Bizimle iletişim kur

Yaşam

Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın 150 yıllık hikâyesi okurla buluştu

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Bir fincan kahvenin 150 yıllık tarihi yazıldı
Türkiye’nin köklü şirketlerinden Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın 150 yıllık hikâyesi okurla buluştu

  • 1871 yılından bu yana kahveyi bir sanat gibi işleyen Kurukahveci Mehmet Efendi, “Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın 150 Yılı” kitabı ile kahveseverlere kahvenin tarihine ilişkin eşsiz bir koleksiyon kitabı hazırladı. 
  • Türkiye’nin 100 yılı aşmış nadir şirketlerinden olan Kurukahveci Mehmet Efendi’nin hikâyesi Suna Altan editörlüğünde kaleme alındı, Manuel Çıtak’ın günümüz fotoğraflarıyla ve Kerem Yaman’ın tasarımıyla hazırlandı  Kitap, çok sayıda tarihî belge ve arşiv fotoğrafı eşliğinde; bir fincan kahve ile 150 yıllık tarih ve kültürümüze ışık tutuyor.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır bu topraklarda. Sohbetlerin, dostluğun, kimi zaman saygının kimi zaman misafirperverliğin simgesidir kahve. En “bizden” olan keyiftir kahve aynı zamanda…Tarihimize de ışık tutan Türk kahvesinin Türk-Osmanlı kültürüne girişi ise, 1500’lü yıllara dayanır. Sultan Süleyman’ın Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen’den saraya getirir kahveyi… Saray mutfağında yeni bir usulle pişirilmeye başlanan kahve, çok geçmeden Türk kahvesi adını alır. Güğüm ve cezvelerde pişirilen kahve;  su, şerbet ve tatlılar gibi lezzetlerle sunulmaya başlayınca daha da zenginleşir…
Kahvenin saray dışına çıkması, Tahtakale’de açılan ve ardından hızla tüm şehre yayılan kahvehaneler sayesinde gerçekleşir. Bu kahvehanelerde; günün her saati kitap ve güncel yazılar, satranç ve tavla oynanır, şiir ve edebiyat sohbetleri yapılır. Kahve kültürü böylece dönemin sosyal hayatına damgasını vurmuş olur. Osmanlı elçileri ve Avrupalı tacirler sayesinde, Türk kahvesinin lezzeti ve kahvehanelerin ünü önce Avrupa’yı, daha sonra tüm dünyayı sarar. Ve günümüzde Türk kahvesi geleneği artık “kırk yıl” ile tanımlanmaktan çıkıp evrenselleşerek “UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesinde de yerini alır.
Türk kahvesi denince akla gelen 3 kelime…
Türk kültüründe “kahve altı” teriminden türetilmiş, “kahvaltı”dan sonra veya yorgunluk atmak, sohbetlere keyif katmak için içilen Türk kahvesinin en büyük ve önemli temsilcisi ise, hiç kuşkusuz Kurukahveci Mehmet Efendi… Türk kahvesi geleneğinin “UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası”na girmesi gibi o da ismini uluslararası arenada tescillemiş durumda. Başta Türkiye olmak üzere; aralarında ABD, Rusya, Fransa ve Yeni Zelanda’nın da bulunduğu 60’a yakın ülkeye ihraç ediliyor ve tüketiliyor.
1871 yılından bu yana kesintisiz olarak faaliyet gösteren Kurukahveci Mehmet Efendi, ülkemizde Türk kahvesi denilince akla ilk gelen ve sevilen marka olmasının yanı sıra, dünya çapında da yaşayan en eski kahve markaları arasında. Kurulduğu günden bugüne, kahveye bir sanat gibi yaklaşan Kurukahveci Mehmet Efendi, bu zanaatı beraberindeki ustalık, bilgi, tecrübe ve inceliklerle babadan oğula, ustadan çırağa aktarmaya devam ediyor. Türklerin dünyaya armağan ettiği Türk kahvesini, gelecek nesillerle buluşturma bilincini taşıyan marka, kahveseverlere her yudumda aynı kalite ve keyfi ulaştırmayı amaçlıyor.

