Bizimle iletişim kur
Yazarlık Başvurusu

Sinema

Emin Alper’in Yeni Filmi “Kurak Günler”in Dünya Prömiyeri Cannes Film Festivali’nde Gerçekleştirildi

Yayınlandı

Tarih

Emin Alper'in Yeni Filmi Kurak Günlerin Dünya Prömiyeri Cannes Film Festivali'nde Gerçekleştirildi
Ayrıksı Kitap

Emin Alper’in yeni uzun metrajlı filmi Kurak Günler dünya prömiyerini 75. Cannes Film Festivali’nin ‘Belirli Bir Bakış’ (‘Un Certain Regard’) bölümünde gerçekleştirdi. Filmin Salle Debussy’de yapılan dünya galasına yönetmen Emin Alper başta olmak üzere oyuncuları Selahattin Paşalı, Ekin Koç, Selin Yeninci, Erol Babaoğlu, Erdem Şenocak, Nizam Namidar ve film ekibi katıldı. İlk kez festivalde seyirciyle buluşan ve biletleri günler öncesinden tükenen Kurak Günler, gösterimi sonrasında 10 dakika ayakta alkışlandı. Emin Alper gösterim sonrası ilk duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Bütün oyuncularıma, yapımcılarıma ve ekibime teşekkür ederim. Yardımcı yapımcımız Çiğdem Mater’e de ayrıca teşekkür ediyorum. Saçma ve hukuksuz bir karar sonucu kendisi şu an hapiste ve o yüzden bizimle değil. Ama bizim kalbimiz ve aklımız onunla.” Film ekibi ayrıca dün ‘Holy Spider’ filminin prömiyerine katılarak kırmızı halıda yürüdü.

Emin Alper’in dördüncü uzun metrajlı filmi olan Kurak Günler, bir süredir kuraklık sorunuyla boğuşan Yanıklar kasabasına yeni atanan genç savcı Emre ile belediye başkanı Selim, yerel gazeteci Murat ve kasabanın eşrafı arasında yaşanan çekişmeleri konu alıyor. Türkiye-Fransa-Almanya-Hollanda-Yunanistan-Hırvatistan ortak yapımı olan filmin başrollerini Selahattin Paşalı ve Ekin Koç paylaşırken, yardımcı rollerde Erol Babaoğlu, Erdem Şenocak, Selin Yeninci, Sinan Demirer, Nizam Namidar, Ali Seçkiner Alıcı ve Eylül Ersöz onlara eşlik ediyor. 

Ay Yapım, Liman Film ve Zola Yapım’ın yapımcısı olduğu Kurak Günler T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nden yapım desteği almıştı. Cannes sonrası festival yolculuğuna devam edecek filmin Türkiye’de sonbaharda vizyona girmesi planlanıyor.

Devamını Okuyun
Reklam

Sinema

“Tar” Filminin Türkçe Altyazılı Yeni Fragmanı Yayınlandı – İzleyin

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Tar Film Fragmanı
Ayrıksı Kitap

Maskeli bir dans istiyorsan besteciye hizmet etmelisin!

TAR, 2023’DE sinemalarda…

Devamını Okuyun

Sinema

Black Adam’dan Türkçe Dublajlı Yeni Fragman Yayınlandı – İzleyin

Yayınlandı

Tarih

Yazar

black-adam
Ayrıksı Kitap

New Line Cinema’nın, aksiyon macera türündeki ”Black Adam” filminde Dwayne Johnson, başrolde yer alıyor. Bu DC Süper kahramanının hiayesini ilk kez beyaz perdeye taşıyan filmi Jaume Collet-Serra yönetiyor.

Black Adam, antik kahramanların herşeye gücü yeten güçleriyle bahşedildikten yaklaşık 5000 yıl sonra, dünyadaki mezarından kurtulur ve benzersiz adalet biçimini modern dünyaya salmaya hazırdır.

Devamını Okuyun

Sinema

Amsterdam Film Yorumu Tolga Yiğit Yazdı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

AMSTERDAM_yatay
Ayrıksı Kitap

Geçen yıl bu tarihlerde Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filmini izlemiştim. O filmden sonra yaklaşık bir yıldır seyrettiğim en iyi film Amsterdam oldu. Birisi Marvel çizgi roman kahramanı ve bir Blockbuster filmi iken bu film bambaşka bir tarza sahip.

Tabi ki yukarıda yazdığımı kıyaslama için yazmadım. Yani Örümcek Adam ile karşılaştırma yapmayacağım. Siz de yapmayın 🙂

Amsterdam Neden İyi

Filmdeki iki isimle ilgili olumsuzlukları daha aşağıdaki paragrafa bakarak iyilerle başlayalım. Öncelikle benim gibi 40 yılı aşkın süredir film izleyen birisiyseniz yaşınız itibariyle Laurel ve Hardy komedi filmlerini hatırlarsınız. O filmler siyah beyaz ve repliksiz olarak tanıştığımız hikayelere sahiplerdi. Bu filmde de yönetmen David O. Russell oyuncuları Christian Bale ve John David Washington ile bize farklı ve diyaloglu bir Laurel ve Hardy hikayesi izletiyor. Bu komedi ikilisinin filmlerinde olduğu gibi Amsterdam filminde de başroldeki isimlere güzel bir kız Valeri yani Margot Robbie eşlik ediyor.

