Bizimle iletişim kur
Yazarlık Başvurusu

Sanat

Odeabank O’art “Planet I – Benküre” sergisini sanatseverlerle buluşturuyor

Yayınlandı

Tarih

Odeabank O'art Planet I - Benküre 06
Ayrıksı Kitap

Odeabank O’art “Planet I – Benküre” sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.

Odeabank O'art Planet I - Benküre 04

Odeabank’ın dijital ve yeni medya sanatına odaklanan sanat platformu O’art’ın düzenlediği ve Galeri Siyah Beyaz’ın temsil ettiği heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın’dan oluşan sanat ikilisi ha:ar’ın Ankara’dan sonra ilk kez İstanbul’da çalışmalarının yer aldığı “Benküre/Planet I” sergisi açıldı.

Odeabank O'art Planet I - Benküre 02

Mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştiren kısaca geleneksel sanat tekniklerinin yeni medya ile harmanlandığı “Benküre/Planet I” sergisinde yapay zeka ile üretilip el işçiliğiyle ortaya çıkartılan muhteşem vitraylar: Refraction, Hande Şekerciler’in imzasını taşıyan  “Saudade” başlıklı mermer ve bronz heykel serisinden örnekler ve ikilinin 2018’den beri ürettiği, başta New York, Venedik, Milano ve Londra olmak üzere birçok şehirde sergilenen rönesans dönemi üslubunu teknolojiyle birleştiren  “Impossible Sculptures | İmkansız Heykeller”  serisiyle keşfedilecek çok özel bir çalışma daha var!

Odeabank O'art Planet I - Benküre 03

ha:ar’ın 2 yıldır üzerinde çalıştığı bir video-ses yerleştirmesi olan “Mindflow” !

İkili Anadolu’dan iznik çinileri, ortodoks ikonografisi ve kumaş desenlerini yapay zekaya emanet edip ortaya çıkan ikişer dakikalık videoları seyredip yorumlaması için performans sanatçısı Ekin Bernay’a seyrettirmişler. Sonrasında sanatçının üzerine çok gelişmiş bir motion capture sistemi yerleştirerek kaydettikleri bu doğaçlama performans ayrı bir video haline getirilmiş. 

Odeabank O'art Planet I - Benküre 05

Ve 8 farklı muzisyenden keman, klarnet, piyano başta olmak üzere çalgılarıyla bu videoya eşlik edecek müziği doğaçlama çalmalarını istemişler. Bu birbirinden bağımsız kurulan yeni müzik orkestrası ve Can Şengül’ün prodüktörlüğü eşliğinde ortaya çıkan “Mindflow” farklı disiplinlerde çalışan sanatçıların aynı veri karşısında verdikleri tepkileri bir müzik yapıtı gibi ortaya koyan ilk defa denenmiş çok katmanlı bir proje olarak sergide yerini alıyor.

Çok yakında Apple Music’te de dinlenebilecek bir sanat eseri olan Mindflow’u en iyi şekilde deneyimleyebilmek için tam ortasında durarak eserin sizi dört bir yandan nasıl sarıp sarmaladığını görmenizi isterim.

Sanatın tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılma hedefiyle 2015 yılında Odeabank tarafından hayata geçirilen O’art’ın sanatseverlere sunduğu “BenKüre/Planet I” sergisini, 27 Ekim- 4 Kasım 2022 tarihleri arasında Karaköy’de tarihi dokusuyla muazzam bir bina olan Zülfaris Sinagog’unda görebilirsiniz. Bu arada sergi Bienal paralel etkinliklerine dahil ve 11:00-21:00 saatleri arasında ziyaret edip gezebilirsiniz.

Reklam
Devamını Okuyun
Reklam
Yorum gezintisi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanat

“Plastik Aşklar” İstanbul Komedi Festivali’nde

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Screenshot_20221201-112708_Gallery
Ayrıksı Kitap

OYA BAŞAR TİYATRO OYUNUNUN 3. YILINI İSTANBUL KOMEDİ FESTİVALİ’NDE SEYİRCİ İLE KUTLADI

BKM Organizasyonu ile, Maximum Kart ana sponsorluğunda bu yıl 5. kez düzenlenen İstanbul Komedi Festivali, geçtiğimiz akşam usta oyuncu Oya Başar ve başarılı oyuncu Ebru Kural’ın tiyatro oyunu “Plastik Aşklar”ı Maximum Uniq Box’ın ev sahipliğinde seyirci ile buluşturdu.

KULİSTE PASTALI KUTLAMA

Oya Başar, gösteri öncesi aynı akşam Maximum Uniq Box’ın kulisinde “Plastik Aşklar” adlı tiyatro oyununun 3. yılını pasta keserek kutladı.