Türk kahvesine sanatsal dokunuş…
“Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın 150 Yılı” kitabı, ilk kez yayımlanan tarihî belge ve fotoğraflar eşliğinde Türkiye’nin en eski kahve markasının ilginç hikâyesine şahitlik ediyor. Aslında kitap, Türkiye’nin 100 yılı aşkın nadir şirketlerinden birinin tarihi ile birlikte geçmişimize de ışık tutuyor. Kitap sadece içeriği ile değil görselliğiyle de son derece ilgi çekici. Ünlü fotoğraf sanatçısı Manuel Çıktak’ın günümüz kurum çalışanlarıyla gerçekleştirdiği çarpıcı fotoğraf çekimleri ile Kerem Yaman’ın etkileyici grafik tasarımı markanın yenilikçiliğini ve çağdaşlığını yansıtıyor.
Mehmet Kurukahveci: En önemli misyonumuz Türk kahvesini dünyaya anlatmak
Kurukahveci Mehmet Efendi’nin torunu ve aile şirketinin üçüncü nesil yöneticilerinden Mehmet Kurukahveci kitabın ortaya çıkışını şöyle anlatıyor:
“Babamla Eminönü’ndeki dükkânımıza ilk gittiğimde 10 yaşındaydım. Kahve kokusu sokağa girer girmez çarptı beni. Dükkâna girdik, değirmenler çalışıyor, hassas tartılarda tartılan kahveler sokakta bekleyen müşterilere dağıtılıyordu. Büyülenmiştim, ertesi gün yine gitmek istedim dükkâna. Bu yolculuklar, askerden dönene kadar aralıklarla devam etti. Yaşım büyüdükçe dükkânda daha fazla vakit geçirir oldum. Askerlik görevim 1978’in başında bitti ve aile şirketinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladım, birkaç sene sonra kardeşim Hulusi Kurukahveci de aramıza katıldı… Türk kahvesinin ikramı, kültürümüzde her zaman sevginin, saygının, konuğa verilen değerin de göstergesi oldu. Kurukahveci ailesi olarak bu değerlerle anılmak, her fincan kahveyle yeniden kahveseverlerin teveccühüne layık olmak ise en büyük ödülümüz. 150 yıldönümümüzde hazırlanan bu kitap, bizim için kahveyi birlikte tadıp birlikte içtiğimiz değerli kahveseverlere teşekkür etme vesilesi… ”
Kahveye adını veren marka
Babası Hacı Hasan Efendi’nin küçük aktariye dükkânında kahveyi müşterisinin gözü önünde öğütüp, küçük kese kâğıtlarında satışa sunan Mehmet Efendi’yle başlayan yolculuk, Türkiye’nin ekonomi tarihinin bir kesitine de bir pencere açıyor: Kahve ticaretinin kalbi Tahtakale… Kurukahveci Ailesi’nin ticaret anlayışı ve iş ahlâkı… Eminönü binası ve Mimar Zühtü Başar… “Kahve İçen İnsan” logosunun hikâyesi ile tasarımcısı İhap Hulusi… Hayatını Mehmet Efendi’ye adayan çalışanlar… Türkiye’de kahve kıtlığı dönemleri… Yurtdışına açılma ve gelişme dönemleri ve daha nice önemli dönüm noktaları ve hikâyeler…
Kitabın editörlüğünü yapan Suna Altan; “Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları sadece bir buçuk asırdır hayatta kalmayı başaran bir firma ve marka değil. İşin her yönüne gösterilen olağanüstü ihtimamı, kitabın hazırlık sürecinde de gözlemledik: Firmanın neredeyse tüm belgeleri kurum arşivinde itina ile muhafaza edilmiş. Bu onbinlerce eski belge, muhasebe kaydı, yazışma, kupür, reklam, fotoğraf vs. iki yıl süren bir çalışmayla dijital ortama aktarılmış. Bu çalışma kitabımızın bilgi zeminini oluşturduğu gibi ileride başka araştırmacılar için de faydalı bir kaynak oluşturacaktır. Ayrıca, kitabın uzun hazırlık sürecinde bize ihtiyaç duyduğumuz her türlü destek sağlandı. Bütün bunların sonucunda son derece kapsamlı ve yüksek nitelikli bir çalışma ortaya çıkabildi. Demek istediğim şu ki, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin gerçek bir “sevgi markası” olması, dört nesildir aralıksız sürdürülen bu samimi çabanın, kaliteye olan adanmışlığın sonucu. 150. yıldönümü kitabında bunu hem hem anlatımımzda hem tasarım ve fotoğraflarda okuyucuya hissettirmek istedik” dedi. 
Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan kitabın yerli ve yabancı kahve tutkunlarına hitap edeceği gibi kahveyle eş anlamlı olan bir ailenin ve kurumun hikâyesini merak eden herkesin ilgisini çekecektir.  
Kutu 
“Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın 150 Yılı”kitabından ilginç bilgiler