Amsterdam Film Yorumu

Tıpkı Laurel ve Hardy filmlerinde olduğu gibi bir tanışma hikayesi var. Filmin başında savaşta tanışan ve birbirlerinin hayatını kurtararak can yoldaşı olan ikiliye hemşire deli dolu Valerie’de eklenince savaş sonrası Amsterdam’da ayrılmaz üçlü olarak geçirdikleri güzel günleri izliyoruz. Ama güzel günler uzun sürmüyor. Önce yolları ayılan 3 arkadaştan Burt (Bale) ve Harold (Washington) 10 yıl boyunca Valeri’yi görmeden yaşamlarını memleketleri Amerikada sürdürüyorlar. Ta ki cepheden komutanları olan General’in şüpheli ölümü ve onu araştırmaya giriştikleri sırada yaşanan bir cinayetin üzerlerine komplo ile yıkılana kadar. Bu dakikadan itibaren kendilerini kurtarmak için bu olayı çözmeye odaklanan ikili özellikle ilk 30 dakikada benim ve benim gibi orta yaşlı izleyicinin güldüğü esprilere imza atarak bizi polisiye bir hikayenin içine sürüklüyorlar. Burt’ün (Bale) eşine muazzam tutkusu var. Aşk mı ihtiyaç mı ona siz izlediğinizde karar verin. Bu tutkuya rağmen eşinin tavrı ise bize sanki bir Kemal Sunal filminde Şaban’a kötü davranan zengin aileye sahip kadın karakteri izliyormuşuz izlenimi veriyor. (Yoksa ben bir de filmi bu Şaban faktörü yüzünden mi sevdim 🙂

Amsterdam’ın Artıları

Oyuncu kadrosunun zenginliği +benim hiç sıkılmadan tüm diyalogları ile filmin tamamını akıcı bulup izlemem ve yapımın içinde polisiye unsurunun olması, dostluk, dürüstlük ve Laurel ve Hardy vari iyimser çözümlemelerle tamamlanan bir film izledim. Bu beni hem mutlu etti hem de eğlendirdi. Filmin bir bölümündeki hikaye gerçek olaylardan alınmış. Emekli bir General’e 5’li bir oluşum illegal bir teklifte bulunuyor. Bu teklif Amerikada gerçekten yaşanmışken kalan olaylar hayal gücünün eseri olarak hikayede yer alıyor. Filmde bir de anlatıcı var ve o rolü de (bence) Doktor Burt Berendsen rolü ile iyi bir performans ortaya koyan Christian Bale üstlenmiş. Margot Robbie’yi Harley Quinn makyajıyla görmeden izlemek iyiydi. Ve ben bu deli dolu kadını sevdim. Anya Taylor Joy süper sinir bozucu bir kadını iyi canlandırken, vefalı iyi dost rolünde John David Washington’da iyi. Robert De Niro, Rami Malek ve diğer oyuncuların dozunda oyunculukları ile film izlenir bir film.

Reklam

Amsterdam Filminin Eksileri

Yönetmen David O. Russell filmlerinde mutlaka oyuncuları ile tartışmalar hatta kavgalar yaşamış olaylı yani vukuatlı bir yönetmen. Son dönemde akrabaları içinden birisine cinsel saldırıda bulunduğuna dair bazı bilgiler de kendisini tartşmaların odağına koyduğu gibi sicilini kabartıyor. Başrol oyuncularından Christian Bale ise Kara Şövalye serisi ile gönlümüzde taht kurmuşken The Promise filmi ile biz Türkleri kötü gösteren bir projeye imza atıp kötü sicile sahip oldu.

Gelelim Oscar meselesine; Yönetmen David O. Russell filmleri ve o filmlerin oyuncuları genelde Oscar adaylığı konusunda hep şanslı oluyor. peki bu kez şansları ne olur? Özellikle yönetmenin sicilinin bu denli karışık olması setlerde oyuncularıyla kavgalar ve tartışmalar yaşamasına rağmen yine de muazzam kadroları filmine toplayabilmesi tezat bir durum. Acaba bu oyunculardan bazıları Oscar heykelciğinin ışıltısı yüzünden mi nobranlığı ile bilinen yönetmen ile çalışmayı göze alıyorlar. Ne de olsa onun filmlerinde şansları yüksek oluyor. Ama bu kez işleri seyircinin yönetmene tepkisi yüzünden zor olabilir.

Filmin isminin neden Amsterdam olduğunu film içinde somut ifade eden bir olay ve diyalog yok. Baş karakterlerin şehirde geçen hikayeleri de uzun değil. Geriye tek kalan o şehri ve geçirdikleri güzel günleri filmin sonuna kadar yad edip durmaları yüzünden filme ismi verilmiş olabilir.

Bir diğer konu da ben filmi beğendim ama birlikte izlediğim eleştirmenlerden bir bölümü ya filmi beğenmedi ya da bazı sahnelerdeki diyalogların yersiz ve filmi gereksiz uzatan diyaloglar olduğunu söyledi. Filmin süresi 2 saat 14 dakika olunca bu tarz diyalogları keyif alarak izleyemezseniz bazı bölümler sizi de sıkabilir. Bu durumda filmi benim kadar sevmezsiniz. Ama yine de eli yüzü düzgün bir film olarak aklınızda kalacaktır.

Amsterdam Filmi Son Yorum

Reklam

Yönetmen ve Christian Bale’in sicillerini bir kenara bıraksak. Sadece ortadaki esere bakarsak ben filmi beğendim. Laurel ve Hardy + Şaban vari hikaye, Polisiye, dostluk, dürüstlük, komedi, iyilik ve hayatlarının sadece bir döneminde bile olsa güzel geçen günlerin bizim de burnumuzda tütüyor olması yüzünden filmden keyif aldım.

Ama onların sicilini göz önünde bulundurursak belki de filmi protesto etmek bile gerekebilir.

Sinema Dolu Günler

Devamını Okuyun

Popüler