Seyircilerin kendilerinden çok şey bulduğu, sımsıcak bir komedi olan “Plastik Aşklar” adlı tiyatro oyununda Oya Başar ve Ebru Kural; bir tarafta eğitimli, kültürlü, hayatla eğlenebilen, avam; ama, bir o kadar da alaturka bir kadın; diğer tarafta çekingen, kendini savunmaktan korkan, geleneklerden bihaber saf bir kadını canlandırdı. Farklı geçmişlerden, farklı serüvenlerden gelen bu iki kadının, kendi baharları oynadıkları “Plastik Aşklar”, seyircilerin kahkahaları eşliğinde çok sevilen bir gösteriye dönüştü.

Screenshot_20221201-112718_Gallery
Devamını Okuyun

Sanat

Dev Prodüksiyon “Nina” Dans Gösterisi İstanbul Ve Ankara’ya Geliyor

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Nina Dans Gösterisi İstanbul Ankara
Ayrıksı Kitap

Kostümleri, olağanüstü müzikleri ve göz alıcı dansları ile dev bir prodüksiyona sahip olan, seyirciyi Broadway kabarelerinin dünyasına götürecek ‘Nina’ dans gösterisinin Türkiye’deki ilk durağı İstanbul Fişekhane. 8 Aralık Perşembe İstanbul’da Fişekhane’nin 200 yıllık tarihi atmosferinde sahnelenecek gösteri seyircilere unutamayacakları görsel bir şölen yaşatacak. Nina, İstanbul’un ardından 9 Aralık Cuma Ankara MEB Şura Salonu’nda başkentliler ile buluşacak.

Betina Dimitrova (Nina), Vasil Zolumov ve Teya Radeva’nın baş dansçı olduğu kalabalık bir ekip tarafından sahnelenen Nina gösterisi, her ne pahasına olursa olsun meselelerini kendi çözmeyi tercih eden sıradan bir kızın muhteşem hikayesini konu alıyor.

Sanatseverleri “Caz Çağı” olarak da bilinen görkemli döneme götürecek olan dans gösterisi aşk, kıskançlık, suç, pişmanlık tüm duyguları sahnede ihtişamlı bir şekilde aktaracak. Hayran bırakacak koreografileri, kostümleri ve dekorlarıyla ‘Nina’, Türkiye’de ilk kez “Kültür-Sanat, Gastronomi ve İyi Yaşam”ın İstanbul’daki yeni merkezi Fişekhane’de seyirciyle buluşacak.

‘PRJCT360’ın hazırladığı ve sahneye koyduğu, My Ticket Entertainment’ın organizasyonunu yaptığı, Eresin Otelleri konaklama sponsorluğunda sahnelenecek ‘Nina’, Türkiye prömiyerini, 200 yıla yakın bir tarihi geçmişi olan Fişekhane’nin etkileyici binaları içinde yapacak. ‘Nina’nın ikinci gösterisi ise Ankara’nın önde gelen konser, tiyatro ve gösteri sanatları merkezlerinden biri olan MEB Şura Salonunda gerçekleştirilecek.

Biletler Biletix’te…

Reklam

Program

8 Aralık Perşembe, İstanbul – Fişekhane Ana Sahne
9 Aralık Cuma, Ankara – MEB Şura Salonu

Devamını Okuyun

Sanat

Buğra Gülsoy’un Distopik Bir Evrende Geçen Yeni Kitabı “LUNA” Ön Siparişe Açıldı

Yayınlandı

Tarih

Yazar

Buğra Gülsoy Luna
Ayrıksı Kitap

Oyunculuğunun yanı sıra kaleme aldığı kitaplarla da büyük beğeni toplayan B. Buğra Gülsoy’un distopik unsurlara yer verdiği İnkılâp Kitabevi imzalı yeni romanı “Luna” ön siparişe açıldı…

“Luna” romanıyla özellikle son dönemde çok sevilen distopya türünde başarılı bir esere imza atan Buğra Gülsoy, “aklın egemenliği”ne dayanan medeniyet tasavvurunu sorgulayan bir anlatıyı okurlarının beğenisine sunuyor. İnsanlığı bekleyen karanlık günlerin çarpıcı bir tasvirini yapan Buğra Gülsoy’un yeni kitabı, polisiye ve fantastik edebiyatın unsurlarını harmanlayarak akıcı bir edebiyat şöleni yaratıyor.

Polis memuru Adem’in hikayesi üzerinden ilerleyen ve doğru ile gerçeğin sorgulandığı eleştirel bir arka plana sahip olan “Luna”, sürükleyici olaylar silsilesine okurlarını da dahil ediyor. Hem sorular sordurtan hem de edebî hazzı yüksek kurgusuyla “Luna”, teknolojik ilerlemenin kötücül duygularla birleştiğinde varabileceği noktanın etkili bir tasvirini yapıyor.