  • Kurukahveci Mehmet Efendi, Türk Kahvesini kavrulmuş, öğütülmüş ve paketlenmiş olarak tüketime hazır şekilde sunan ilk şirket.
  • Şirket aynı zamanda İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı ilk Türk şirketlerinden biri.
  • Kurukahveci Mehmet Efendi, Türkiye’nin ilk reklamverenleri arasında yer alıyor.
  • Kurukahveci Mehmet Efendi’nin kurulduğu, günümüzde de merkezinin yer aldığı İstanbul’daki Tahmis (Kurukahve) Sokağı, dünyanın ilk kahve sokağı olma özelliğini taşıyor.
  • Türk Kahvesi, dünyanın en eski kahve pişirme yöntemiyle hazırlanır. Yumuşak ve kadifemsi köpüğü, tadını damakta en uzun süre devam ettiren kahve türü olmasını sağlıyor.
  • Kurukahveci Mehmet Efendi, döviz yokluğu nedeniyle Türkiye’ye çiğ kahve ithalatının durdurulduğu 1942-44, 1955–1958 ve 1977–1982 arasındaki dönemlerde, Türk Kahvesi üretimine ara vermek zorunda kaldı. Ancak kurumun bilgi, birikim ve becerisi, aile bireylerinin fedakârlıklarıyla uzun yıllar yaşayarak günümüze kadar ulaştı. Kurukahveci Mehmet Efendi, bu dönemde Türk Kahvesi kültürüne sahip çıktı, muhafaza etti ve kahvenin yok olup gitmesini önledi. Markanın gösterdiği, pek az kurumda bulunan azim, gayret, sebat ve ısrar meziyetleri, Türk kahvesini dünyaya taşıdı.
  • Kurukahveci Mehmet Efendi, bugün beş kıtada 60’a yakın ülkeye ihracat yapıyor. Viyana’nın tarihî Café Landtmann pastanesinin kahve mönüsünde Türk Kahvesi “Mehmet Efendi” adıyla yer alıyor.
  • Kurukahveci Mehmet Efendi, Türk kahvesiyle tanınsa da yeni nesil kahveseverlerin beğenisine hitap eden farklı filtre ve espresso kahve çeşitleri ile Etiyopya, El Salvador, Nikaragua ve Guatemala çekirdeklerinden hazırlanan dört ayrı “Özel Seri” filtre kahve çeşiti sunuyor. 
  • Tarihî Eminönü dükkânın yanında 2019 yılında açılan Kurukahveci Mehmet Efendi’nin ‘Tahmis Binası’nda tüm paketli ürünlerin yanı sıra, özel tasarım fincan setleri, kahve gerekçeleri ve hediyelik eşyalar satılmaktadır. 

