Bizimle iletişim kur

Yaşam

Lösemi Belirtilerini Anlamanıza Yardımcı Olacak 4 Soru

Yayınlandı

on

Radio Mood App

Çocuklar düşe kalka büyüyor… Bu sırada küçük morluklar, ufak sıyrıklar oluşması olağan. Ancak, özellikle diz üstündeki yumuşak dokuda hiç bir nedeni yokken ortaya çıkan, sayıca artan, çabuk iyileşmeyen morluklara dikkat etmek gerekiyor. Çünkü sıklıkla oyun çağında rastlanan lösemi ilk belirtilerini genellikle bu şekilde gösteriyor…

Bazı uzmanların, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, lösemi şüphesi oluşturan, ihmale gelmez belirtileri anlattı, anne ve babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Halk arasında ‘kan kanseri’ olarak bilinen lösemi, çocukluk çağı kanserleri içinde yüzde 30 görülme sıklığıyla en üst sıralarda yer alıyor. Yenidoğan döneminden ergenliğe kadar her yaşta rastlansa da sıklıkla 2-5 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor. Genetik olduğu kadar çevresel faktörlerin de lösemiye yol açtığı, hatta çocuklarda genetik, yetişkinlerde ise çevresel faktörlerin daha etkili olduğu düşünülüyor. Tıbbi gelişmelerin her geçen gün hızlandığı ve daha etkili tedavi sonuçları verdiği günümüzde erken tanı ve doğru tedavi ile çocukluk çağı lösemisinde yüzde 75; akut lenfoblastik lösemide ise yüzde 95 oranında iyileşme sağlanıyor. Lösemide yüksek iyileşme oranını yakalamak için erken tanının son derece önemli.

Pek çok belirti var!

Reklam

Löseminin, kemik ya da kan hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalma ve bölünmesi sonucu ortaya çıkan, hayatı tehdit eden önemli bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar şöyle diyor: “Löseminin halsizlikten ateşe dek pek çok belirtisi var. Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, çabuk yorulma, halsizlik, kol ve bacak ağrıları, vücudun ağız, diş, burun gibi farklı yerlerinde oluşan ve iyileşmesi zaman alan küçük kanamalar, dışkıda ve idrarda görülen kan, karaciğer, dalak ve lenf bezlerinin büyümesi varsa anne babaların vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir.”

Kanamaya dikkat!

Löseminin belirtileri, diğer bazı hastalıkların belirtilerine çok benziyor. Kanama bunlar arasında farklı ve en dikkat çekici belirtilerden biri. Bazen cilt altı dokusunda, bazen diş ve damaklarda kanamaya rastlanıyor. Nedeni ise, trombosit sayısının lösemi nedeniyle düşmesi. Çünkü lösemi, kan hücrelerini olumsuz etkilediği için vücudumuzda kanamayı durdurmakla görevli trombosit sayısının hızla düşmesine ve dolayısıyla kanamalara, cilt altında oluşan kanamaların da morluk şeklinde görünmesine yol açıyor.

Bu sorulara yanıt arayın

Lösemiye bağlı kanamaların sık rastlandığı bölgelerden biri, bacaklar. Bacaklarda görülen morlukların çok önemli olduğunu ancak bu morlukların dizin üstünde olmasının daha önemli olduğunu belirten uzmanlar; “Diz altındaki morluklar yaramazlık ve dikkatsizlik anlamına gelse de diz üstündeki morluklar hastalık habercisi olabilir” sözleriyle anne babaları uyarıyor. Özellikle 2-12 yaş arasındaki oyun ve okul çağındaki çocuklarda çarpma, düşme sonucu oluşsa da diz üstündeki yumuşak dokuda bir morluk gördüğünüzde, aşağıdaki sorulara yanıt arayın. Bir ya da bir kaçına evet diyorsanız, hemen bir uzmana başvurun. İşte morluklarla ilgili yanıtlamanız gereken sorular:

Reklam

1- Morluklar dizin üstünde mi?
2- Sayıca fazla mı?
3- Çarpma sonucu mu yoksa kendiliğinden mi oluşuyor?
4- Fazla büyük ve koyu renkli mi?