İnkılâp Kitabevi imzasıyla yayımlanan “Luna” kitabının sonunda Buğra Gülsoy, “İnsanlık olarak nasıl bir lanetin pençesine düşmüştük, nasıl bir kefaretin bedelini ödüyorduk ki çır­pınması asla bitmeyecek sonsuz bir eziyete dönüşmüştü hayatlarımız?” sorularıyla okuru baş başa bırakıyor.

Kitap Hakkında

Reklam

Bildiğin her şeyi unut. Çünkü bildiklerin “her şeyi” unutturmak içindi. Aslolanı hatırlama diyeydi. Çünkü bildiğini sandıkların koca bir yanılsamadan ibaret. Sadece “bunu” bilmeni istedikleri için yaratıldılar. Bilmeni istemedikleri “gerçek” içinse gözlerine koca bir perde örtüldü. Karanlık bir maskeyle sarmalandın. Sana öğretilenler mutlak doğrular olmadı hiçbir zaman. Doğduğunda hayatı bundan ibaret sandın, senden öncekiler de öyle sandı, ondan öncekiler de. Gördüğün, gördüğümüz normlar bunlardı çünkü. Sen bunu gerçek diye algıladın, çünkü hepsi “olması gereken bu” diye dayatıldı. Aklına sürgün edildin, akıllarımıza hapsedildik. Üstelik şimdiye ait değil bu tutsaklık, binlerce yıldır süregelen bir kanıksanış. Koca bir aldanış. Alışkanlıklarımıza alıştırıldık, onlardan asla kopartılmamak üzere. Korkularımızın, kaygılarımızın kontrol ettiği strese dayalı yapay nefesler yarattılar bizlere. Çıkar yol bulamayan, debelendikçe batan, çırpındıkça yalnızlaşan çaresiz birer varlığa dönüştürüldük. Her şey, özünün derinliklerinde, bilincine açılan o nehirde. Çünkü aslolan gerçek, bildiklerinde değil, bilmediklerinde saklı…

Yazar Hakkında – B. Buğra Gülsoy (Çok ses getiren “Kıyamet” serisinin yazarı B. Buğra Gülsoy’dan sarsıcı bir roman)

1982 yılında Ankara’da doğdu. 2000 yılında eğitimine başladığı Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra Kıbrıs’ta kalıp Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başladı. Mağusa şehrinin özel bir tiyatrosu olan “Açık Tiyat­ro” bünyesinde Eugene Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı temsiliyle oyun­culuk hayatına adım atan Gülsoy, sadece oyunculuk değil tiyatronun tüm dallarında aktif görev aldı.

Tiyatro ve mimarlığın yanı sıra fotoğrafçılık ve grafik tasarımcılığıyla da ilgilenen Gülsoy, yazdığı “varoluşçu” kısa öykülerini görsel yolla ifade edebilmek için, kaleme aldığı yazıları senaryolaştırdı. “İnsan: Bir Var­lık”, “İnsan: Bir Kimlik” ve “İnsan: Bir Sonuç” başlıkları altında kurgu­ladığı deneysel kısa filmi “İnsan: Üçleme”nin (Human: Trilogy) ardın­dan “İnsan: Bir Sistem” alt başlığıyla ikinci deneysel kısa filmi “Altüst”ü (Upsidedown) oluşturdu. Filmleri ulusal ve uluslararası festivallerde gösterildi.

2007 yılında Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi (UNDP) kapsamında düzenlenen bir yarışmada filmcilik üzerine eğitim aldı ve “Hayatın illüzyonlardan oluştuğu” savını yaratarak yazıp çektiği “Mutlu Son” (Happy End) kısa filmiyle, yarışan birçok Türk ve Rum kısa filmi arasından “En İyi Kurmaca Kısa Film” ödülünü kazandı.

Reklam

2008 senesinde İstanbul’a yerleşen Buğra Gülsoy, oyunculuk yapmaya devam ederken kurucularından biri olduğu “GET” oluşumu bünyesinde ilk tiyatro oyunu “Pragma”yı hem yazdı hem de yönetti. Pragma’dan sonra yazdığı ikinci tiyatro oyunu “Dip”te ise bu kez suçu “cehaletten doğan acımasız önyargılar” adı altında topladı. Ardından Serhat Teo­man ve Emre Erkan’la birlikte oyunun film senaryosunu yazdı ve Serhat Teoman’la birlikte “Mahalle” filminin yönetmenliğini yaptı.

Buğra Gülsoy oyunculuğa devam etmenin yanı sıra uzun metraj film senaryoları, dizi filmler ve kısa öyküler yazmaya devam etmektedir. Yazdığı ilk romanı “Birinci Kıyamet: Güneşin Battığı Yer”, ikinci romanı ise serinin devamı “İkinci Kıyamet: Güneşin Doğduğu Yer”dir.

Künye

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: B. Buğra Gülsoy
Kapak Görseli: Elena Zaitseva
Kapak Uygulama: Beyzanur Karabulut
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

Reklam
Devamını Okuyun

Popüler