KURUKAHVECİ MEHMET EFENDİ MAHDUMLARI’NIN TARİHÇESİ
Türk kahvesi, 19. yüzyıl sonlarına kadar çiğ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulduktan, el değirmeninde çekildikten sonra pişirilip içiliyordu. Süleymaniye Medresesi’nde eğitim gördükten sonra, babasının baharat ve çiğ kahve satan dükkânında çalışmaya başlayan Mehmet Efendi, 1871 yılında işin başına geçti ve o zamana kadar çiğ çekirdek olarak sattıkları kahveyi, “kavrulmuş”, “öğütülmüş” ve “paketlenmiş” olarak tüketime hazır şekilde İstanbullulara sundu. 1931 yılında vefat eden Mehmet Efendi’nin ardından oğulları Hasan Selahattin, Hulusi Mehmet ve Ahmet Rıza Beyler baba mesleğini sürdürdüler. Aile şirketi günümüzde üçüncü ve dördüncü nesil tarafından yönetiliyor.
1933 yılında, dönemin usta grafik sanatçısı İhap Hulusi Görey’e günümüzde de kullanılan “Kahve İçen İnsan” logosunu tasarlatıldı. Ayrıca kahve, parşömenli kâğıt paketlere konularak otomobil ile dağıtılmaya başlandı. Böylece Türkiye’de bir ilk daha gerçekleştirilmiş oldu. Ayrıca o yıllarda büyük yenilik olarak tanımlanan afiş ve takvim çalışmaları ile firmanın reklamları yaygınlaştırıldı, gazete ver dergilere ilan verildi. Yurdun en ücra köşelerine bile kahve dağıtımı yapıldı.
1990’lı yılların başında ise  Dudullu’da en son teknoloji bir kahve kavurma, öğütme ve lojistik tesisi kuruldu. Yeni folyo ambalaj malzemeleri kahvenin daha uzun süre taze kalmasını sağlayarak kahvenin gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında dağıtımını kolaylaştırdı. 1992 yılında ilk ihracatlar gerçekleşmeye başladı. Bugün 60’a yakın ülkeye kahve ihracatı yapan firma, geleneksel üretimin modern teknolojiyle, tecrübenin ise yenilikçilik ve kaliteyle birleştiği, 150 yıllık başarı hikâyesini devam ettiriyor.

Devamını Okuyun
Reklam

Yaşam

Kol Ve Bacaklarınız Çabuk Morarıyorsa Bunlara Dikkat Edin!

Yazın ilk günleriyle birlikte toplumda ‘ağrılı selülit’ olarak bilinen lipödem hastalığı şikayetleri artmaya başlıyor. Kol, bacak ve kalçalarda aşırı yağ birikmesi ve buna eşlik eden ağrı ile şişlikler şeklinde görülen lipödem yazın tetikleniyor. Bunun nedeni ise ödem ve şişliklerin sıcak havalarda artması. Vücudun her iki tarafını simetrik olarak etkileyen lipödem hastalığına diyet ya da egzersiz çare olmuyor, sistematik tedaviye ihtiyaç duyuluyor demektir…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Yazın ilk günleriyle birlikte toplumda ‘ağrılı selülit’ olarak bilinen lipödem hastalığı şikayetleri artmaya başlıyor. Kol, bacak ve kalçalarda aşırı yağ birikmesi ve buna eşlik eden ağrı ile şişlikler şeklinde görülen lipödem yazın tetikleniyor. Bunun nedeni ise ödem ve şişliklerin sıcak havalarda artması. Vücudun her iki tarafını simetrik olarak etkileyen lipödem hastalığına diyet ya da egzersiz çare olmuyor, sistematik tedaviye ihtiyaç duyuluyor demektir…

