek mi?

Reklam

Sonsuz; zaman, yaşam, ölüm ve en çok da aşkla verilen savaşların, yapılan yolculukların anlatıldığı hüzünlü ama umutlu bir hikâye.

Devamını Okuyun

Sanat

“Küçük Prens” Hayranlarına Müjde!

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Ayrıksı Kitap

TATİLİN TADINI “KÜÇÜK PRENS” İLE ÇIKARIN!

KÜÇÜK PRENS: BİR DOSTLUK HİKAYESİ BKM ORGANİZASYONUYLA MAXIMUM UNIQ BOX’TA!

Milyonların hayran olduğu, büyük küçük herkesin kahramanı Küçük Prens, sömestir tatili boyunca Maximum Uniq Box’ta.

Dünyada bir ilkle, Illusionist Dijital Sanat Stüdyosu tarafından çağdaş sahne teknolojileriyle yeniden uyarlanan ve hayat bulan Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi BKM organizasyonu ile 20 Ocak – 5 Şubat tarihleri arasında Maximum Uniq Box’ta.

Tiyatronun teknoloji ile buluştuğu benzersiz bir deneyim olan Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi, sömestir tatili boyunca izlenebilecek.

Reklam

Dostluk ve sevgi arayışını ele alan bu başyapıtın dijital uyarlaması, izleyicileri büyüleyici bir yolculuğa çıkartacak. Sadece çocuklar değil, ailenizin tüm fertlerini benzersiz bir deneyim bekliyor.

40 dakikalık bu sürükleyici deneyim izleyicilerine, geçmişin, bugünün ve geleceğin kesişiminde görsel ve işitsel bir şölen sunuyor. Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi 7’den 70’e herkes için dijital bir yolculuk.

İş Bankası kartlarına %10, Maximiles Black ve Privia Black’e %20 indirim uygulanacak etkinliğin biletleri satışta.

Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi Hakkında:

Geleneksel tiyatro, animasyon ve dijital sanatın etkileyici bir birleşimi olarak izleyiciyle Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi, Motion capture ve 2D-3D mapping teknolojileri kullanılarak geleneksel tiyatronun sınırlarını aşarak, çağdaş bir yorumla yeniden uyarlanıyor. Sahneyle izleyici arasındaki mesafeyi ortadan kaldıran ve salonun tavanı ile üç duvarını kuşatan geniş bir mapping alanıyla, seyirciyi sahnenin oyunun içine dahil oluyor. Daha önce, dünyanın sayılı dijital sanat tiyatrolarından biri olan TODA’da seyirciyle buluşan 40 dakikalık sürükleyici deneyim, geçmişin, bugünün ve geleceğin kesişiminde görsel ve işitsel bir şölen sunuyor.

Antoine de Saint-Exupery’nin zamansız hikayesinin etkileyici bir uyarlamasına dayanan Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi, izleyicileri Küçük Prens’in evrendeki yolculuğuna eşlik etmeye ve yetişkinlerin tuhaf dünyasında karşılaştığı büyülü karakterlerle tanışmaya davet ediyor. Motion capture teknolojisiyle gerçek oyuncuların performansları kullanılarak modellenen animasyon karakterler hikâyenin renkli dünyasını genişletiyor. Oyunda pilot karakterini ünlü oyuncu Kenan Ece canlandırırken, hikâye Küçük Prens’in pilotla arkadaşlığı üzerinden, başkalarıyla bağ kurmayı, sevgiyi ve dostluğu ele alıyor.

Illusionist, Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi ile Dubai’de başladığı bu serüvene, Türkiye ve dünyanın farklı noktalarında, sevilen farklı sanat eserlerinin uyarlamaları ile devam edecek.

Reklam
Devamını Okuyun

Popüler