Lösemiye, basit bir kan sayımı ile tanı konuyor

Hemotoloji uzmanının çocuğu muayene etmesi ve yapılacak basit bir kan sayımı ile pek çok hastalığın oluşmasına veya ilerlemesine engel olunduğuna dikkat çeken uzmanlar, şöyle devam ediyorlar: “Eğer gerekiyorsa kemik iliğinin incelenmesiyle tanı konuluyor. Vakit kaybetmeden tanı konulması halinde lösemi hastaları, tipi ve risk grubuna göre 2 ila 3 yıl süren bir tedavinin ardından iyileşip gündelik hayatına dönebiliyorlar. Günümüzde tıbbın hızla ilerlemesi, kan hastalıklarının ve özellikle löseminin tedavisindeki başarıyı çok artırıyor. Çocukluk çağı lösemisinde genel olarak bu oran yüzde 75, akut lösemide ise yüzde 90’ın üzerinde. Buradaki en önemli nokta, hastanın erken teşhis edilmesi ve sonrada da iyi bir tedavi görmesi. Erken teşhiste anne babaların dikkatli bir gözlemci olmaları ve şüphe uyandıran durumlarda bir uzmana başvurması hayati önem taşıyor.”

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum yazabilmek için giriş yapın Giriş

Yorum Yaz

Yaşam

Online Muayene Dönemi Başlıyor – Online Muayene Ücretsiz Mi Olacak?

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastanelerde uzaktan muayene dönemi başlıyor. Hastalar artık hastaneye gitmeden görüntülü ve sesli şekilde muayene olabilecek. İlaç , hatta rapor bile yazdırabilecek. Vatandaşla kolaylık sağlanması için yapılan düzenlemeyle e-nabız üzerinden muayene olan hastalara e-reçete üzerinden ilaç yazılacak. Peki uzaktan muayene için randevu nasıl alınacak? Online randevu ücretsiz mi?

Sağlıkta yeni dönem 22 Mayıs 2024 itibariyle başlıyor. Yeni uygulamayla birlikte artık hastaneye gitmeden uzaktan muayene olunabilinecek. E-nabız üzerinden yapılacak muayene sonrası doktorlar da e-reçete üzerinden ilaç yazabilecek.

Sağlıkta hastane ve doktorların yükünü azaltmak için yeni bir adım atıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte özel hastaneler ve eğitim hastaneleri hariç devlet hastanelerinde vatandaşlar, e-nabız üzerinden online bir şekilde muayene olabilecek.

Reklam

Uzaktan muayeneyi uzman doktorlar gerçekleştirecek. Muayene sonrası doktorlar, e-reçete ile ilaç da yazabilecek. Muayene bedelini de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılayacak.

21 Nisan’da SGK tebliğiyle uzaktan hasta muayenesi ödeme listesine alınmıştı. Hasta, uzaktan muayene için Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden randevu alacak.

SGK, aynı hastanedeki aynı bölüm için 10 gün içinde alınacak randevularıysa karşılamayacak. Uzaktan sağlık hizmeti alan hastaya gerekli durumlarda yüz yüze muayene önerisi de yapılacak.

Kaynak: Mynet.

Reklam
Devamını Okuyun

Yaşam

Hastane Randevularında “Onaylı Randevu Sistemi” Nasıl Çalışıyor? Randevunuzun İptal Olmaması İçin Neler Yapmalısınız?

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Hastane randevusu alma sisteminde ‘onaylı randevu’ modeline geçildi. Artık randevu almak isteyen hasta, randevusunu bir gün önceden onaylamak durumunda. Peki sistem nasıl işliyor? İşte detaylar…

Hastanelerde yeni dönem 13 Mayıs 2024’te başladı. “Onaylı Randevu” sisteminde randevu alan kişiler bir gün öncesinden onay vermek veya gelemeyeceğini bildirmek durumunda. Randevusunu onayladığı halde gitmeyenler aynı branştan 15 gün boyunca randevu alamayacak.

Hastalar öncelikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarından, MHRS internet sitesi, mobil uygulama veya “ALO 182” çağrı merkezinden randevu oluşturacak.

Reklam

Yeni uygulamayla, randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar hastaların randevusuna onay vermesi veya gelemeyeceğini sistem üzerinden bildirmesi gerekecek. Onay işlemi randevu alınan kanallar üzerinden yapılacak.

Randevusunu onayladığı halde gitmeyen kişilerin ise aynı branşta 15 gün boyunca yeni randevu alması kısıtlanacak. Fakat bu kişiler Bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarından randevusuz hizmet alabilecek.

Üzerinde herhangi bir işlem yapılmayan randevular, bir gün önce saat 20.00’de otomatik olarak iptal edilecek. Bu durumda kişi tekrar randevu alabilecek, herhangi bir kısıtlama uygulanmayacak.

Uygulamadan 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastaları muaf tutulacak, bu gruptaki hastalar, her zaman randevu alabilecek.

Hastalara, hastanelere ve hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sunacak Onaylı Randevu Sistemi’nde, randevuların iptal edilmesinin ardından boş kalan kapasite, hizmet bekleyen hastalar için kullanılacak.

Reklam

Boş kalan her randevuda, sistemden randevu alamayan ancak talep bırakmış hastalara ulaşılacak ve öncelik talepte bulunan hastalara verilecek.