Lipödem estetik bir sorun olmasının yanı sıra kronik sağlık problemlerine neden olan bir hastalık. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları, rken fark edilip tedavi edilmezse lipödemin ilerleyeceğine ve kişinin hareket yetisi ile yaşam kalitesini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekerek, “İleri evrelerinde eklem ağrıları, yürüme güçlüğü, hareketsizlik nedeniyle bazı hastalıkların kontrolünün zorlaşması, tekrarlayan şişlik ve enfeksiyon görülebilir. Ancak lipödem konusunda farkındalığın az olması, hastaların sorunlarını ‘selülit’ zannederek hekime geç başvurmaları sonucu tanı genellikle geç konulmaktadır. Erken teşhis için kol ve bacaklarda şişlik varsa ve dokunulduğunda bu şiş bölgeler ağrıyorsa veya kolay morarıyorsa mutlaka hekime başvurmalıdır” diyor.

Menopoz döneminde şiddetlenebiliyor!

Reklam

Batı ülkelerindeki çalışmalar kadınların yüzde 11-18’inde lipödem görüldüğünü ortaya koyuyor, ancak farkındalığının sınırlı olması nedeniyle bu oranların gerçekte daha fazla olduğu düşünülüyor. Çoğunlukla kadınlarda görülen, ergenlik dönemi sonrası veya 30’lu yaşlarda belirginleşen lipödem semptomları menopoz ile birleştiğinde şiddetlenebiliyor. Gelişiminde genetik yatkınlık ve hormonal faktörler etkili olan; özellikle hormon tedavileri, doğum kontrol hapları ve hamilelik dönemlerinde gelişimi artan lipödem erkeklerde nadiren görülüyor.

Akşama doğru şişlikler artabiliyor

Lipödem belirtileri, vücutta anormal yağ birikimi olan bölgelerde ortaya çıkıyor. En sık görülen şikayetler vücutta simetrik şişlik ve ağrı/hassasiyet olarak sıralanıyor. Ayaklar daha az etkileniyor; ağrılar dokunma, basınç veya hareket sırasında artabiliyor. Bacaklar kolaylıkla morarabiliyor, akşama doğru lipödemli bölgelerde şişlik daha çok görülebiliyor. Uzmanlar, hastaların ağrılarını bazen bacakta yanma hissi şeklinde ifade ettiklerini belirterek, “Morarma yakınması olan hastalar bir çarpma hatırlamadıkları halde kol ve bacaklarının kolaylıkla morardığını dile getirmektedirler” diyor.

Ailede varsa risk artıyor!

Genetik yatkınlık, ergenlik, hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı gibi hormonal faktörler, inflamasyon, hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme gibi etkenler lipödem gelişiminde rol oynuyor. Aile geçmişinde lipödem olan bireylerde bu hastalığa daha sık rastlanırken, teşhis konulan hastalarda vücut kitle indeksi genellikle normalden yüksek gözlemleniyor ve kilo alımı semptomların kötüleşmesine neden oluyor.

Reklam

Fizik tedavi ağrıları azaltıyor

Genetik ve hormonal faktörlerle bağlantılı olduğu için lipödemden kaçınmanın kesin bir yolu olmadığına dikkat çeken uzmanlar; “Ancak, yaşam tarzıyla ilgili bazı değişiklikler hastalığın gelişimini önleyebilir. Uygun diyet, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve aşırı alkol tüketmemek, kilo kontrolü ile stres yönetimi bunlara örnek olarak verilebilir. Uzun süre ayakta kalma veya seyahat etme durumlarında, bası çorapları veya bandajları, şişliği ve ağrıyı azaltabilir” diyor. Tedaviyle semptomlar ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması ve hastalığa bağlı sağlık sorunlarının engellenmesi amaçlanıyor. Tedavide multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan uzmanlar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Komplet dekonjestif terapi ve cerrahi girişimler temel tedavi iken; egzersiz, düşük tuzlu diyet, bası giysileri kullanımı da etkili koruyucu tedavi olarak kabul görmektedir. Fizik tedavi ise hareket kısıtlamalarını azaltmak, kasları güçlendirmek ve ağrıyı hafifletmekte fayda sağlamaktadır.”

Devamını Okuyun

Yaşam

FAST Güvenli Ödeme Hizmeti 2. El Araç Alım-Satım İşlemleri İçin Kullanıma Açıldı

Onay/tescil gerektiren ödeme işlemlerinde kontrollü bir ortam sağlayacak olan FAST Güvenli Ödeme İşlemi Katman Servisi 31 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla kullanıma açılmıştır. Servis, öncelikli olarak 2. el araç alım-satım işlemleri olmak üzere, işlemdeki taraflara güvence sağlanmasına ihtiyaç duyulan farklı iş modellerinde kullanılabilecektir…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Onay/tescil gerektiren ödeme işlemlerinde kontrollü bir ortam sağlayacak olan FAST Güvenli Ödeme İşlemi Katman Servisi 31 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla kullanıma açılmıştır. Servis, öncelikli olarak 2. el araç alım-satım işlemleri olmak üzere, işlemdeki taraflara güvence sağlanmasına ihtiyaç duyulan farklı iş modellerinde kullanılabilecektir…

FAST Sistemi üzerine inşa edilmiş bir aracılık hizmeti olan Güvenli Ödeme İşlemi, yetkili kuruluşlar tarafından onay/tescil gerektiren işlemler için yapılacak para transferlerinde süreçler tamamlanıncaya kadar tutarın FAST katılımcısı bir kuruluş nezdinde bekletilerek işlemin taraflarına güvence sağlamaktadır. Bu hizmet ile, ödemeyi gönderecek olan kullanıcıya onay/tescil işlemi tamamlanmadan bedelin karşı tarafa aktarılmayacağı, ödemeyi alacak olan kullanıcıya ise onay/tescil işlemi gerçekleştiğinde bedelin hesabına geçeceği garanti edilmektedir. FAST Güvenli Ödeme İşlemi ilk aşamada 2 milyon TL işlem limiti dâhilinde kullanılabilecektir.

Güvenli Ödeme İşlemi Katman Servisi’nin de FAST Sisteminin diğer katman servisleri gibi hızla yaygınlaşacağı öngörülmektedir.

Reklam

Kaynak: TCMB

Devamını Okuyun

Yaşam

Yıllık Reçete Nedir? Yıllık Reçeteden Kimler Faydalanabilecek?

Raporlu ilaç kullananlarla ilgili yeni düzenleme yolda. Sağlık Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı düzenlemeye göre aile hekimlerine artık raporlu ilaç yazabilme yetkisi verilecek…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Raporlu ilaç kullananlarla ilgili yeni düzenleme yolda. Sağlık Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı düzenlemeye göre aile hekimlerine artık raporlu ilaç yazabilme yetkisi verilecek…

Raporlu ilaç yazdırmak için hastaneden randevu almaya da doktor beklemeye de son vermek için harekete geçilirken; düzenli ilaç kullananların hayatlarını kolaylaştıracak bir adım atılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirmeye hazırlandığı düzenlemeyle aile hekimlerine raporlu ilaç yazma yetkisi verilecek.

Raporlu olarak düzenli şekilde ilaç alanlar, o ilaçları bittiğinde tekrar doktora gidip ilaçlarını reçete ettiriyordu. Bu da hem hastanede hem de doktorda yoğunluğa neden oluyordu. Söz konusu yoğunluğu azaltmak için gündeme gelen yeni düzenlemeyle, hasta doktoruna gitmek yerine; aile hekimliğine giderek o ilaçları yeniden reçete ettirebilecek.

Reklam

Aile hekimliği şimdilik; kronik rahatsızlığı olan başta diyabet, hepatit b ve düzenli olarak ilaç kullanan kalp hastalarına raporlu ilaçlarını yazacak. İleriki dönemde ise bu ilaçların sayısı artırılacak.

Doktorlar, söz konusu raporlu ilaçları 3 aylık olarak yazıyordu ama yeni düzenleme ile birlikte artık bir yıl boyunca raporlu ilaçları yazabilecek. Hastalar da her 3 ayda bir sadece eczaneye giderek raporlu ilaçlarını alabilecek.