Kaynak: Mynet.

Devamını Okuyun

Yaşam

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı Kutlu Olsun

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınız kutlu olsun…

Devamını Okuyun

Yaşam

Ayak Bileğinizde Bu Şikayetler Varsa Dikkat Edin!

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu!

Yayınlandı

on

Yazan

Radio Mood App

Birkaç yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi geride kalırken, ülkemizde bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmasıyla kalıcı izler bıraktı. Bunlardan biri de ayak bileğinde kıkırdak sorunları oldu…

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları; “Son yıllarda ayak bileğine yönelik şikayetlerin görülme sıklığında artış yaşanıyor. Bunda büyük ölçüde pandemi döneminde hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle alınan kiloların da etkisi var. Ayak bileğinde kıkırdak sorunları artık sadece ileri yaşta değil, genç hastalarımızda da karşımıza çıkıyor. Sorun ötelendiğinde ise tedavisi çok güç bir hal alabiliyor” diyor. Uzmanlar, ayak bileği kıkırdak sorunlarının yol açtığı şikayetleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tüm gün boyunca bedenimizin yükünü taşıyan, hareket etme, yürüme, koşma gibi önemli fonksiyonları yapmamızı sağlayan, ancak herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıktığında doktora başvurmanın en çok ihmal edildiği organımız ayaklarımız… Son yıllarda sadece yaşlılarda değil gençlerde de ayak sağlığına yönelik sorunların artış gösterdiğini belirten uzmanlar, “Ayaklarımız 26 kemik, 33 eklem ve yüzü aşkın tendon, kas ve bağdan oluşan çok karmaşık ve bir o kadar da muhteşem bir mimari yapıdır. Yeryüzüyle ilişkimizi de aslında ayaklarımızla kurarız. Ancak ne yazık ki ayak sağlığına gereken önem ülkemizde de verilmiyor. Uygun olmayan ayakkabı seçimi, aktivite ve spor esnasında oluşan incinmeler, travma sonucu yaralanmalar, metabolik ve sistemik sorunlar gibi birçok etken ayak bileğimizin yapısını ve yürüme fonksiyonumuzu bozarak günlük yaşantımızı ızdıraplı bir hale getirebiliyor” diyor.

Reklam

Bu şikayetlerde artış görülüyor!

Her eklem gibi ayak bileği eklemini oluşturan kemiklerin de kıkırdaklarla kaplı olduğunu belirten Prof. Dr. Öğüt, bazen travma ya da metabolizmal bozukluklar sonrası bazen de hiçbir nedeni olmadan kıkırdakların zarar görebildiğini, tedavide geç kalındığında ise medikal uygulamalarla iyileşme şansının yerini cerrahi gerekliliğe bırakabildiğini söylüyor. Özellikle tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi sürecinde eve kapanma zorunluluğunun aşırı kilo alımı, hareketsizlik ve doktora başvurmanın ötelenmesi gibi nedenlerle ayak bileği sorunlarını da büyük ölçüde artırdığını vurgulayan uzmanlae“Son dönemde sıklıkla ayak bileğinde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetler nedeniyle başvurularda artış yaşanıyor” diyor.

Tedavide bu yöntem altın standart

Ayak bileği kıkırdak yaralanmalarında kireçlenmeden farklı olarak eklemin lokal bir alanında hasar izlenirken, bu duruma genellikle kıkırdak altında kalan kemik hasarı da eşlik ediyor. Bu yaralanmalar sıklıkla burkulma veya kırık gibi travmalar sonrasında oluşurken, basma bozuklukları ve genetik etkenlerin de kıkırdak yaralanmalarının oluşmasında rol oynadığını belirten uzmanlar, Öğüt tedavi sürecine yönelik şöyle konuşuyor: “Kıkırdak sorunlarında tedavi; hastanın şikayetleri, şikayetlerin başlangıç süresi ve lezyonun büyüklüğü gibi faktörler ışığında planlanır. Eklemin kısıtlı bir alanını ilgilendiren bu yaralanmaların cerrahisinde sıklıkla artroskopik yöntemler tercih edilmektedir. Lezyonun büyüklüğüne göre hasarlı alanı sadece temizlemek yeterli gelebildiği gibi, büyük ve derin lezyonlarda artroskopik olarak temizleme sonrası oluşan boşluğun doldurulup özel bir kapatıcı malzeme ile kapatılması tercih edilebilir. Bunun dışında cerrahi müdahale sonrasında uygulanacak kemik iliği aspirasyonu/kök hücre uygulamaları ile de oluşacak onarım kıkırdağın kalitesini artırabilir.”

Reklam
Devamını Okuyun

En Çok Okunanlar