Kaynak: Mynet.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

ROQU Mobility Elektrikli Scooter’ların Özellikleri Neler? ROQU App Nedir?

ROQU Mobility,  Elektrikli Scooter’ları ile Şehiriçi ulaşım Daha Renkli ve Keyifli 

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Türkiye’nin ilk yerli mikro mobilite markası ROQU Mobility, gün içerisinde kısa mesafeli yolculukları konforlu ve eğlenceli hale getirecek Unibody One modelini scooter kullanıcılarının beğenisine sundu. Dayanıklı gövdesi, geri dönüştürülebilir bataryası ve ergonomik tasarımı ile dikkat çeken Unibody One, son teknoloji özellikleriyle sürüş sırassında üst düzey bir güvenlik ve performans sağlıyor. Tamamen yerli üretim olan ROQU scooterlar, 8 farklı renk seçeneği ile tarzını scooter’ına yansıtmak isteyenlerin ilgisini çekecek.

Türkiye’nin ilk yerli ve yenilikçi mikro mobilite markası ROQU Mobility, şehir içi seyahatleri keyifli ve konforlu hale getirecek yeni elektrikli scooter ürününü kullanıcıları ile buluşturdu. Renk çeşitliliği, kullanıcı odaklı dizaynı, dayanıklılığı ve teknolojisi öne çıkan bu ürün, özellikle kısa mesafeli seyahatlere yeni bir soluk getiriyor.

Yüksek dayanımlı yekpare alüminyum gövdesi ile en üst seviye dayanıklılık sağlayan Unibody One, ROQU App mobil uygulaması üzerinden kolaylıkla kontrol edilebiliyor. Sürüş ergonomisi, kişiselleştirme özellikleri ve ileri derece performans ve güvenlik özellikleri ile öne çıkan Unibody One, saatte 30 kilometre hıza ulaşabiliyor. Üründe kullanıcıların ihtiyacına göre 2 farklı batarya opsiyonu sunuluyor, standart menzilli batarya ile 50 kilometreye, uzun menzilli batarya ile ise 75 kilometreye kadar seyahat etme imkanı sunuyor. Değiştirilebilir batarya özelliği sayesinde istenilirse ürünün üzerinde bulunan soket üzerinden istenilirse sadece batarya yerinden çıkarılarak kolayca şarj edilebiliyor. 

Bu özelliklerin yanı sıra, Unibody One kullanıcıları, sürüş modunu ve maksimum hız değerini ihtiyacına göre mobil uygulama üzerinden değiştirme özgürlüğüne sahip. Geniş ayak basma alanı, ergonomik sürücü konumlandırılması, far, stop ve sinyal lambaları, hız sabitleme özellikleri ile rahat ve güvenli bir sürüşe olanak veren Unibody One, üzerinde bulunan üst kilit sayesinde parka uygun bölgelerde rahatlıkla park edilebiliyor. 

Bütün ayarlar “ROQU App” ile telefon ekranında

Unibody One kullanıcıları, scooterlarını ROQU App üzerinden kolayca kontrol ve takip edebiliyor. Kullanıcı dostu uygulama ekranı üzerinden ürünü açma, kapama, kilitleme, sürüş modlarını değiştirme, konumu takip etmek, batarya durumunu görmek, geçmiş sürüşlere ulaşma ya da alt bölümde bulunan led ışığının renginin değiştirilmesi gibi kişiselleştirme ayarlarını kolayca yapmak mümkün.

Mikro mobiliteye inovatif bir bakış açısı getiren, yepyeni sürüş deneyimi sunan, geri dönüştürülebilir malzeme ve sistemlerle üretilen ROQU Unibody One ve diğer modeller ROQU online mağazasında scooter kullanıcıları ile buluşuyor.

Reklam

Devamını Okuyun
Reklam

En Çok Okunanlar